Olayda ağır yaralanan Metin Şengül'ün kız kardeşi Şükran Şengül, "Yeğenimin toprağındaki su daha kurumamıştı. Taziye evinde duamızı yaptık. Taziyeye gelenlerin bir kısmı evde bulunuyordu. Gençler hava almak için dışarı çıkınca eve geldi. Demek ki, en yakın yerdeydi, evi gözetliyordu. Silah sesleri üzerine her birimiz bir odada kendimizi yerlere attık. Katil, eli silahlı, cani, gözü dönmüş. Dışarıdakileri taradı. Biz de kapıya kanepe dayadık. Ya dışarıdakilerin tamamını öldürdü, ya da mermisi bitti diye düşündük. Bu arada, kayınbiraderi ile baldızını öldürmek için aradığını fark ettik. En son iş bittikten sonra bizim odanın kapısına dayandı. 5-6 kez 'açın kapıyı, polis' dedi. Ben de nereden bileceğiz senin polis olduğunu dedim. Ne camdan bakabiliyor, ne de kapıdan çıkabiliyorduk. Büyük korku yaşadık. 3 gün içinde 3 can verdik. Bizi acımızla başbaşa bıraktılar. Bir can verdik yetmedi, 2 can, bir ağır yaralı daha. Şu anda ağabeyimin durumu da kritik. Daha hayati tehlikeyi atlatamamış. Sanki, cani hala bizi gölge gibi takip ediyor, peşimizde gibi hissediyorum. Ben daha çok mağdurlara sahip çıkılmasını istiyorum. Biz bunu hak etmemiştik" dedi.
"YARALI AMCAMI DIŞARI ÇIKARIP İLK MÜDAHALEYİ BAŞIMDAKİ YAZMAYLA YAPTIM"
Ağır yaralı Metin Şengül'e ilk müdahaleyi başındaki yazmayı çıkarıp kendisinin yaptığını ifade eden Taze Tuna da, şunları söyledi:
"Önce Hamiyet Şengül'ü vurdu. Ondan sonra kadınların içerisine daldı. Eşine 'Ayşe' diye haykırdı. Ondan sonra ben karşısına çıktım. Bana 'sen çık' dedi. 'Çık' deyince, Metin amcama 4 el sıktığını gördüm. Sonra yine eşine bağırdı. Onu istedi. Ben o arada, amcamı nasıl kapmış, götürmüşüm bilmiyorum. Arka sokağa çıkardım. Sonra polisleri çağırdım. Katil içeride deyip, feryat ettim. Daha sonra başımdaki yazmayı açtım, Metin amcamın koluna bağladım. O anda amcanın kanı durdu. Bu arada ambulans geldi, ondan sonrasını bilmiyorum."
Nurcan Şengül ise, "Birden girdi, taradı. Canımızı zor kurtardık. Bir de içeride yanıyorduk. Korkudan kapıya kanepeyi dayadık. Kanepe sobadan tutuştu. Kanepeye su döküp yangını söndürdüm. O an beni görünce, 'yenge' dedi. Neden böyle yaptın? Hem kendini, hem yuvanı yıktın dedim. Ben, 'intikam alacağım, ocakları söndüreceğim, daha hırsımı alamadım, hedeflerim belli, siz korkmayın' dedi. Canımız tehlikedeydi. Onun elinde silah var. Cepleri mermi doluymuş. 2 mermiyi ayırmış. O kişiler de belliymiş, onları arıyordu. Şok olduk. Ben kapının arkasındayım, ama tabancayla ateş ediyor. Eşini, kayınvalidesini, kayınpederini vurmuş, artık diğerlerini arıyor. O, silah atıyor durmadan, sonradan polisi aramak aklımıza geldi. 155'i aradık, polisler geldi. Bir de ambulans gönderin dedim. Can pazarı yaşandı. Kız kardeşi yanına gidip, 'yapma ağabey' diye bağırdı. O an, kime hedef aldı bilmiyorum. Bir ara silahı kendine dayadı sanırım. Çünkü, kelime-i şahadet getirdi. Ben yere vuruyorum, vur kendini, kurtuluşun olmayacak vur diyorum. Çocukları babasının evindeymiş. Çocuklarını görme sözü üzerine teslim oldu. Daha şokumuzu atamadık. Geleceğini bekliyorduk. Hanımına 'sen beni boşarsan, mezarını hazırla, geniş kaz, hepinizi gömeceğim' demiş. Cenazelerin üzerinden geçtik ve perişan olduk. Bu, olacak bir şey mi, buna dayanılır mı?" ifadelerini kullandı.