MYNET / ÖZEL Son yıllarda bu alanda öne çıkan en dikkat çekici unsur, kendisini analist, uzman ya da güvenlik çevrelerine yakın gibi konumlandıran anonim hesapların artışı oldu.
Akademik yetkinlik ve kurumsal arka plandan yoksun bu dijital profillerin; teknik kavramlar, spekülatif senaryolar ve kriz dili üzerinden etki oluşturmaya çalıştığı belirtiliyor.
Güvenlik çevreleri, bu tür içeriklerin bilgi üretmekten çok davranış ve algı şekillendirmeyi hedeflediğine dikkat çekiyor.
Özellikle Türkiye’nin kritik dış politika ve güvenlik süreçlerinde bu faaliyetlerin yoğunlaştığı görülüyor. Suriye sahasında uluslararası hukuktan doğan güvenlik adımları sonrasında, Türkiye’yi hedef alan eş zamanlı dijital kampanyalar bunun güncel örnekleri arasında gösteriliyor.
Zamanlama, içerik benzerliği ve etkileşim ağları üzerinden yapılan incelemeler, bu paylaşımların spontane değil; eşgüdümlü dijital faaliyetler olduğuna işaret ediyor.
Bu çerçevede Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından yürütülen kapsamlı dijital izleme, veri tarama ve ağ analizleri sonucunda önemli tespitlere ulaşıldı. İletişim Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Duran, yapılan çalışmalar neticesinde terörle iltisaklı yüzlerce sosyal medya hesabının belirlendiğini açıkladı. Duran, söz konusu hesapların sistematik biçimde dezenformasyon ürettiğini ve terör propagandası yürüttüğünün hukuki delillerle ortaya konulduğunu ifade etti.
Açıklamaya göre, ilgili kurumlarla koordinasyon sağlanarak bu dijital yapılara yönelik erişim engelleme ve adli süreçler başlatıldı. Yetkililer, bu müdahalenin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmediğini; kamu düzenini ve ulusal güvenliği hedef alan organize faaliyetlere karşı yürütülen hukuki bir süreç olduğunu vurguluyor.
Analistler, söz konusu adımı devletin dijital alandaki güvenlik yaklaşımında önemli bir eşik olarak değerlendiriyor. Buna göre, sosyal medya artık yalnızca bireysel ifade alanı değil; ulusal güvenliğin doğrudan etkilendiği stratejik bir zemin olarak ele alınıyor.
Uzmanlara göre bu yeni dönemde mücadele yalnızca kurumlarla sınırlı değil. Toplumsal farkındalık, içeriklerin kaynağını, amacını ve olası etkilerini sorgulama refleksi, dijital güvenlik mimarisinin tamamlayıcı unsuru olarak öne çıkıyor.
Değerlendirmeler, bilgi çağında gücün; yüksek sesle konuşmaktan ziyade, doğru ile yanlışı ayırt edebilme kapasitesinde toplandığını gösteriyor. Dijital alanda yürütülen mücadelede esas hedefin ise yalnızca yanlış bilgiyi engellemek değil, algı güvenliğini korumak olduğu ifade ediliyor.
Yetkililer, stratejik iletişimin dijital medya platformlarında etkin biçimde kullanıldığını ve bu alanın artık klasik kamu diplomasisinin ayrılmaz bir parçası hâline geldiğini vurguluyor. Bu kapsamda Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın; haber dili altında yürütülen, stratejist ya da analist kimliğiyle sunulan ancak özünde provokatif ve yönlendirici faaliyetler içeren dijital yapılara karşı çalışmalarını sürdüreceği ifade ediliyor.
Milli güvenliği hedef alan bu tür girişimlere karşı izleme, analiz ve müdahale mekanizmalarının kararlılıkla işletileceği belirtiliyor.