Salgınların nedeni şebekelerin yetersizliği

İZMİR (İHA) - Türkiye Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şubesi'nden yapılan açıklamada, Türkiye'de son 6 ayda yaşanan ve 13 binden fazla insanın sağlığını kaybetmesine yol açan içme suyu kaynaklı salgınların, belediyelerin içme suyu şebekeleri ve dezenfeksiyon sistemlerinin yetersizliğini ortaya koyduğu belirtildi.

Reklam
Reklam

Son 6 ay içerisinde içme suyu kaynaklı üç büyük salgın yaşandığı belirtilen açıklamada, "Bu salgınlardan ilki temmuz ayı başlarında Yatağan'da meydana gelmiş ve 635 yurttaşımız bağırsak enfeksiyonlarına bağlı rahatsızlıklar nedeniyle sağlık kuruluşlarına başvurmuştur. İkinci büyük salgın ise ağustos ayında Doğubeyazıt'ta meydana gelmiş; 4 bin 500 kişi hastalanmış, 2 kişi de yaşamını yitirmiştir. Son olarak, Malatya'da kasım ayı sonunda yaşanan salgında 8 bin civarında yurttaşımızın bağırsak enfeksiyonuna bağlı şikayetlerle sağlık kurumlarına başvurduğu öğrenilmiştir. Eylül ayında ise başkent Ankara'da kolera vakalarının görüldüğüne dair haberler ulusal basında uzunca bir süre yer almıştır. Türkiye'de 3 bin 215 belediye bulunmakta ve belediyeler içme suyu şebekeleri vasıtasıyla günde yaklaşık 40 milyon kişiye, 14 milyon metreküp içme ve kullanma suyu sağlamaktadır. Toplam uzunluğu 150 bin kilometreyi aşan içme suyu şebekeleri, tekniğine uygun olmayan yapım, ağır şehir içi trafik yükü, kanalizasyon, telefon gibi diğer altyapı çalışmalarının verdiği zararlar, depremler ve eskimeye bağlı nedenlerle önemli ölçüde kırık ve çatlağa sahiptir. Bu çatlak ve kırıklardan, içme suyu şebekesinde su olduğu zaman dışarıya su kaçakları yaşanmaktadır. Nitekim ülkemizde su şebekelerindeki su kaçakları yüzde 45 civarındadır. Yani bir yılda belediyelerimizin temin ettiği 5.1 milyar m3 suyun 2.3 milyar m3'ü bu şebeke çatlaklarından dolayı kaybedilmektedir. Diğer yandan, elektrik kesintisi veya tamir çalışmaları nedeniyle şebekelerdeki suyun kesilmesi halinde yeraltında birikmiş olan yağmur suları, fosseptikler ve kanalizasyon şebekelerinden sızan sular içme suyu şebekesine karışmakta ve bu atık sularda bulunan mikroplar salgınlara yol açmaktadır" denildi.

Reklam
Reklam

Anayasal bir hak olan temiz ve sağlıklı bir çevrede yaşama hakkının tüm insanlar için sağlanmasının belediyeler ve merkezi yönetimin temel görevlerinden birisi olduğu ifade edilen açıklamada, alınması gereken tedbirler ise şu şekilde sıralandı:

"İçme suyu şebekesi inşaatlarında mühendislik biliminin gerektirdiği dikkat gösterilmelidir. Belediyeler şebeke çatlaklarını tespit ve kaçakların önlenmesini öncelikli görevlerinden birisi olarak belirlemelidir. Yüzeysel ve yeraltı su kaynakları ve rezerv alanları titizlikle korunmalı, bu alanlarda kirlenmeye neden olabilecek hiçbir faaliyete izin verilmemelidir. İçme suyu dezenfeksiyon sistemleri geliştirilmelidir. Aksi takdirde ülkemizde her yıl giderek artan sayıda yerleşimde su kaynaklı salgınlar yaşamak kaçınılmaz olacaktır."

Haberin Devamı İçin Tıklayın