Teziç, hükümeti acelecilikle suçladı

ANKARA (İHA) - YÖK Başkanı Erdoğan Teziç, Yükseköğretime ilişkin düzenlemelerin büyük bir kurultay ya da çalıştayda ele alınması gerekliliğini vurgulayarak, hükümetin yasa çalışmalarını aceleye getirmesini eleştirdi.

Teziç, "Eğitim konusu politik gerginlik konusu olmamalı. Alelacele parlamentoya getirilirse korkarım bir iki hassas konuyla tartışmalar zemin kaybedecek, politik gerginlikler daha da artacaktır" dedi. YÖK Başkanı Erdoğan Teziç, Yükseköğretim Kurulu ve Kondrad Adeneur Vakfı tarafından Hilton Oteli'nde düzenlenen "Türkiye ve Almanya'da Eğitim Politikası, Bilim Özerkliği, Üniversite Reformu" konulu kongreye katıldı. Teziç, kongrede yaptığı konuşmada, üniversitelerde yapılması istenen reforma değindi. Reformun dört ayağı bulunduğuna işaret eden Teziç, yapılmak istenen reformun mutlaka ve mutlaka global yaklaşımlardan pay alması gerektiğini belirterek, şunları kaydetti:

Reklam
Reklam

"Küreselleşmenin içinde parasal sorunlar çözülmeli çünkü özellikle gelişmiş ülkelerde devlet, üniversitelere bütçelerinden büyük paylar ayırmak istemiyor. Bölgesel bazda düşündüğümüzde ise AB'ye girmek isteyen bir Türkiye var. Ben şahsen talep eden bir Türkiye yerine tırmalayan bir Türkiye anlayışının olması gerektiğini düşünüyorum. Bunun için de yükseköğretimde ve örgün eğitimde yakınlaşma sağlanmalıdır".

Hem yükseköğretim de hem de ortaöğretimde yaşanan sorunların çözümlerinin cesurca yatırılması gerektiğini kaydeden Teziç, "Bunu yapmazsak çocuklarımıza en büyük ihaneti yapmış olacağız. Perakende münferit değişiklikler sorunları aşmak mümkün değildir" dedi. Reformların halk düzeyinde inandırıcılık boyutuna ulaştırılması gerektiğini kaydeden Teziç, kendi içinde sertlik barındıran bir metinle yola çıkılması durumunda ne bu reformu gerçekleştirecek heyecan barındıran insanları ne de gerekli paranın bulunmasının kolay olmayacağını söyledi.

Reklam
Reklam

Teziç, üniversitelerin bir devlet politikası olarak görülmesi halinde iktirdar ile sürtüşmenin eğitim kurumlarıyla bağdaşmayacağını söyledi. Teziç, yapılacak olan çalışmaları 'Reform' kelimesinin kullanılması halinde iki yapı arasında bir ahengin bulunmasının zorunluluk olarak ortaya çıktığının altını çizdi. Teziç, çalışmalarla ilgili konuşmasını geçmiş yıllarda yaşanan olaylarla ilgili örnekler vererek destekledi.

Teziç, meslek liselerine ilişkin tartışmaların sağlıklı yürütülmediğini belirterek, asıl mağdurların düz lise mezunları olduğunu söyledi. "Meslek lisesi mezunları hem meslek sahibi oluyor hem de isterlerse üniversite sınavına girebiliyorlar. Ama düz lise mezunlarının hiçbir garantisi yok" diyen Teziç, meslek liselerine ilişkin sorunun 2001 yılında çıkarılan meslek yüksekokullarına sınavsız geçiş yasasıyla çözümlendiğini kaydetti. Yükseköğretime ilişkin düzenlemelerin büyük bir kurultay ya da çalıştayda ele alınması gerekliliğini vurgulayan Teziç, hükümetin yasa çalışmalarını aceleye getirmesini eleştirdi. Teziç, "Eğitim konusu politik gerginlik konusu olmamalı. Alalacele parlamentoya getirilirse korkarım bir iki hassas konuyla tartışmalar zemin kaybedecek politik gerginlikler daha da artacaktır" diye konuştu. ÖSS'deki farklı katsayı uygulamasını da savunan Teziç, bunun üniversiteler önündeki yığılmayı da engellendiğini ifade etti. Teziç, katsayı uygulamasının alan belirleme işlemi olduğunu kaydederken " Bu bütün batılı ülkelerde de vardır. Bu ayrımı yapmazsak hepsini üniversiteye yönlendirirsek 1.5 senede 4 milyon insan üniversite kapısına gelir. Siyasi iktidarda biz de buna dayanamayız" dedi.

Reklam
Reklam

Teziç, üniversiteye geçişin serbest bırakılması durumunda "herkesin büyük bir sorunu" olarak değerlendirdiği dershane sektörünün işine yaracağını belirtti. Teziç, sistemde değişikliğin meslek lisesi 10'ncu ve 11'nci sınıflarındaki öğrencileri dershanelere yığacağına dikkat çekerken, meslek lisesi öğrencilerinin dershane eğitimiyle üniversiteye girmelerinin de mümkün olmayacağını kaydetti. Teziç, yükseköğretim kurulunun ve üniversitelerin anayasal bir kurum olduğunu kaydederken, devlet iktidarının parçası olan kurumların siyasi iktidarın halktan aldığı oyu devlet iktidarının sarsmadan kullanmasını sağlayan araçlar olduğunu söyledi.
Teziç, konuşmasında YÖK'ün yapısına da değinerek, YÖK Genel Kurulu içinde Genelkurmay temsilcisinin yer almasına ilişkin eleştirilere katılmadığını belirtti. Teziç, söz konusu üyenin askeriyedeki okullaşma ve bu okullarda sivillerin de görev almasından kaynaklandığını söyledi. Teziç, "Bu eğitimde sivil-asker işbirliğidir. Yoksa buna askerlerin buraya müdahalesi şeklinde anlamak doğru değildir" dedi. Üniversitelerde yapılacak reformun, ortaöğretim-yükseköğretim bütünlüğü içinde ele alınması gerektiğini kaydederek, gerekirse, meslek liselerine olgunluk sınavları konması veya AB'deki gibi ilköğretimden başlayan yönlendirmenin düşünülebileceğini söyledi. Teziç, meslek liseleri ile genel liseler arasındaki okullaşma oranının AB ile ters orantı olduğunu ifade etti. Teziç, ayrıca katılımcıların soruları üzerine de iktidarın 30 yeni üniversite açma planını "siyasi yatırım" olarak yorumladı.

Reklam
Reklam

Öte yandan, kongrenin açılış konuşmasını yapan Konrad Edeneur Vakfı'nın Türkiye temsilcisi Dr.Wulf Schönbohm, Türkiye'deki üniversite reformunun çok tartışılan, hassas bir konu olduğunu söyledi. Schonbohm, tartışmaların özellikle giyim kuşam ile ilgili olarak başörtüsü ve meslek liseleri konularında yoğunlaştığını kaydetti.

Haberin Devamı İçin Tıklayın