HABER

Kapat

Bahçeli: Millet nazarında lanetlenecekler

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Meclis'te yaptığı konuşmayı eleştirdi.

ANKARA (İHA) - MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Meclis'te yaptığı konuşmayı eleştirerek, "Türkiye Cumhuriyeti devletinin en üst makamının, Türkiye'nin ve Türk milletinin temel konularına yönelik sorunlu ve tek yanlı bakış tarzı ile iktidarla benzeşen yaklaşımları, bulunduğu görevin önemi itibariyle büyük bir talihsizlik olmuştur. Elbetteki devletimizin başı olan bir makam ile siyaset kürsüsünden tartışma yapmaktan imtina etmek isteriz ama son konuşmasına duyarsız kalmamız da mümkün değildir" dedi.

Bahçeli, sınır ötesi operasyon tezkeresine evet oyu vereceklerini de açıkladı. MHP Genel Başkanı Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, bebek katilinin sürece doğrudan girerek paravanların inmeye başladığı yeni dönem içinde hükümetle İmralı canisinin ortak noktalarının da belirgin hale geldiğini öne sürdü. Türk milletine açık düşmanlığı bilinen bir katil ile 'Ne mutlu Türküm diyene' sözünden tiksinen bir Başbakan'ın Anayasa'dan bu vurguları çıkarmak için seferber olmasının, fırsat adı verilen projenin gerçek sahiplerini ortaya çıkardığını belirten Bahçeli, "İşin ilginç ve sorgulanması gereken yanı kırk bini aşkın insanımızın hayatını kaybetmesinden sorumlu bir katilin hücresinden hala terör örgütünü yönetmeyi sürdürmesi, yandaşlarına talimatlar yağdırabilmesidir. Dün, 14 yıl Suriye'nin başkenti Şam'da, bir evden terörü yöneten terörist başının, yedi yıl boyunca sığındığı cezaevi hücresi yeni ikameti ve karargahı olmuştur. Özellikle hükümetin sözde çözüm çalışmaları İmralı canisini tekrar eski yönetim gücüne kavuşturmuş, Kandil kadrolarının desteği ile Başbakan Erdoğan'ın açılım ikizi haline gelmiştir. Bu itibarla, Başbakan'ın Milliyetçi Hareket Partisi'nin karşı duruşu ile çark ederek 'tek devlet, tek millet, tek bayrak, tek vatan' söyleminin de inandırıcılığı kalmamıştır. Adına 'milli birlik projesi' denilmesi ise tam bir aldatma ve göz boyamadır" şeklinde konuştu.

Başbakan'ın özlemini çektiği, bölünerek milli kimliğini kaybetmiş bir toplum yapısını, yalnızca Türkiyelilik tezinin bağlayıcılığı ile bir arada tutacağını zannetmesinin gaflet değilse, ihanetin ta kendisi olduğunu dile getiren Bahçeli, böyle bir çözülmenin başlatılmasının milleti ayakta tutan binlerce yıllık değerleri birer birer yıkmaya başlayacağını, sonunda ortada tek vurgusu yapılabilecek ne devlet, ne millet, ne vatan, ne de bayrak kalacağını savundu. Bahçeli, bunu görmek için akademik bir bakışa ve özel bir vizyona sahip olmaya gerek olmadığını vurguladı. Bahçeli, "Savunduğunuz model Amerikan iç savaşından alınan Kuzey-Güney arasındaki 'önce savaş, sonra barış' modeli ise çoktan yanlış yoldasınız demektir. Biliniz ki, öyle bir ayrışmadan yeniden birleşme çıkması mümkün değildir" diye konuştu.

Başbakan Erdoğan'ı ve AK Parti milletvekillerini Türkiye'yi sürükledikleri akıbeti fark ederek, girdikleri yanlış yoldan bir an önce dönmeye çağıran Bahçeli, "Aksi halde yıkım sürecinin işbirlikçileri olarak millet nazarında lanetlenecekler ve girilen karanlığın sorumluluğundan kurtulamayacaklardır. Türk milletinin birliğiyle, haysiyetiyle ve geleceğiyle oynayan, Türkiye'yi yıkıma götüren küresel aktörlerin, siyaset tüccarlarının, menfaat çetelerinin ve bölücü ihanet odaklarının oyununu bozmak vazgeçilmez milli görevimiz ve namus borcumuz olacaktır" dedi.

"CUMHURBAŞKANI'NIN SON KONUŞMASINA DUYARSIZ KALAMAYIZ"

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün yeni yasama yılı açılışı dolayısıyla geçen hafta Meclis Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmaya da değinen Bahçeli, Türkiye Cumhuriyeti devletinin en üst makamının, Türkiye'nin ve Türk milletinin temel konularına yönelik sorunlu ve tek yanlı bakış tarzı ile iktidarla benzeşen yaklaşımlarının, bulunduğu görevin önemi itibariyle büyük talihsizlik olduğunu söyledi. Bahçeli şunları kaydetti:

"Elbetteki devletimizin başı olan bir makam ile siyaset kürsüsünden tartışma yapmaktan imtina etmek isteriz ama son konuşmasına duyarsız kalmamız da mümkün değildir. Anayasamızın 104. maddesi gereğince devletin başı sıfatını taşıyan Cumhurbaşkanı, Türkiye Cumhuriyeti ve Türk milletinin birliğini temsil etmektedir. Ne var ki, konuşmasının tamamına yakını ayrılıklar ve farklılıklar üzerine olmuş, milletin birliği ve bütünlüğüne yönelik çağrışımlar farklılıklar üzerine oturtulmuştur. Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir Cumhurbaşkanı birlik ve bütünlük gibi pozitif mesajlar yerine, saklı tuttuğu anlaşılan zihniyetinin izdüşümü olan farklılıklara vurgu yapmıştır. Yine Anayasa'da adı konulmuş ve tanımlanmış olan Türk milleti kavramı Cumhurbaşkanı'nın lügatinde yer almamıştır. Konuşmada tam 36 defa 'millet'ten bahsetmiş olmasına rağmen temsil ettiği milletin adını bir kez hariç, 'Türk' olarak tanımlamaktan ısrarla kaçınmıştır. Bu kaçınma ciddi bir siyasal sapmanın ve milletine yönelik ilkel bir etnik bakışın izlerini taşımaktadır."

En Çok Aranan Haberler

Kapat