Bağdadi'nin özel hizmetini yapan örgüt üyesi, Çankırı'da yakalandı
Çankırı'da polisin düzenlediği operasyonda, DEAŞ terör örgütünün öldürülen lideri Ebubekir el-Bağdadi'nin özel hizmetini yapan bir kişinin de aralarında bulunduğu 3'ü kadın 11 kişi gözaltına alındı.
Çankırı İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Cumhuriyet Başsavcılığı'nın başlattığı soruşturma kapsamında belirlenen adreslere sabaha karşı eş zamanlı operasyon düzenledi. Operasyonda 3'ü kadın 11 kişi gözaltına alındı. Şüphelilerden birisinin örgütün öldürülen elebaşı Ebubekir El-Bağdadi'nin özel hizmetlerini yaptığı öğrenildi. Ayrıca şüpheliler arasında terör örgütü içinde 'emir' düzeyinde bulunan yöneticilerin bulunduğu bildirildi. Şüpheliler, sorgulanmak üzere Emniyet Müdrlüğü'ne götürüldü. Soruşturma sürdürülüyor.
Görüntü Dökümü
-------------
-Emniyetten görüntü
-Detaylar
Haber: Ramazan SARICI/ÇANKIRI, (DHA)
=================
Kaykaylı gencin tehlikeli yolculuğu
OTOMOBİLİN ALTINDA KALMAKTAN SANİYELERLE KURTULDU
Bursa'da kaykaylı 2 gencin, servis minibüsünün arkasına tutunarak yaptıkları tehlikeli yolculuk, bir vatandaş tarafından cep telefonu kamerasına yansıdı. Görüntülerde kaykaylı gencin, tehlikeli yolculuk sırasında yere düştüğü ve otomobilin altında kalmaktan son anda kurtulduğu görüldü.
Bursa'nın merkez Yıldırım İlçesi Tayyareci Mehmet Ali Caddesi üzerinde kaykaycı 2 arkadaşın tehlikeli yolculuğu, bir vatandaşın cep telefonu kamerasına yansıdı. Görüntülerde 2 genç, kaykaylarıyla hareket halindeki bir minibüse tutunarak yolculuk yaptıkları görüldü. Görüntüyü çeken vatandaşın, 2 gencin yolculuğunu korkuyla izlediği sırada gençlerden birinin yola düştüğü görüldü. Bu sırada yoldan herhangi bir arabanın geçmemesi olası faciayı önledi. O anları çeken vatandaşın panik anları görüntülerde yer aldı.
Görüntü Dökümü:
-----------
-Kaykaylı 2 gencin tehlikeli yolculuğu cep telefonu görüntüsü
-Olayın olduğu caddeden görüntüler
Süre: 01.09 Boyut: 129 MB
Haber-Kamera: Mehmet İNAN/BURSA, (DHA)
==================
Kadın sütünden 3 çeşit peynir üretildi
Kafkas Üniversitesi'nden Prof. Dr. Yavuz Öztürkler, Newyork Üniversitesi'nde bir kadın öğrenci tarafından kadın sütünden 3 çeşit peynirin yapıldığını ve bunun diğer kadınlar tarafından çok beğenildiğini söyledi. Prof. Dr. Öztürkler, peynirden fala dahi bakılabildiğini belirtti.
Kafkas Üniversitesi Veteriner Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yavuz Öztürkler ve Avukat Metin Öztürk, 15 yıl boyunca Türkiye'nin her yerini gezerek peynir üzerine yaptıkları çalışmaları, Türkiye'nin ilk ve tek peynir dergisi olan 'Cheese life magazine'de topladı. İkili, peynirle ilgili her türlü bilginin bulunduğu bu dergi yoğun ilgi görünce 'Peynir Deyip Geçmeyin' adlı kitap çıkardı.
TÜRK İNSANI PEYNİRİ SADECE KAHVALTIDA ARIYOR
Antalya'da 10'uncusu düzenlenen Yöresel Ürünler Fuarı'na katılan Prof. Dr. Yavuz Öztürkler ve Metin Öztürk, Türkiye'nin birçok yerinden tescilli peynirlerin tanıtıldığı stantta, peynirle ilgili ilginç bilgiler verdi. Avukat Metin Öztürk, peynir için yaptıkları inceleme gezilerinde peynir kültürünün yeteri seviyede olmadığını tespit ettiklerini söyledi. Peynirin aslında bir kültür olduğunu anlatan Metin Öztürk, "İnsanlarımız peyniri sadece kahvaltıda hatırlıyor. Biz de peynir kültürü oluşması için bir kitap ve dergi çıkardık. Peynirin çok ilginç özelliklerini araştırdık, yazdık. 15 yıllık süreçte insanlarımızın peynire bakış açışının değiştiğini söyleyebiliriz" dedi.
Anadolu'da peynire bir 'kültür' mantığıyla yaklaşılmadığını ve kurumsallaşılmadığı için peynirde Avrupa ile yarışacak seviyeye gelinmediğini aktaran Öztürk, “Aile işletmelerinin kurumsallaşması ve peynir vizyonu oluşturmaları gerekiyor" dedi.
KADIN SÜTÜNDEN PEYNİR OLUR MU?
Prof. Dr. Yavuz Öztürkler ise peynirle ilgili yaptıkları ilginç araştırmalardan söz etti. Peynirin tarihiyle ilgili konuşan Prof. Dr. Öztürkler, sütün çürütülmesiyle peynirin oluştuğunu ve 10 bin yıllık geçmişi olduğunu söyledi. Prof. Dr. Öztürkler, peynirin asıl vatanının Mezopotamya olduğunu, doğuda doğup, batıda gelişimini sürdürdüğünü anlattı. Dünyada 2 binin üzerinde, Türkiye'de ise 200 çeşit peynir olduğunu ifade eden Prof. Dr. Öztürkler, "Peynir öyle çeşitlendi ki; eşek, fare, geyik, maymun sütünden yapılır oldu. 2011 yılında ABD'de Newyork Üniversitesi'nde yüksek lisans yapan Miriam Simun adlı öğrenci tarafından kadın sütünden peynir denemesi yapıldı. Kadın sütünden 3 çeşit peynir elde ettiler. Bunu gören şefler, olaya ilgi gösterdi. Bazı kadınlar da destekledi ve kendi sütlerinden peynir yaptı" diye konuştu. Kadınların hayvan sütüne güvenirken kendi sütünden yaptığı peynire daha çok güvendiğini kaydeden Prof. Dr. Öztürkler, Türkiye'nin bu konuya henüz hazır olmadığını sözlerine ekledi.
PEYNİRDEN FAL BAKILIYOR
Peynirin kültürle çok iç içe geçtiğini de belirten Prof. Dr. Öztürkler, peynirin çürümeye bırakılıp eriyen kısımlarda oluşan şekillerden fal bakıldığını, bunun da çok ilgi çektiğini kaydetti.
Görüntü Dökümü
------------
- Peynir detay
- Stanttan görüntü
- Röp: Prof. Dr. Yavuz Öztürkler
- Röp: Metin Öztürk
Haber: Alparslan ÇINAR- Kamera: Mehmet KILIÇASLAN/ANTALYA-DHA)
======================
742 yıllık Ulu Cami, ihtişamıyla büyülüyor
Afyonkarahisar'da, Afyon Sancak Beyi Nusreddin Hasan tarafından Karahisar Kalesi eteklerine 40 direk üzerine yapılan 742 yıllık Ulu Cami, ihtişamıyla büyülüyor. Yerel tarih araştırmacısı ve alan kılavuzu Hasan Özpınar, "Direklerin başlıklarına baktığımız zaman özellikle ince işçilik görülmeye değer. 'Kündekari' dediğimiz farklı bir yapı stiliyle çivi kullanılmadan inşa edilmiş" dedi.
Selçuklu Veziri Fahreddin Sahibata'nın oğlu, Afyon Sancak Beyi Nusreddin Hasan tarafından Karahisar Kalesi eteklerinde yaptırılan Ulu Cami'nin inşaatı 1272 yılında başladı. 1277 yılında tamamlanan Ulu Cami, moloz taş malzemeyle yamuk dikdörtgen biçiminde inşa edildi. İnşa edilirken kırma çatılı yapının üzeri düz toprak damla örtülürken, ortasına da aydınlık feneri yerleştirildi. Ulu Cami'nin 1947 yılındaki onarımı sırasında fener kapatılırken, 1983 yılında da çatısı çinko malzemeyle yapılarak, yenilendi. Kuzey, doğu ve batı yönlerinde üç girişi bulunan, batı cephesindeki girişten ibadet mekanına merdivenle inilen tarihi cami, iri mukarnas (İslam sanatındaki mimari yapılara ait geometrik bir bezeme çeşidi) başlıklı 40 ahşap direkle 9 sahına (bölüm) ayrıldı. Camideki, ahşap kirişler ve lambriler üzerinde bulunan geometrik, bitkisel, yazılı ve figürlü kalem işi süslemelerden günümüze ise çok azı ulaşabildi.
SELÇUKLU TAŞ İŞÇİLİĞİ
Kesme beyaz kireç taşından mihrabı, yalın Selçuklu taş işçiliğine sahip olan Ulu Cami'nin geometrik motiflerle bezeli ahşap minberi Selçuklu ahşap işçiliğinin güzel örneklerinden birini gözler önüne seriyor. Ulu Cami, yüksek nitelikli ahşap ve taş işçiliğinin yanında bezemeli tuğla minaresi ve Selçuklu'dan günümüze ulaşan en eski ahşap direkli camilerden biri olması dolayısıyla Anadolu'nun önemli yapı taşlarından biri olarak göze çarpıyor.
'ENDER CAMİLERDEN BİRİ'
Yerel tarih araştırmacısı ve alan kılavuzu Hasan Özpınar, Ulu Cami'nin şehrin en eski camilerinden biri olduğunu belirterek, caminin 1272 ile 1277 yılları arasında Sahibata Fahrettin oğlu Nusreddin Hasan tarafından yapıldığını söyledi. Tarihi Karahisar Kalesi eteklerine caminin inşa edildiğini vurgulayan Özpınar, "Yaklaşık 750 yıldır ibadete açık olan bir camidir. Yapıldığı dönemlerde Hocabey veya Cami-i Kebir olarak bilinirdi. Daha sonraki yıllarda Ulu Cami olarak isimlendirilmiş. O gün bu gündür yine mimarisiyle Anadolu'da ender bulunan camilerden birisidir" dedi.
'ANADOLU'DA 5 TANE VAR'
Camiyi özel kılan ana temanın içerisindeki ahşap direkler olduğunu aktaran Özpınar, "40 ahşap direk üzerine oturtulmuş tarihi bir yapı. Anadolu'da bilebildiğimiz bu yönüyle 5 yapı var: Konya'nın Beyşehir ilçesinde Eşrefoğlu Cami, Eskişehir'in Sivrihisar ilçesinde Ulu Cami, Ankara'da Cenab-ı Ahmet Paşa Cami ile Kastamonu'da Kasaba Cami, Afyonkarahisar'daki Ulu Cami gibi benzer yapıdaki camilerimizdir" diye konuştu.
'ÇİVİ KULLANILMADAN İNŞA EDİLMİŞ'
Hasan Özpınar, şöyle dedi: "Cami yapıldığında üzeri toprakla örtülmüş. Yani çorak toprakla örtülmüş. 1948 yıllarında restorasyonu yapılmış ve üst kısmı açılarak toprak örtü kaldırılmış. Yerine bugün gördüğümüz çinko kaplama çatı yapılmış. Restorasyon sırasında çürüyen bazı parçalar değiştirilmiş. Direklerin başlıklarına baktığımız zaman özellikle ince işçilik görülmeye değer. 'Kündekari' dediğimiz farklı bir yapı stiliyle çivi kullanılmadan inşa edilmiş. Her biri birbiriyle farklı yapıdadır ve birbiriyle benzerlik göstermez."
'TARİHİ DOKUSUNU KORUYOR'
2003-2004 yıllarında caminin yeniden restore edildiğini aktaran Özpınar, "Bu restorasyon sırasında taban tahtaları söküldü. Ayrıca kapının hemen solunda bir cenaze ve mezar taşı bulundu. Kim olduğu araştırıldığı zamanda Ulu Cami'nin hemen karşısında 1900 yılı başlarında Afyon'da müftülük yapan 'Çil Hafız' isminde bir zat. Vefatında vasiyet etmiş ve 'Beni müminlerin ayaklarının altına defnedin' diye. Oraya defnedilmiş. Ayrıca camiye gelen ziyaretçi sayısı da her geçen gün artıyor. Hafta sonları binlerce ziyaretçi ağırlıyor. Gelen misafirlerimiz hem ibadet ediyor hem de tarihi dokuyu görme fırsatı buluyor. Direklerin başlarında dikkat ederseniz geometrik motifler ve bezeli ahşaplar 750 yıldır tarihi dokusunu koruyor" diye konuştu.
'İNSANA HUZUR VERİYOR'
Tarihi camiyi ziyarete eden Akif Saka, caminin muhteşem bir görünüme sahip olduğunu ve burada olmaktan mutlu olduğunu söyledi. Saka, "Ulu Cami çok güzel ve tarihi bir cami. Ben Amasya'nın Merzifon ilçesindenim ve bizim orada da böyle camiler var. Burada olmak insana huzur ve huşu veriyor. Bu camiyi yapanlar güzel bir ruh ile yapmış. Yeni yapılanlar soğuk ve ruhsuz" diye konuştu. İzmit'ten eşiyle Afyon'a gelen ve camiyi ziyaret eden Mustafa Öztürk, caminin manevi bir havası olduğunu ve mimarisine hayran kaldığını söyledi.
Görüntü Dökümü
----------
-Kale manzarasında Ulu Cami
-Ulu Cami dışından detaylar
-Ulu Cami içerisinde detaylar
-Direklerden ve motiflerden detaylar
-Genel detaylar
-Hasan Özpınar ile röportaj
-Ziyaretçilerden detaylar
-Ziyaretçilerle röportaj
-Caminin drone görüntüsü
Haber-Kamera: Satılmış AKKAŞ/AFYONKARAHİSAR, (DHA)
====================
Avrupa'nın Noel çelengi Batı Akdeniz'den
Hristiyanların bayramı Noel için Antalya'da ve Burdur'un Bucak ilçesinde üretilen çelenkler, Hollanda, İngiltere, Almanya ve Danimarka başta olmak üzere hemen hemen tüm Avrupa ülkelerine ihraç ediliyor.
Hristiyanların 25 Aralık'ta kutladığı 'Christmas' (Hazreti İsa'nın doğum günü) bayramında kapılarına astıkları çelenkler, Antalya'da ve Burdur'un Bucak ilçesine bağlı Kocaaliler Beldesi'ndeki kadınların istihdamına önemli katkı sağlıyor. Ağustos ayı ortasında başlayan çelenk üretim sezonu Aralık ayının ortasına kadar sürecek. Bucak ilçesinde 2000'li yıllardan bu yana üretimi ve ihracatı gerçekleştirilen çelenkler, çam artığı, çam kozalağı, andız ve selvi dalı, sandal ve mersin meyvesi, kızılcık, dağ çileği, kurutulmuş biber, patlıcan ve hurma gibi tamamen doğal orman artığı ürünlerden yapılıyor.
300 KADIN ÇALIŞIYOR
Atölye ve ev ortamında yöre halkından her biri, günde 25- 30 çelenk yapabiliyor. 300 civarı köylü kadın bu işte çalışıp günlük 100-150 lira kazanç elde ediyor. Üretilen kapı süslerinin birim fiyatı ortalama 2.5 Euro. Ekim ayı başı itibarıyla da ihracat başladı. Süslemeler özel soğutma sistemli (frigo) konteynerler içinde TIR veya uçakla gönderiliyor.
300 BİN ÇELENK İHRAÇ EDİLECEK
Sezon sonuna kadar yaklaşık 650 bin kapı süsü yapılarak soğuk hava zinciri ile Hollanda, İngiltere, Almanya, İspanya, Belçika ve Danimarka başta olmak üzere pek çok ülkeye ihraç ediliyor. Bölgedeki firmalar bu yıl ilk kez ABD'den de talep aldı. Maldivler ve Şeysel adalarına da numuneler gönderen firmalar, Japonya'ya da ilk ihracatı bu yıl gerçekleştirdi.
İLK TIR'LAR GİTTİ
Kocaaliler Belediye Başkanı Selahaddin Gökçe, beldede 2000 yılından bu yana çelenk işi yapıldığını söyledi. Belde halkının ağustos ayının ortasından aralığın ortasına kadar çelenk üretiminde çalıştığını kaydeden Başkan Gökçe, "İhracatçı firmaların önder olmaları ve bu işi devam ettirmeleri beldemize ciddi istihdam sağlıyor" dedi.
Kocaaliler Beldesi'nde yaklaşık 20 yıldır çelenk üretip Avrupa ülkelerine ihraç eden Aziz Düz ise "Avrupa'da kapı süsü olarak başlayan çelengin her geçen yıl kullanım alanı genişledi. Başta Almanya ve Hollanda'ya ihraç ettiğimiz çelenkler, Noel'in yanı sıra kapı süsü, masa süs olarak kullanılıyor. Yine cenazelerde kullanılıyor. Kısacası Avrupalılar sevincini ve üzüntüsünü paylaştığı her yerde çelenk kullanıyor" diye konuştu.
Firma olarak günlük 2 bin 700 bin çelenk ürettiklerini vurgulayan Aziz Düz, yıllık 250- 300 bin adet çelenk ihraç ettiklerini söyledi.
ANTALYA'DA 30 YIL ÖNCE ALMAN KADIN TARAFINDAN ÜRETİLDİ
Antalya'da ise Noel çelenklerinin üretimi ve ihracatı ise 30 yıl önce kentte yerleşik yaşayan Alman bir kadın tarafından yapıldı. Noel gününde kapı, mezarlık ve yemek masası gibi alanları süsleyen çelenkler bugün Antalyalı ev kadınlarının elinden çıkıyor. Batı Akdeniz'in ormanlarındaki ağaç dalları, kozalaklar, yabani meyveler gibi atıkları toplayan işçiler ev kadınlarının elemeği döktüğü atölyelere kamyonlarla gönderiyor. Burada ev kadınları kasnağını oluşturduğu çelenklere renk renk yabani meyveleri ve yeşil dalları tek tek sarıp orta kısımlarını da çam kozalaklarıyla süslüyor.
20 ÜLKEYE İHRAÇ EDİYOR
Ziraat mühendisi Şerife Altındal da el emeği Noel çelenkleri kurduğu şirket vasıtasıyla 19 yıldır yurt dışına pazarlıyor. Dünyada çiçek sektörünün merkezi olarak kabul edilen Hollanda başta olmak üzere İngiltere, Almanya, Danimarka, Slovenya, Japonya, Kanada, Çin'in de aralarında bulunduğu 20'nin üzerinde ülkeye çelenk ihracatı yapan Altındal'ın bu yıl noel çelengindeki hedefi ise 400 bin adet.
400 BİN ÇELENK 1 BUÇUK MİLYON DOLAR CİRO HEDEFİ
Ağustos ayından aralık ayının ilk haftasına kadar yapımı devam eden çelenkleri orman atıklarından bir araya getirdiklerini belirten Altındal, "Okaliptüs, sandal meyvesi, tespih ağacı, Amerikan sarmaşığı, çam kozalağı, selvi dalı ve kozalağı yani ormanın bütün atıklarını geri dönüştürüyoruz. Aynı zaman da bunlardan döviz geliri elde ediyoruz. Sıfır atık ürünler bunlar. Yüzde 90 oranında kadın emekçilerimizle birlikteyiz. Kadınlarımızın eli bu işe daha yatkın. Ormanlarda atıkları toplayanlarla birlikte yaklaşık 400 işçimiz var" diye konuştu.
Altındal, bu yıl 400 bin çelenk ihraç etmeyi hedeflediklerini belirterek 1,5 milyon dolar ciro elde edeceklerini de sözlerine ekledi.
Noel çelenklerine emek veren kadınlardan Safiye Şener, 10 yıldır çelenk yaptıklarını belirterek, "Ekmek paramı çıkarıyorum. Oturduğum yerden çalışıyorum. Zor değil işim. Yurt dışına gönderiyoruz buradaki çelenkleri" dedi.
Bir başka kadın çalışan Fatma Gergin ise kozalakların üzerinde çalıştıklarını ve 3 yıldır rahat bir şekilde çalıştığını söyledi.
Atölyede süs buketleri de yapılıyor. 5 yıl gibi uzun süre hiç bozulmadan canlılığını sürdüren çiçek buketlerini hazırlayan Mahbup Celepçi ise mesleği biyoloji üzerine değil de çiçekler üzerine yoğunlaştığını, bu işten keyif aldığını söyledi. Direkt yurt dışına gönderilmesi için buketleri hazırlayan Celepçi, "Ülkemizdeki değişik renkteki çiçekleri bir araya getirerek dekor için kullanılacak buketler oluşturuyoruz. Bu buketlerin ömrü şoklanmış ürünler oldukları için 5 yıl" dedi.
Kadınların elinde hazırlanan çelenkler, sıfır atık anlayışına uygun olarak özel tahta kutulara yerleştirilip ihraç edileceği ülkeye soğutmalı özel araçlarla gönderiliyor.
Görüntü Dökümü
-----------
Orman ürünlerinin görüntüsü
Üretilen noel çelenklerinden görüntü
Çalışan kadınların görüntüsü
RÖP 1: Şerife Altındal
RÖP 2: Safiye Şener
RÖP 3: Fatma Gergin
RÖP 4: Mahbup Çelepci
Süs bitkilerinden görüntü
Detaylar
530 MB -- 04.47 /// HD
Haber: Alparslan ÇINAR-KAMERA: Mehmet KILIÇASLAN/ANTALYA,(DHA)
=================
Kangal köpekleri 'doğal terapi' sağlıyor
Sivas'ta yetiştirilen ve dünyaca ünlü Kangal köpekleri sahipleri için doğal terapi sağlarken, stresten de uzak tutuyor. Kangal köpeği yetiştiricisi Hüseyin Yıldız, bu hayvanlarla vakit geçirmenin insanlara mutluluk ve huzur verdiğini söyledi.
Türkiye'nin en önemli değerlerinden biri olanak gösterilen Kangal köpekleri ile vakit geçirmek insanlara doğal terapi sağlıyor. Sivas'ta bulunan İç Anadolu Seçkin Irk Kangal Köpeği Eğitim ve Üretim Merkezi'nin işletmecisi Hüseyin Yıldız, Kangal köpeğinin Türkiye'nin en seçkin ve doğal ırkına sahip olduğunu ve sahibine olan bağlılığı ile ön plana çıktığını söyledi. Kangal köpekleri ile doğada kısa süreli de olsa vakit geçirmenin günün yorgunluğunu da aldığını belirten Yıldız, insanlar için bir terapi kaynağı olduğunu ve uzmanların da tavsiye ettiğini ifade etti.
'BİR SAAT DOLAŞMAK TÜM SIKINTILARINIZI GİDERİR'
Sonbahar mevsiminde Kangallarla yürüyüş yapmanın insan üzerindeki etkilerine değinen Yıldız, "Sonbahar mevsimi köpeklerle bir başka güzel. Köpek dediğimiz zaman aklımıza bizim Anadolu'da Kangal ırkı köpeğimiz gelir. Kangal ırkı köpeğimiz insana heves, sağlık, sevgi katar. İnsanın iç dizaynını okşar. Bizi içten benimser ve sizin siz olmanızı hatırlatır. Kangal köpeklerimle sonbahar mevsiminde suyu çok sevdikleri için onlarla çok temiz akan bir nehir kenarına geldim. Onlarla birlikte dolaştık ve bir gün geçirmek istedim. Bizim Anadolu aslanı ırkımız dünyada verebileceği en iyi sağlık terapisini sizlere sunar. Sizin gün içinde oluşan tüm sıkıntılarınızı gidermenizi sağlar. Yani günde 1 saat Kangal köpeği ile dolaşmak kadar güzel bir terapi olamaz. Onların yanında kendimi çok mutlu hissediyorum. Onların gücüne çok güveniyorum. Herhangi bir tehlikeye karşı benim korkum olmuyor. Hem beni koruyorlar hem de sevgi dolu bir iletişim sağlıyoruz. Ayrıca da bana sağlık aşılıyorlar" dedi.
'KANGALLAR VEFALI, SAF BİR DOSTTUR'
Kangalların çeşitli sosyal sorumluk projelerinde yer alması gerektiğini söyleyen Yıldız, "Kangal köpeğimiz görev almasını bilen bir ırktır. Çocuklarınızda herhangi bir sıkıntı varsa alın kangallarla gezdirin. Gezmeyi sevmeyen çocuklarınız varsa Kangallar onlara bir heves katar. Ayrıca yapılabilecek en güzel terapilerden biri de Kangal ne kadar adım attırırsa o kadar sağlıkla buluşturur. Kangal bir yarendir, bir dosttur. Kangal köpeklerinin çok daha fazla sosyal sorumluluk projelerine dahil edilmesi gerektiği düşüncesindeyim. Çünkü bizim hayvanlarımız doğal ve doğanın hiyerarşisini bünyesinde barındıran bir ırktır. İçinde insana karşı saf bir dostluk vardır. Aklınıza geleni okur ve sizleri rahatlatır. Kangal köpeği ile düzenli yürüyüş yapan insanların hayat verimliliği artar. Saf ve güvenilir bir dostunuzun doğada sizin yanınızda oluşu artı bir değer katar. Kangallar vefalı, saf bir dosttur" dedi.
Görüntü Dökümü
--------------
-Kangal köpeklerinin görüntüleri
-Doğada yürüyüşleri
-Irmak içerisinde sahipleri ile hareket etmeleri
-Genel görüntüler
-Hüseyin Yıldız röportajı
(607 mb)
Haber-Kamera: Hüsnü Ümit AVCI-Rahmi MEYVECİ/SİVAS, (DHA)