
Türkiye'nin ikinci büyük gölü olan Tuz Gölü, hem kirlilik hem de kuruma tehdidi altında. Bölgede göçmen ve konaklayan kuş sayısı giderek azalıyor ve tuz ekonomisinin geleceği de bu dengeyle birlikte sarsılıyor. Dünya genelinde 2025 yılındaki afetlerin faturası 260 milyar dolara ulaştı, bu tablo bize doğa kaybının artık sadece manzara meselesi olmadığını gösteriyor.


Bir zamanlar dev flamingo sürülerine ev sahipliği yapan Burdur Gölü, su seviyesinin yüzde kırkından fazlasını kaybetti. Göl çevresindeki tarımsal sulama ve azalan yağışlar bu kaybın en büyük nedenleri arasında sayılıyor. Sıcak hava dalgalarının sıklaşması, tarımsal üretimde verim kaybına yol açarak bölge çiftçisinin cebine de doğrudan yansıyor.

Bu iki komşu göl hızla kuruyor, üstelik son yıllarda gölün etrafında tekrarlayan yangınlar da bölgenin ekosistemini tehdit ediyor. Durumun ciddiyeti nedeniyle bu göller, kuraklık riski altındaki göller arasında öncelikli eylem planı hazırlanan sekiz gölden ikisi oldu.


İstanbul'a yakınlığıyla popüler bir kaçamak noktası olan Sapanca, büyük kısmında su kaybı yaşıyor ve ciddi bir tehdit altında. Bölgedeki yapılaşma ve su çekimi gölün geleceğini doğrudan etkiliyor.


Türkiye'nin en büyük tatlı su göllerinden biri olan Beyşehir hızla kuruyor. Göl çevresindeki tarımsal sulama ihtiyacı ile gölün doğal beslenme dengesi arasındaki uçurum her geçen yıl büyüyor. Böyle afetlerin ve kayıpların yarattığı ekonomik yük, uzun vadede iklim yatırımlarının neden bu kadar değerli olduğunu da hatırlatıyor.
Bu köşelerin çoğu, doğru su yönetimi ve iklim politikalarıyla hâlâ kurtarılabilir durumda. Ama zaman daralıyor.