Alışverişten dönerken alınan her şeyi tüketeceğimizi düşünürüz. Oysa hafta ortasında planlar birden değişir, bazı günlerde dışarıdan yemek söylenir ve pazardan taze taze alınan sebzeler unutulur gider. Açılıp zamanında tüketilmediğinden küflenen peynirler ya da çekmecenin dibinde solup kalan yeşillikler, buzdolabındaki diğer ürünlerin bozulma hızını artırır. Üstelik tek tek bakıldığında küçük görünen bu kayıplar, ay sonunda mutfak bütçesinde ciddi deliklere yol açabilir.
Birleşmiş Milletler Çevre Programı UNEP’in 2024 raporuna göre; 2022’de dünya genelinde 1,05 milyar ton gıda atığı oluştu ve bunun %60’ı hanelerden çıktı. Dolayısıyla evlerde her gün bir milyardan fazla öğüne denk gelen miktarda yiyecek çöpe gidiyor ve bu sorunu çözmek, ilk önce kendi mutfağınızda doğru adımlar atmanızla başlıyor.

Yedi günlük ayrıntılı menüler çoğu evde birkaç gün içinde bozuluyor. Bunun yerine hafta boyunca pişirilecek üç veya dört ana yemeği belirlemek daha gerçekçi. Evde hangi gün yemek yenmeyeceğini hesaba katmak da gereksiz alışverişi önlemeye yardımcı.
Listeyi hazırlamadan önce buzdolabı, dondurucu ve kuru gıda dolabını kontrol etmeyi de unutmamanız gerekli. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü FAO da alışveriş öncesi mevcut ürünleri kontrol etmeyi, öğün planı yapmayı ve listeyle hareket etmeyi gıda israfını azaltan temel uygulamalar arasında gösteriyor.

İkinci ürünün yarı fiyatına satılması her zaman tasarruf anlamına gelmez. Bir paket tüketilmeden bozulacaksa kasada kazanılan indirim birkaç gün sonra çöpe gider.
Özellikle süt ürünleri, yeşillikler, ekmek ve taze meyvelerde “Bunu gerçekten bitirebilir miyim?” sorusunu sorarak satın almak en iyisidir. Büyük paketler avantajlı görünüyorsa bir kısmını dondurmayı veya yakınınızla paylaşmayı da tercih edebilirsiniz.

Yiyeceklerin bozulmasının en sıradan nedeni aslında buzdolabında unutulup gözden kaybolmaları. Yeni alınan ürünleri öne koyup eskileri arkaya itmek yerine, son kullanma tarihi yaklaşanları göz hizasında ayrı bir bölüme yerleştirmek, bu sorunu çözmenize yardımcı olabilir.
Yarım limon, açılmış peynir, birkaç gün önceden kalan yemek ve yumuşamaya başlayan sebzeler burada toplanınca akşam ne pişirileceğine karar vermek de kolaylaşır ve gıda israfı büyük ölçüde azaltılır.

Son tüketim tarihi, et, balık ve süt gibi kolay bozulan ürünlerde gıda güvenliğiyle ilgili bir konudur. Bu tarihi geçen ürünler, görünüşü veya kokusu normal olsa bile bozularak sağlığa zararlı olabilir. Bu nedenle özellikle et ve süt ürünü gruplarının bu tarihten sonra tüketilmemesi gerekir.
Tavsiye edilen tüketim tarihi ise tat, aroma ve doku gibi kalite özellikleriyle ilgili bir konudur. Bakliyat, makarna veya konserve gibi ürünler ambalajı sağlam ve saklama koşulları uygun olduğu sürece bu tarih geçer geçmez otomatik olarak çöpe dönüşmez. Sadece lezzet ve aromada azalma olur ama güvenle tüketilebilir.

Misafir gelecekmiş gibi yemek pişirmek, özellikle tek veya iki kişilik evlerde kalan gıdaların birikmesine neden olarak israfı artırabilir. İlk etapta daha küçük miktar hazırlamak; yetmezse yemeğin yanına salata, yoğurt veya başka bir eşlikçi eklemek daha doğru bir yöntemdir.
Pilav, makarna ve bakliyat gibi pişince hacmi büyüyen ürünlerde ölçü kabı kullanmak tahmin hatasını azaltır. İhtiyaç kadar yemek hazırlamak ve yenmeyen kısmı doğru biçimde saklamak da evlerdeki gıda israfını azaltan yöntemler arasındadır.

Bir önceki akşamdan kalan sebze yemeği çorbaya, haşlanmış tavuk köfte harcına, sertleşmeye başlayan ekmek ise krutona dönüşebilir. Bazen artan yemeğin tüketilmemesinin nedeni bozuk olması değil, kimsenin aynı yemeği iki gün üst üste yemek istememesidir.
Kalanları şeffaf ve tarih yazılmış kaplarda saklamak unutulmalarını önleyerek ertesi gün yemek planına dahil etmenizi kolaylaştırır. Bu gıdaların ne kadar süre güvenle saklanabilecekleri ise yemeğin içeriğine ve soğutma koşullarına bağlıdır. Ama koku ve görünümde değişim yaşamayan gıdaları yeni malzemelerle birleştirerek farklı tariflerde kullanmak, dolabınızdaki besinlerin çöpe gitme riskini azaltır.

Tüketemeyeceğiniz ekmeği, eti veya hazırladığınız yemeği bozulmaya başladıktan sonra değil, hala iyi durumdayken dondurmak israfı önler. Bu paketlerin üzerine içeriğini ve tarihi yazmak, aylar sonra karşınıza çıkan buzlu kabın ne olduğunu hatırlamanızı sağlar.
Bu durumda tek kullanımlık porsiyonlar halinde saklamak da işe yarayan bir yöntemdir. Böylece bir kap yemek için tüm kabı çözdürmeniz gerekmez. Dondurucudaki ürünleri gösteren küçük bir liste tutarsanız market alışveriş yapmadan önce eldeki stokları değerlendirebilir ve ev ekonomisindeki dengeyi de koruyabilirsiniz.

Hafif yumuşamış domates sos olabilir, kararan muz kekte kullanılabilir, biçimsiz sebzeler ise çorbaya girebilir. Besinlerin görsel olarak kusursuz görünmemeleri, besin değerlerini kaybettikleri veya yenemeyecek durumda oldukları anlamına gelmez.
Elbette küflenmiş, kötü kokan ya da güvenliğinden şüphe ettiğiniz gıdaları kurtarmaya çalışmamanız gerekir. Buradaki amaç bozuk yiyeceği tüketmek değil, yalnızca görüntüsü değiştiği için çöpe atılan ürünlerin kullanımını artırmaktır. Biçimsiz meyve ve sebzelerin çorba, püre, reçel ve smoothie gibi tariflerde değerlendirilmesi israfı büyük ölçüde azaltabilir.

Ne yaparsanız yapın evde çöpe giden besinler olacaktır. Her akşam neyin neden atıldığını kısa bir notla kaydederseniz, israfa neden olan ana etmeni de kolayca bulabilirsiniz. Örneğin; fazla pişirilmiş, yenmemiş, dolapta unutulmuş veya paketi büyük gelmiş gıdaları kaydederek mutfakta yaptığınız hatanın farkına varabilirsiniz. Bir hafta bu şekilde not tuttuktan sonra ise market alışverişini buna göre şekillendirerek mutfağınızdaki kontrolü elinize alabilirsiniz.
Çünkü ölçemediğiniz israf kısa sürede görünmez olur, görünür hale geldiğinde ise çözümü genellikle düşündüğünüzden çok daha basittir.

Mutfak masrafı yalnızca satın alınan gıdalardan oluşmaz. Fırın, ocak, buzdolabı ve dondurucu da bütçenin bir parçasıdır. Tek porsiyon yemek için tüm fırını çalıştırmak yerine uygun boyutta cihaz kullanmak, bakliyat kaynatırken tencerenin kapağını kapatmak ve birkaç yemeği aynı pişirme planında hazırlamak enerji tüketimini azaltabilir.
Bir diğer konu da buzdolabı kullanım alışkanlıklarını değiştirmekle ilgilidir. Buzdolabına sıcak yemek koymak cihazın daha fazla çalışmasına yol açarken, kapının uzun süre açık bırakılması içerideki soğuk havayı kaçırır ve enerjinin verimsiz kullanımına yol açar. Yiyecekleri oda sıcaklığında gereğinden fazla bekletmeden güvenli biçimde soğutmak, dolabın sıcaklığını doğru ayarlamak ve dondurucudaki stokları düzenli takip etmek hem gıda kaybını hem enerji israfını sınırlamaya yardımcıdır.

Gıda israfını azaltmak, satın alınan üründen daha fazla yararlanmanızı sağlar ve hane bütçesindeki açığı kapatmanıza yardımcı olur. Büyük ölçekte bakıldığında aynı yaklaşım; enerji, su, ham madde ve finansmanın boşa harcanmaması anlamına gelir. Birleşmiş Milletler Çevre Programı UNEP, gıda kaybı ve israfının küresel ekonomiye yıllık maliyetini yaklaşık 1 trilyon dolar olarak hesaplıyor.
Gıda atığını azaltmak, yalnızca gıdanın kendisini değil, üretiminden taşınmasına kadar geçen süreçte harcanan enerjiyi de daha verimli kullanmak anlamına geliyor. Enerji verimliliğini artırmak ise toplam enerji ihtiyacını azaltmanın ve fosil yakıtlara bağımlılığı sınırlamanın önemli yollarından biri. Bunun yanında güneş ve rüzgar gibi yenilenebilir enerji kaynaklarına ve depolama yatırımlarına yönelmek de dönüşümün diğer önemli ayağını oluşturuyor. TÜSİAD’ın çalışmasına göre yeşil ekonomik dönüşümün Türkiye’nin GSYH’sini yüzde 5,7 ile yüzde 6,6 arasında artırma potansiyeli bulunuyor. Çalışmada güneş, rüzgâr ve depolama yatırımlarının ekonomik büyüme ve yeni istihdam açısından önemli fırsatlar sunduğu da vurgulanıyor.
Buzdolabında unuttuğunuz tek bir ürün ülke ekonomisini değiştirmiyor olabilir. Fakat aynı durumun milyonlarca evde, işletmede ve üretim tesisinde tekrarlandığı düşünülürse devasa etkisi de daha iyi anlaşılabilir. Bu nedenle mutfakta başlayan tasarruf, daha az atık çıkaran ve enerjiyi daha verimli kullanan bir ekonomik düzenin en gündelik örneklerinden biri olabilir.