Polisi karşısında görünce '3 saat erken geldiniz' diyen katliam zanlısı, cinayetleri nasıl işlediğini anlattı ve 'pişman değilim' dedi.
İKİ AYRI MEKTUP
Zanlı Murat Yüksel, cinayetleri gerçekleştirip Pazartesi gecesi eve döndükten sonra eşi Nesrin Yüksel ve çocuğunun uyumasının ardından, 7 ve 1,5 sayfalık iki ayrı mektup yazdı.
Murat Yüksel'in, eşine verilmesi için bıraktığı 7 sayfalık mektupta, "onu çok sevdiğini", kendisini "hiçbir zaman üzmeyi düşünmediğini", "çocuğuna iyi bakmasını istediğini" yazdığı öğrenildi.
3 kişiyi daha öldürecekti
Murat Yüksel'in polis tarafından gözaltına alınıncaya kadar yazdığı 1,5 sayfalık veda mektubunda ise "ninesinin Camuzcu köyündeki mezarının yanında gömülmek istediği" kaydedildi.
Cumhuriyet Savcısı'nın olay yerinde cesetler üzerinde yaptığı ilk incelemede, katliam şüphelisi Murat Yüksel'in babası İbrahim ve kardeşinin eşi Ela Gül Yüksel'i ensesinden, ablası Nalan ile yeğeni Vedat'ı ağızlarından, kardeşi Ali ile ablası Nalan'ın ayrıldığı eşinden olan çocukları Arif ile Halil İbrahim'i kafasına ateş ederek öldürüldüğü anlaşılırken, annesi Günay Yüksel'i de boğarak öldürdüğü belirlendi.
3 kişiyi daha öldürecekti
Katliam şüphelisi Murat Yüksel'in yakalandığı Toros Mahallesi'ndeki evinde yapılan aramada masa üzerinde A4 kağıda yazılı eşine ‘Sevgili Nesrin' hitabıyla başlayan 9 sayfalık mektup, 4 otomobil kontak anahtarı, bir Baretta marka tabanca, bir şarjör, 7.65 mm. çaplı 20 mermi, bir kanlı kot pantolon, silah kılıfı, tişört, dizüstü bilgisayar ele geçti.
Murat Yüksel'in yazdığı 9 sayfalık mektubun bir bölümünde ‘Cinayetleri Ali işledi' diyerek öldürdüğü kardeşi Ali Yüksel'i suçladığı mektubun son cümlesinde Murat Yüksel'in, "Sonuçta elde ne var? Bu bir aile faciası" ifadesi dikkati çekti. Cinayet Masası dedektifleri, mektubun eşine hitaben yazılmış olması nedeniyle, planladığı diğer cinayetlerde sadece mektupta yazdığı 3 eski iş arkadaşını listeye aldığı, ilk anda söylendiği gibi eşi ve çocuğunu öldürme planı bulunmadığını değerlendirdi.
3 kişiyi daha öldürecekti
'3 SAAT ERKEN GELDİNİZ'
Zanlının, öğle saatlerinde, evinde kendisini yakalamaya gelen ekiptekilere, "3 saat erken geldiniz. Çocuğum okuldan geldikten sonra parka götürüp gezdirecektim. Gönlünü alıp veda edecektim. Daha sonra da nenemin mezarına gidip intihar edecektim" dediği belirtildi. Zanlının, olayla ilgili olarak "Pişman değilim. İbrahim ile Günay'ı babam ve annem olarak kabul etmiyorum" dediği öğrenildi.
Murat Yüksel'in, ailesi ile uzun süredir görüşmediğini, son olarak kardeşi Ali Yüksel'in psikolojik tedavi için hastaneye yatırılması sırasında bir araya geldiklerini söylediği ifade edildi.
Zanlının, Diyarbakır'da oto galerisi işlettiğini, 2001 yılında ekonomik kriz nedeniyle işlerinin kötü gittiğini, daha sonra yeniden toparladığını ve ailesine 800 bin TL vererek iki ev aldığını iddia ettiği bildirildi.
Ailesinin bu parayı geri ödemediğini savunan zanlının, "Bana ne bu parayı ödediler, ne de yardımcı oldular. Aldığım evleri Nalan'ın üzerine yaptılar. İbrahim'e senet imzalatmıştım. Ama sinirlenince onları da yırttım" dediği kaydedildi.
Zanlının, ailesinin maddi durumunun iyi olan ve çarşı merkezinde iki iş yeri bulunan eşinden para istemeyi onuruna yediremediğini, çektiği sıkıntılara rağmen hastanede psikolojik tedavi gören kız kardeşi Handan'ın kızına da kendisinin baktığını söylediği öğrenildi.
Murat Yüksel'in, annesi ve en küçük yeğeni Vedat'ı evde bulduğu kabloyla boğduğunu, öldürdüğü diğer kişiler arasında sadece Arif'in bir süre kendisine direndiğini ve bir süre boğuştuklarını anlattığı belirtildi.
Çelik yelek giydirilen zanlı Murat Yüksel, Emniyet Müdürlüğündeki sorgusunun ardından, geniş güvenlik önlemleri altında Adliyeye sevk edildi. Bu arada, Murat Yüksel'in eşi Nesrin Yüksel, ifadesine başvurulmak üzere Emniyet Müdürlüğüne getirildi.
Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin Ruh Sağlığı ve Hastalıklar Hastanesinde yaptığı incelemede, farklı tarihlerde zanlı ve baba İbrahim Yüksel'in "şizofren", kardeşi Ali Yüksel'in "ağır şizofren", anne Güney'in "depresyon" tedavisi gördüğü tespit edildi. Ali Yüksel'in sürekli ilaç kullandığı, hastaneye yatırılmadan önce de "kendini peygamber olarak gördüğü" öğrenildi.
AİLENİN SAĞ KALAN TEK FERDİ
Bu arada, ailenin sağ kalan tek ferdi olan, hastanede "manik atak, iki uçlu mizaç bozukluğu" teşhisiyle tedavi gören Handan Yüksel'e ise ağabeyinin tüm ailesini katlettiğinin, doktor kontrolünde bildirildiği ifade edildi.
Hastane yetkililerinden alınan bilgiye göre, yaklaşık üç hafta önce annesi tarafından hastaneye getirilen Handan Yüksel'in tedavi gördüğü bölümdeki televizyon, dün tüm kanalların olayı duyurduğu sırada kapatıldı. Ancak diğer hastaların televizyon seyretme isteği nedeniyle doktorlar tarafından Handan Yüksel'e olay anlatıldı.
Büyük bir ruhsal çöküntü yaşadığı, sinir krizi geçirdiği belirtilen Handan Yüksel sürekli doktor kontrolünde tutulurken, annesinin cenazesine katılma talebi başhekimlik tarafından uygun bulundu. 112 Hızır Acil Servis'e ait ambulansla hastaneden alınan Handan Yüksel, psikiyatr, psikolog, sosyal hizmet uzmanı ve sağlık görevlisinden oluşan ekibin nezaretinde annesinin cenazesinin toprağa verileceği mezarlığa götürüldü. Hastane yetkilileri, annesinin Handan Yüksel'i sürekli ziyarete geldiğini, bu nedenle de olayı açıklamayı uygun gördüklerini kaydettiler.
Huzurevleri Mahallesi'nde Murat Y. tarafından öldürülen Ela Gül Yüksel (29) ve 6 yaşındaki oğlu Vedat Yüksel'in cenazeleri Adli Tıp Kurumu'ndan yakınları tarafından alınarak Kabasakal Mezarlığı'na getirildi.
Anne ve oğlunun cenazeleri, yıkandıktan sonra yakınlarına gösterildi. Ekonomik sıkıntı çeken eşine kuaförlük yaparak katkıda bulunan Ela Gül Yüksel'in annesi Hatice Ulusal, tören sırasında fenalık geçirdi. Anne Hatice Ulusal, katil zanlısının kızına ve torununa işkence yaptığını, bunu, cenazeleri gördükten sonra anladıklarını belirterek, "Kızımı ve torunumu vura vura canice öldürmüş, kemiklerini kırmış" dedi.
Ela Gül Yüksel'in adını vermek istemeyen bir diğer yakını ise cesetlerin boğazlarında morartı izlerinin bulunduğunu ifade ederek, zanlının anne ve oğlunu boğduğunu söyledi. Anne ve oğlunun cenazeleri daha sonra kılınan namazın ardından yan yana toprağa verildi. Ela Gül Yüksel'in tabutunda gelin duvağı bulunması dikkati çekerken, anne Ulusal, kızı ve torununun mezarlarının başında ağıt yaktı.