Programlara katılmak üzere Van'a gelen Yayman, Edremit ilçesindeki Uygulama Oteli'nde, "Türkiye Yüzyılı Buluşmaları" kapsamında basın mensuplarıyla bir araya geldi.
Yayman, Van'a 1990'lı yıllardan itibaren bir çok kez geldiğini anlatarak, kentte yaşanan değişim ve dönüşümü yakından takip ettiğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın selamlarını ileten Yayman, şunları kaydetti:
"Cumhurbaşkanımız biliyorsunuz New York'ta Birleşmiş Milletler toplantısında yine tarihi bir konuşma yaptı. Cumhurbaşkanımızın konuşmasına gösterilen ilgi ile katil Netanyahu'ya gösterilen tepki aslında Cumhurbaşkanımızın ve Türkiye'nin tarihin doğru tarafında durduğunu apaçık biçimde ortaya koydu. Bir kez daha Van'dan sesleniyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir devlet politikası olarak aziz milletimiz mazlum Filistin halkının yanındadır. Gazze'nin yanındadır ve yanında durmaya devam edecektir. Dolayısıyla katil İsrail'in bölgede yaptıkları asla kabul edilemez. O kirli ağızlarına seçim malzemesi olarak Cumhurbaşkanımızı almaya devam etmesinler. Çünkü Recep Tayyip Erdoğan ismi aziz, mübarek bir isimdir. O katillerin bu ismi ağzına almasına biz karşıyız. Kendi aralarındaki seçim kampanyalarını ne yapıyorlarsa yapsınlar. Dolayısıyla Cumhurbaşkanımızın Birleşmiş Milletler'de yaptığı konuşmayı milletçe bir kez daha takdir ediyoruz. Bir kez daha şükranlarımızı sunuyoruz ve küresel lider nasıl olunurmuşu gösterdiği için kendilerine şükranlarımızı arz ediyoruz."
Yayman, AK Parti'nin masada değil sahada siyaset yapan bir parti olduğunu belirterek, Van'da programları kapsamında vatandaşları dinleyeceklerini, dertleriyle derleneceklerini ifade etti.
AK Parti'nin 25 yıldır kesintisiz iktidarda kalarak demokrasi açısından bir rekoru kırdığını anlatan Yayman, "Allah nazarlardan saklasın. 41 kere maşallah diyoruz. İnşallah milletimizden aldığımız güç ve destekle Vanlıların desteği ve hayır duasıyla artık 25 yılı geride bıraktık. Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle 'dün dünde kaldı can cazım. Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.' diyerek önümüze bakıyoruz ve gelecek 25 yılın başarı hikayesini yazmak istiyoruz. İkinci 25 yıldaki en büyük mücadelemiz, en büyük arzumuz Türkiye'nin refahının yükseltilmesi, demokrasinin standartlarının yükseltilmesi, evrensel normlara uygun bir demokrasi inşasıdır. Yapılan reformların kurumsallaşmasıdır. AK Parti'de bu siyasi akıl vardır." dedi.
İkinci 25 yılın merkezlerinden bir tanesinin de Van şehri olduğunu dile getiren Yayman, Van'ın gerçekten her gün değişmekte, gelişmekte olduğunu, sınır ticaretinden turizme, yatırımlardan lojistiğe kadar çok büyük imkanları içinde barındırdığını aktardı.
Özellikle İran'la yapılan sınır ticareti ve Kapıköy Sınır Kapısı'ndaki büyük imkanın hükümet tarafından daha da geliştirileceğini ifade eden Yayman, kentin doğa ve tarihiyle turizmin en önemli güzergahlarından biri olduğunu vurguladı.
Yayman, "Dolayısıyla eğer bugün insanlar akın akın Erek Dağı'nı görmeye geliyorlarsa, Artos Dağı'nda trekking yapıyorlarsa, Süphan Dağı'nda yayla turizmine geliyorlarsa bunun en önemli sebeplerden bir tanesi Terörsüz Türkiye'dir. Bölgede sağlanan huzurdur. Bölgede sağlanan güven iklimidir ve silahların patlamamasıdır. İşte AK Parti 25 yılda sessiz devrimleri gerçekleştirmiştir." diye konuştu.
1990'lı yıllarda Van'a geldiğini anlatan Yayman, şöyle devam etti:
"Ferit Melen Havalimanı'ndan indikten itibaren olağanüstü elektrikli bir şehre geldiğimi düşünmüştüm. Van'ın çıkışında bir kontrol noktasında bizi dakikalarca beklettiler ve kimlik kontrolü yapmışlardı. Van'dan Hakkari'ye gidene kadar tam altı tane benim hatırladığım kontrol noktası vardı. Yaylalara çıkmak yasaktı. Çocuklarımızın adını Rojda, Berfin koymak yasaktı. İnsanların Şivan Perver'in kaseti dinlemesi yasaktı. Ana dillerinde siyasi propaganda yapması yasaktı. Kürtçe seçmeli ders olması hayal dahi edilemezdi. Ama Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, bakın burası çok önemli değerli arkadaşlar, kıymetli basın mensupları, daha iktidara gelmeden 2001 yılında partimizin programını yazdığında 'bunun adına her ne dersek diyelim biz bu meseleyi çözeceğiz' dedi. 'Gerekirse baldıran zehri içerim' dedi. 'Vanlı bir anne ile Hataylı bir anne evladının mezarı başında aynı aynı Fatiha'yı okuyorsa, aynı duayı ediyorsa burada bir sorun var' dedi. 'Sultan Alparslan'ın çocuklarıyla Selahaddin Eyyubi'nin çocukları düşman olamaz' dedi ve bu doğrultuda geçen 25 yılda sessiz devrimler yaptı. TRT Kürdi diye 24 saat yayın yapan bir televizyon var. Kürtçe, seçmeli ders olarak okulların müfredatına girdi. Dolayısıyla 2002'de bölgedeki en büyük talep yol kontrollerinin azaltılması, yayla yasaklarının kaldırılması ve DGM'lerin kaldırılmasıydı. AK Parti bunları kaldırmakla kalmadı. Sessiz bir devrim gerçekleştirdi. Dolayısıyla geçen 25 yılda Kürt sorununu AK Parti çözdü. Recep Tayyip Erdoğan çözdü."
Artık silahların bırakılması, örgütün kendini feshetmesi ve terörsüz bölgenin inşa edilmesi gerektiğine vurgu yapan Yayman, "90'lı yıllarda buraya geldiğim için sonra kitabını yazdım. Bu meseledeki bütün süreçleri en yakından takip eden bir kardeşiniz olarak, bu defa başaracağız. Bu defa inşallah silahlar bırakılacak. Türkiye, yepyeni bir döneme adım atacak. Türkiye küresel bir güç olacak. Sorunları biliyoruz. Problemleri biliyoruz. Örgütün içinde silah bırakmaya direnenlerin, ayak sürüyenlerin olduğunu biliyoruz. Ama Türkiye Cumhuriyeti Devleti güçlüdür. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın "İç cepheyi güçlendirelim." sözü ve Sayın Devlet Bahçeli'nin verdiği büyük destek bu sürecin sigortası. 467 evet oyu bu sürecin sigortasıdır. Dolayısıyla ya başaracağız ya başaracağız. Biz Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a güveniyoruz. Sayın Devlet Bahçeli'ye güveniyoruz. Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne güveniyoruz. Meclis Başkanımıza güveniyoruz ve İbrahim Kalın Bey'e güveniyoruz." diye konuştu.
Yayman, "Türkiye'nin artık terörü geride bırakması lazım, kardeş kavgasını geride bırakması lazım. 2,3 trilyon dolar faturayı bizim vatandaşlarımız için harcadığımızda Türkiye'de kişi başına düşen milli gelir 30 bin dolar olacaktı. Ama maalesef emperyalistlerin böl, parçala, yönet stratejisine bağlı olarak bölgemizi ateş çemberine çevirdiler, kan gölüne döndürdüler." ifadelerini kullandı.
Bu kez başaracaklarını dile getiren Yayman, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Diğer süreçlerden farklı olarak birkaç sebep var. Birincisi Sayın Devlet Bahçeli'nin bu süreçte elini değil gövdesini taşın altına koymasıdır. Van'dan Sayın Devlet Bahçeli'ye teşekkür ediyoruz. Allah razı olsun. İkincisi bölgesel gelişmeler. 2009'da Arap Baharı bu meseleyi başka bir noktaya evriltti ve maalesef süreç ilerlemedi. Oslo süreci skandalı patladı. Süreç hedefine varmadı. 2013'te Suriye'de yaşanan gelişmeler bu süreci olumsuz etkiledi. Üçüncüsü ve en birincisi Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın bu konudaki kararlı tavrı, tutumu ve tecrübesidir. İnşallah artık 467 kabul oyuyla beraber bu süreç daha ileri bir noktaya gelmiştir. Şunu ifade edeyim. Çok yakında çok güzel gelişmeler olacaktır. Bütün Türkiye'nin beklediği, hepimizin 'evet, biz de bunu istiyoruz' dediğimiz gelişmeler olacaktır. Zaten olmuştur. PYD, YPG'nin Suriye devletine entegrasyonu ve bölgede yaşanan huzur iklimi çok çok önemlidir. İşte Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin küresel bir güç haline gelmesi, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bir sonraki seçimde tekrar Cumhur İttifakı'nın devam etmesine milletimizin ihtiyacı vardır. Sadece 86 milyonun değil, aynı zamanda dünya mazlumlarının da Başkan Recep Tayyip Erdoğan'a ihtiyacı vardır."
Seçimden korkmadıklarını, Türkiye'nin küresel hedeflerine varabilmesi için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a ihtiyaç duyduklarını aktaran Yayman, "İşte tam bu noktada Türkiye'yi küresel bir güç haline getirmek, Türkiye'nin önünü açmak, Türkiye'yi Türkiye Yüzyılı'na hazırlamak için yeni bir anayasa diyoruz. Devletin yazılımını güncellememiz lazım. Siyasetin yazılımını güncellememiz lazım. Kamu yönetiminin yazılımını güncellememiz lazım. Çünkü dijitalleşme çağında, yapay zeka çağında dünkü geleneksel yöntemler geride kalmıştır. Dolayısıyla sürekli reform diyen AK Parti olarak biz de hem devletin yazılımını, hem siyasetin yazılımını, hem de idarenin yazılımını güncellemek istiyoruz. Bunun da birinci şartı yeni bir anayasa yapmaktır. Her toplantıda söylüyorum. Türkiye'nin ekmek gibi, su gibi, hava gibi yeni bir anayasaya ihtiyacı vardır. Sivil, çağdaş, demokratik ve Türkiye'yi küresel hedeflerine taşıyacak bir anayasa bu sürecin taçlandırılması anlamına gelecektir. Dolayısıyla herkes tüm konuşmalarında yeni bir anayasa vurgusu yapmaktadır." diye konuştu.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin güçlü olduğunu, Cumhurbaşkanının liderliğinde geleceğe emin adımlarla ilerlediğini kaydeden Yayman, sözlerini şu cümlelerle tamamladı:
"AK Parti demek hizmet siyaseti demektir. AK Parti demek eser siyaseti demektir. AK Parti demek milletin derdiyle dertlenmek demektir. AK Parti demek milletin tarafında yer almak demektir. AK Parti demek demokrasiden yana tavır almak demektir. AK Parti demek dünya beşten büyüktür demektir. AK Parti demek daha adil bir dünya mümkündür demektir. AK Parti demek milletin derdi benim derdim demektir. AK Parti demek sen ben yok biz varız, milletimiz var demektir. AK Parti demek tek vatan, tek millet, tek bayrak, tek devlet demektir. AK Parti demek Türkiye Yüzyılı'nda güçlü bir Türkiye demektir. AK Parti demek 21. asır Türkiye'nin asrı demektir arkadaşlar."
AK Parti Van Milletvekili Burhan Kayatürk ise "Cumhurbaşkanımız bu sürece arkasında çok sağlam bir iradeyle durdu. Biz ona hem bölge adına hem Türkiye adına şükranlarımızı ifade etmek istiyoruz. Sayın Bahçeli yaptığı her açıklamayla bu süreci aydınlattı. İnsanların ufkunu açtı. Dolayısıyla ittifakımızın içinde bulunan Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı)na da teşekkür ediyoruz." ifadelerini kullandı.
Toplantıya, AK Parti Şırnak Milletvekili Arslan Tatar, AK Parti İl Başkanı Abdulahat Arvas, AK Parti MKYK üyeleri ve partililer katıldı.