Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 18 Mart'ta yapılan 13. Olağan Kurultay'da seçilen Merkez Yönetim Kurulu (MYK) üyeleri ile ilk toplantısını yaparak, partisinin yeni Başkanlık Divanı'nı belirledi. Bahçeli, Başkanlık Divanı'nda 5 üyesini değiştirdi, bazı üyelere ise yeni görevler verdi. Kadın üye sayısını ikiye çıkaran Bahçeli, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın İstanbul Sözleşmesi'ni feshetmesine destek verdi.
MHP MYK, yeni Başkanlık Divanı üyelerini belirlemek için Genel Başkan Devlet Bahçeli'nin başkanlığında toplandı. Başkanlık Divanı'ndaki yeni görev dağılımını da Bahçeli, yazılı açıklamayla duyurdu.
Başkanlık Divanı'nda, Semih Yalçın teşkilat işleri, Feti Yıldız hukuk ve seçim işleri, Mevlüt Karakaya mali işler, İzzet Ulvi Yönter araştırma-strateji, Sadir Durmaz yerel yönetimler, Yaşar Yıldırım mesleki ve sivil toplum kuruluşları, Kamil Aydın Türk dünyası ve uluslar arası ilişkilerden sorumlu genel başkan yardımcılığı, İsmet Büyükataman ise genel sekreterlik görevini yeniden üstlendi.
Bahçeli bazı üyeleri yeniden Başkanlık Divanı'na almasına karşın görev alanlarını değiştirdi. Daha önce medya-tanıtımdan sorumlu Mustafa Kalaycı; siyasi işler, parlamento, hükümet ile ilişkilerden sorumlu genel başkan yardımcılığına getirildi. Siyasi ve sosyal işlerden sorumlu olan İsmail Faruk Aksu, ekonomiden sorumlu genel başkan yardımcısı oldu.
Başkanlık Divanı'na yeni giren isimler ve görev alanları şöyle:
Emin Haluk Ayhan, Hidayet Vahapoğlu, Fatih Çetinkaya, Deniz Depboylu ve Kadir Şekerci ise liste dışı kaldı.
MHP'nin 13. Olağan Kurultayı'nda Bahçeli 10. kez Genel Başkan seçildi, MYK'nın yarısını değiştirdi
Bahçeli, yazılı açıklamasında görev dağılımının yanısıra, gündeme ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Türkiye'nin ilk imzacısı olduğu İstanbul Sözleşmesi'nin cumhurbaşkanlığı kararıyla feshedilmesine ilişkin tartışmalara dikkat çeken Bahçeli, İstanbul Sözleşmesi bağanesiyle Türkiye(ye karşı kötüleme, "bir plan dahilinde" toplumsal huzursuzlukları tetikleme, tırmandırma arayışlarında yoğunluk gözlendiğini savundu.
Sözleşmenin feshine ilişkin eleştirileri "bir kaşık suda fırtına koparma gayretkeşliği" olarak nitelendiren Bahçeli, şu görüşleri dile getirdi:
"Her ne kadar, 2012 yılında İstanbul Sözleşmesi'nin kabulüne Meclis'te grubu bulunan partiler destek vermiş ise de, zaman içinde bahse konu sözleşmenin milli ve manevi yapımızla çelişen uygulama sonuçları kaygı verici düzeyde artış göstermiştir. Aileyi ve kadını güçlendirmek yerine, küresel lobilerin, baskı gruplarının, çıkar odaklarının ve cinsel sapkınlıkların propaganda mecrası haline gelen sözleşmenin feshedilmesi bize göre isabetli ve hayırlı bir gelişmedir."
Devlet Bahçeli başta CHP olmak üzere muhalefet partilerinin ise İstanbul Sözleşmesi üzerinden yeni bir "istismar sayfası" açmaya çalıştığını ileri sürerek, "Türkiye'ye muhalefet etmekle, demokratik muhalefet görevi aynı şey değildir. Maalesef CHP, İP, HDP ve diğer marjinal partiler, dış kaynaklı talimat ve telkinle Türkiye'ye karşı muhalefet bloğunda mevzilenmişlerdir" görüşüne yer verdi.
Bahçeli ayrıca muhalefet partilerini, "dış güçlerin muhbiri ve muhabir partisi" olmakla suçladı.