Avşar'ın Osman Yağmurdereli'ye en sert çıkışı ise "Niçin bizi ikiye böldünüz?" şeklinde oldu. İkili arasında türban konusunda şöyle bir diyalog yaşandı:
Yağmurdereli: Biz mi ikiye bölen?
Avşar: Evet, siz.
Yağmurdereli: Yoksa ikiye bölmek isteyenler mi öyle gösteriyor!
Avşar: Durup dururken hiç kimsenin aklında olmayan şeyler girdi aklına.
Yağmurdereli: Ama bu ülkede bu serbestti.
Yağmurdereli: Öğrencilere kızlara günah değil mi ya, okula gitmek istiyorlar.
Avşar: Orada yerden göğe kadar haklısınız. Şunu söyleyebilirdiniz: Başörtülü de, başörtüsüz de, sakallı da, sakalsız da okuyacak kardeşim.
Yağmurdereli: Bu kadar, bitti. Biz de bunu istiyoruz.
Avşar:Sonuna kadar da arkanızdayım. Ama siz öyle demediniz ki...
Yağmurdereli:Ne dedik?
Avşar:Bu bizim simgemiz kardeşim dediniz.
Yağmurdereli: Evet, aaaaa...
Avşar: Aaaa'sı yok ama.
Yağmurdereli: Bu konuların en sonunda, aradan 3 ay geçtikten sonra Başbakan'ın yurt dışındaki bir konuşması.
Avşar:Ama o yüzden yaptıklarınız görünmüyor, görünemez de...
Yağmurdereli:Amaç ve araç iki şey vardır. Amaç; Türk halkının mutluluğu, Türk halkının huzuru, Türk halkının refahı, Türk halkının gülerek evine girdiği, gülerek çıktığı, karısını ve çocuklarını öperek ayrıldığı, evine giderken kredi kartıyla almadığı ekmeğini alarak evine girip bir tas çorbayı fazla içtiği bir ortam yaratmak. Bunun dışındaki her şey bu amaça hizmet etmek için araçtır.
Yağmurdereli: Ne olur simge olsa?
Avşar: Simge olunca korkunç oluyor. Simge olunca bir kere diretmiş oluyorsun. Psikolojik etkilemiş oluyorsun. Bu simge meselesi olunca, 'bunu takan benden takmayanlar değil' durumuna geliyor. Öbür taraf üvey evlat oluyor. Biz Başbakanımızın üvey evlatları gibi dolaşıyoruz gibi geliyor.
Yağmurdereli: Bazı insanlar sayın başbakanın konuşmalarını nasıl anlamak istiyorlarsa öyle anlıyorlar. Nereden almak istiyorlarsa öyle alıyorlar.
Kaynak: Televizyongazetesi