Dallas, Bonanza, Küçük Ev, Komiser Kolombo aradan geçen 40 yılda çok şey değişti. 400 milyon doları aşan devasa bir sektör haline gelen dizi endüstrisi hem Yeşilçam sinemasının enkazı altında kalan birçok sinemacı için kurtuluş hem de yeni zenginler yaratan bir 'business'a dönüştü.
Televizyon kanalları için en cazip reklam toplama aracı kuşkusuz diziler. Televizyonlarda reklam açısından en kıymetli saatleri ifade eden prime time kuşağı neredeyse tamamen dizilerle dolduruluyor. Medya Takip Merkezi'nin verilerine göre 25-31 Ağustos 2008 haftasında televizyon dizilerinin reklamdan aldığı pay yüzde 38'le başı çekiyor.
Dolayısıyla diziler, kanalar için vazgeçilmez olmaya devam ediyor. 2007-2008 yayın döneminde 25'i yeni 46 dizi yayına girdi. Bu dizilerden 11'i ise yayınlandıkları ilk birkaç hafta içinde reyting duvarına çarparak yayından kaldırıldı.
Ulusal kanallarda yayınlanan dizilerin bölüm başı fiyatları 160 bin YTL ile 350 bin YTL arasında değişiyor. Yapımcılar ise dizilerinin aldıkları reytinglere göre yüzde 2 ile yüzde 10 arasında değişen oranlarda kar elde ediyor. Yapımcıların kar marjlarını belirleyen en önemli etkense hiç kuşkusuz reyting.
Reytingler dizi yapımcıları için sadece bir cezalandırma aracı değil. Televizyon kanalları yapımcılar için reytinge dayalı bir ödül mekanizması da oluşturdu. Yapımcılar dizilerinin her bölümü için kanallardan 160 bin YTL ile 350 bin YTL arasında değişen ücretler alıyor. Ama bu fiyatlar yüzde 7 reyting barajına kadar geçerli.
Beş sezon boyunca yüksek reytingler alarak yayınlanmaya devam eden Avrupa Yakası 162 bölüm boyunca tek başına yarattığı 40 milyon YTL'lik ciro ve sağladığı 4 milyon YTL'lik karla Sinan Çetin'i ilk sıraya taşıdı.