İSTANBUL (İHA) - İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, işin kolayına kaçarak haftada 3 gün su kesmek istemediklerini dile getirerek, "Tasarruf beyinlerde, düşüncelerde ve kullanımda olmalıdır. Biz bunu öneriyoruz" dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, İstanbul'a özel olarak üretilen ve özellikle dar alanlardaki yangın ve diğer afetlere müdahale kabiliyeti yüksek 15 itfaiye aracının hizmete alınmasıyla ilgili Afet Koordinasyon Merkezi'nde (AKOM) düzenlenen törende basın mensuplarının sorularını yanıtladı. "Uzmanlar İstanbul'da daha büyük bir su sıkıntısı yaşanmadan birer saatlik kesinti yapılmasını öneriyorlar. Aksi taktirde günlük kesintilerin başlayacağını söylüyorlar. Siz su kesintisini gündeme alabilir misiniz?" sorusu üzerine Topbaş, "Kesinti yapmak kolay. Haftada '3-5 gün suları kestik' dersiniz, çok kolay. Tabii bu durumda vatandaşlarımız da su ihtiyaçlarını gidermek için depo yapma yoluna gidecekler. Orada rezerv yapacaklar. Bu farklı sıkıntıları getirecek, ayrıca milli bir servet boşa harcanacak. Hijyen olmayan alanlarda su toplanacak. Biz bunun yerine diyoruz ki, İstanbullu'ya yakışır bilinçli su tüketimiyle bu sorunu aşarız. Ceza ve yasaklar, yönlendirmeler yerine vatandaşımız bilinçli su kullanacak. Hepimiz bunu deniyoruz. Bu tasarrufu su kullanımı azalışı olarak da görüyoruz. Biraz daha dikkat edersek, hassas olursak, bir kentliye yakışır derecede hassas olursak hiç bu kısıntılara gerek kalmaz. Doğru olan da eni iyi yöntem de bu. İşin kolayına kaçarak haftada 3 gün su kesmek istemiyoruz. Tasarruf beyinlerde, düşüncelerde ve kullanımda olmalıdır. Biz bunu öneriyoruz" dedi.
Melen Projesi'nin birinci etabının 20 Ekim'de İstanbul'a getirileceğine değinen Topbaş, "160'lık bir boruyla Boğaz geçişiyle ilgili işlemi de başlattık. İnşallah Asya ve Avrupa yakasında sıkıntı olmayacak. Son yüzyılın en sıkıntılı yılını yaşıyoruz. Görüyorsunuz hiç yağış yok, kuraklık var. Sıcaklar had safhada. Bu nedenle şehrimizin sıkıntılarını birlikte paylaşmalı ve çok dikkatli olmalıyız. Büyük bir aile anlayışıyla dikkat etmeliyiz. Bardağımıza içebileceğimiz kadar su almalıyız. Yarısını içip
yarısını masada bırakmamalı, dökmemeliyiz. Su hayat kaynağımız, bilinçli tüketici olmak görevimiz" ifadelerini kullandı.
"Şu ana kadarki tasarruf çağrılarınıza vatandaşların tasarrufla karşılık verdiğini söylediniz. Bu oran yüzde 25'e ulaşmazsa kesinti yapacak mısınız?" sorusu üzerine ise Topbaş, "Bugüne kadar gelinen noktada vatandaşlarımızın gösterdiği hassasiyet gerçekten güzel, ama yeterli değil. Biraz daha dikkat edilmesini istiyoruz. Özellikle hanımlar makine dolmadan iki parça çamaşırı makineye atıp yıkamamalılar. Düşünün, su olmazsa zaten yıkayamayacaksınız. Bu sefer elde yıkamaya kalkacaksınız. Bulaşık yıkarken yine iki parçayı bulaşık makinesine koyup yıkamak yerine doldurarak yıkamayı tercih etmek ve ekonomik yıkama programını tercih etmek lazım. Hatta ben bir iş adamamızdan şöyle bir şey duyunca çok mutlu oldum ve kendisini tebrik ettim. Gittiği bir otelde kullanmadığı havluların üzerine 'bunu kullanmadım' diye not bırakarak, bir gün daha kalacaksa da 'lütfen çarşafları değiştirmeyin' diye not bıraktığını söyledi. Bu hassasiyeti dünyanın neresinde olursak olalım mutlaka göstermemiz gerekiyor. İklim değişiklikleri tüm dünya insanlarını tehdit ediyor. Ben inanıyorum ki vatandaşlarımız biraz daha duyarlı olacak. Biz de gereğini yapıyoruz. İstanbullular'ı susuz bırakmayacağız inşallah. Bunu birlikte başaracağız" şeklinde konuştu.
Bir basın mensubunun "Yeşiller Grubu Eş Başkanı Prody İstanbul'da Avrupa'dan Asya'ya geçerken asılı olan 'Asya'ya hoş geldiniz' yazılı tabelanın kaldırılmasını istedi. Gerekçe olarak da AB sürecindeki Türkiye'nin yarısının Asyalı olduğunu göstermiş. Bunun kaldırılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusu üzerine Topbaş, "Biz Türkler olarak bin yıldan beri yüzümüzü hep Batı'ya çevirmişiz. Şu anda da yüzümüz Brüksel'de, Avrupa Birliği'nde. En kötü zamanımızda bile bize 'Asya'nın hasta adamı' denmedi.'Avrupa'nın hasta adamı' dendi. Biz Avrupalıyız. Bu şehrin bir güzelliği var. İki kıta üzerinde yerleşmiş bir şehirde yaşıyoruz. Gerçek olan bir şeyi 'ne derler ki' düşüncesiyle kaldıramayız. İstanbul'un hem Asya ile hem Avrupa ile teması var. Asya ve Avrupa'nın başlangıç noktası da İstanbul'da. Güneş bu şehirde her sabah iki kıtaya birden doğuyor. Böyle bir güzelliği belki başka ifadelerle ortaya koyabiliriz. Bayındırlık Bakanlığı'ndan talebimiz oldu. Birinci Boğaz Köprüsü'nden yaya geçişlerine izin verip, bunu sertifikalı hale getirerek Asya'dan Avrupa'ya geçenleri sertifikayla ödüllendirmeyi düşünüyoruz. Sertifikada bundan sonraki yaşamınız mutlulukla geçecek yazabiliriz. Bu turizm açısından dünyayı önemli şekilde etkileyecek bir adım diye düşünüyoruz. Bu bize bu izin verilince başlayacak" diye konuştu.
Yüzme alanlarındaki temizlik ve temiz gösterilen alanların ne kadar temiz olduğu konusundaki bir soru üzerine Topbaş, "Temiz alanlara güveniyor, temiz olmayan alanlara tabii güvenmiyoruz. Üniversitelerle birlikte çalışma yapıyoruz. Devamlı ölçümleme yapılıyor. Bayraklama yaptık ve bayraklama ilan ettiğimiz yerlerde 'denize girilebilir', diğer yerlerde 'dikkat edin' yazısı astık. Kentte yaşayan insanlar uyarılara dikkat etmeli. Şu anda bütün dereleri kontrol altına alamadık. Ayamama Deresi'nin ihalesi yeni yapıldı. Ambarlı Deresi'nin ihalesini iptal etmek zorunda kaldık. Ambarlı özellikle Küçükçekmece'yi kirletin ve önündeki Marmara'yı etkileyen bir kirliliği oluşturan okta. Bunlar tamamen ortadan kaldırıldığı zaman İstanbul'un her noktasından denize girilebilecek hale gelecek, özellikle Asya Bölgesi Marmara sahilleri daha problemsiz görülmekte. Avrupa bölgesinde yer yer sıkıntılar var. Bunları da özellikle anonslar ve ikazlarla belirtiyoruz" dedi.
Rüzgar ve iklim şartlarında değişmelerin olduğunu hatırlatan Topbaş, "Zaman zaman özellikle Küçükçekmece dış kumsal alanında Küçükçekmece Gölü'ndeki taşmalar ve kuzey rüzgarıyla dışı çıkışta hemen bu menekşe ve o bölgeyi etkiliyor. Ölçümler yapılıyor ve ikaz ediyoruz. İstanbullu buna dikkat etmeli artık. İstanbul'u kendi plajlarını kullanan ve tatilini kentinde yapabilecek hale getiriyoruz. Biten plajları soyunma kabinleri, duşları ve ıslak hacimleri ile İstanbullu'nun hizmetine sunduk. İstanbul bir deniz kenti olduğunu hissediyor" diye konuştu.
"Mayo satışı yapılacak mı?" sorusu üzerine Topbaş, "Sağolsun medyamız o kadar mayo reklamı yaptı ki, artık bizim mayo satışı yapmamıza gerek yok. Vatandaşlarımız mayo hakkında bilgilendi. Vatandaşlar mayo ile denize girilmek gerektiğinin farkına vardığı için bizim artık böyle bir satışa ihtiyacımız olmadığını söylemek istiyorum. Vatandaşlar bu bilinçle girecektir. Bir başkasını rahatsız etmemek lazım. İstanbullular'ın bunlara dikkat edeceğine inanıyorum" ifadelerini kullandı.
Muhtemel boğulma vakalarına karşı da önlem aldıklarını dile getiren Topbaş, "Biz her gün dikilen direklerle ikazımızı yapıyoruz. Geçen yıl İstanbul'da sadece bir boğulma vakası oldu. Yani bu kader değil. Özellikle Şile'de tedbir alınmadığı için her yıl 40-60 civarında vatandaşımız hayatını kaybederdi. Bizde buna kader gibi bakardık. Tedbir alınmadığı için 2 yıldan beri cankurtaran ekiplerimizle bu bölgelerde hizmet veriyoruz. Bu yıl Durusu'nun kuzeyinde Karaburun'da sahil düzenlemesi yaptık. Hizmet verdiğimiz her yerde vatandaşlarımızı ikaz eden Zodyaklar, jet skilerle can kurtaran ekipleriyle ve profesyonel ekiplerle burada hizmet veriyoruz. Buralarda ikazlara dikkat edilirse inşallah üzücü vakalar yaşamayız. Geçen yıl sadece bir vaka oldu. İkazlarımızı yapıyoruz, vatandaşlarımız da buna uyarsa daha güzel şekilde denizden istifade edilir" diye konuştu.
Topbaş, teknolojinin gittikçe geliştiğine değinerek, atık suları 5-6 kez çevirerek kullanan yöntemler olduğunu dile getirdi. "Biz günde kullandığımız 2 milyon 100 bin ton suyu geri gönderiyoruz. Geri dönüşümü yok" diyen Topbaş, konuşmasına şöyle devam etti:
"Bunları geri dönüştürdüğümüz zaman önemli bir kaynak. Örnek olarak Ayamama Deresi'ni veriyorum. Günde, 400 bin metreküp gibi müthiş bir su rezervi denize akıyor. Baraj yapmak yerine onu arıttığınız zaman sanayide, bahçe sulamasında ileri derecede biyolojik arıtma yaptığınız zaman birçok alanda kullanma imkanı var. İhalesini yaptık. 3 yıldan beri birkaç kez iptal edildi. Çok şükür yaptık. Yakında inşaatı başlayacak. 3 yılda bitecek. Marmara'da kirliliğe neden olan en önemli derelerden bir tanesi. Ataköy plajı bundan dolayı kapanmıştı. Bu plajı halka açacağız. Bunun yolu Ayamama'nın kirlilikten arıtılmasıdır. Deniz suyunun arıtılmasıyla ilgili değerlendirmeler yapılıyor. Bize 60 cent litre teklif verenler var. Biraz pahalı, daha ucuz olabilir. Deniz suyuyla ilgili değişik firmalar teklif veriyor. Onlara henüz, 'Gelin bakalım. Son söyleyecekleriniz nedir? İhaleyi açıyoruz' demedik. Bize gelen teklifleri değerlendiriyoruz. Şu anda deniz suyunu kullanmak mümkün. Bunlar çok uzun soluklu işler. Bugün hemen dediğin zaman, yarın hemen kente veremiyorsun. 3-4 yıl geçmesi gerekecek. Bu yıleı geçerken bir daha sorun yaşamayız".