Fon krizi sürecinde gazetecilerin gözaltına alınmasıyla ilgili tartışmalar sürerken Sözcü yazarı İsmail Saymaz, Süleyman Soylu'nun İçişleri Bakanlığı dönemini hatırlatarak dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
Sözcü gazetesi yazarı İsmail Saymaz, Süleyman Soylu'nun İçişleri Bakanlığı yaptığı dönemde kendisi ve ailesi hakkında ortaya atılan iddiaları hatırlatarak bugünkü siyasi atmosferle karşılaştırdı. Soylu'nun bakanlığı döneminde gazetecilerin kendisi hakkında yazılar yazdığını ve kitap yayımlandığını belirten Saymaz, o dönemdeki tutumuyla bugünkü tablo arasında kıyaslama yaptı. Saymaz, "Meğer Süleyman Soylu ne demokrat adammış diyorum" sözleriyle dikkat çekerken, mevcut bakanlar hakkında eleştiri ve iddiaların tartışılmasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Sözcü gazetesi yazarı İsmail Saymaz, Sözcü TV'de katıldığı canlı yayında şu ifadeleri kullandı:
“Bakın 3 sene öncesine kadar Türkiye'nin en kudretli içişleri bakanı hakkında ne iddialar ortaya atıldı ya. Ne iddialar Süleyman Soyla hakkında? İçişleri bakanıydı o da. Bakandı o da. Ben televizyon yayında Süleyman Soyla tartıştım ya. O iddiaların da bir kısmı doğru değildi. Bir kısmı eksikti.
Fakat sorduk. Süleyman Soylu AK Partili değil miydi? CHP'li miydi o? Halen bu partinin milletvekili değil mi Süleyman Soylu? Sedat Peker ifşaatlarda bulundu değil mi? Süleyman Soylu hakkında, ailesi hakkında neler söylendi? İşte bir Silivri Emniyet Müdürünün intiharından sorumlu olduğu, çetelerle içli dışlı olduğu, hatta uyuşturucu trafiğinden para aldığı değil mi? Neler söylendi?
Mesela bu iddialarla ilgili, Süleyman Soylu hakkında yazı yazanlardan biri benim. Ne bir gün bana dava açtı, ne bir gün Twitter hesabım kapatıldı, ne bir gün mahkemelik oldum. Ya da şunu söyleyeyim. Benim program ortağım Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan Süleyman Soylu bakanken ‘SS’ diye bir kitap yazdı. Ne kitabı toplattı, ne kitaba dava açtı ya.
Şu an yazabilir misiniz? Mevcut bakanlarda biri hakkında böyle bir kitap söylüyorum size. Yazabilir misiniz? Mümkün değil. Bunu dünyanın şu an başka bir ülkesi için değil, Türkiye'nin 3 yıl öncesi için söylüyorum. Şu an Türkiye'nin 3 yıl öncesi, Türkiye'nin Avrupa Birliği hayali kadar uzak ya.
Ben 3 yıl sonunda o dönemi yaşadıktan sonra bugün Süleyman Soylu'ya canlı yayında soru sorduğumuz, bütün Türkiye'nin ona kilitlendiği, Türkiye'den bugün soru soramadığımız efendim, bir bakanla, milletvekiliyle, iktidar sahipleriyle ilgili iddiaları tartışamadığımız bir zaman dilimine gelmiş olmaktan fevkalade acı duyuyorum bu tek başına benim meselem değil ki. Türkiye'nin demokrasi olmasının, hukuk devletinin önemli olmasını önemseyen her bir vatandaşın benim gibi saygıdeğer AK Partililerin de meselesi olmalı diye düşünüyorum.
Bugün AK Parti'nin kudretli isimleri, kabinesindeki isimler hiç değilse arkadaşları Süleyman Soylu'nun tavrından örnek alsınlar. Yani dönüp 3 yıl sonra meğer Süleyman Soylu ne demokrat adammış diyorum. O gün eleştirdiğim, o gün tutumundan, muhaliflere, gazetecilere yönelik sert tutumundan ötürü eleştirdiğim Süleyman Soylu'nun bugünkü AK Parti elitiyle kıyasladığımda daha hoşgörülü olduğu kanısındayım. Süleyman Soylu sadece tweet atarak yanıt veriyordu. Sert tweetler atıyordu gerçekten. Güç zehirlenmesi yaşıyordu. Efendime söyleyeyim hakaret ediyordu. Fakat ya bir gazetecinin Süleyman Soylu şikayetiyle gözaltına alındığını duymadım. Tutuklandığını duymadım. Davasını da duymadım ben.
Bakanken hakkında SS diye kitap yazıldı ya. Barışla iki barış yazdı. Sordum. Bugün de merak ettim. Sordum size dava açtı mı? Açmadı dedi. Toplatıldı mı? Toplatılmadı dedi. Bugün bir bakan hakkında tweet atıyorsun, hesabın kapatılıyor.”