ANKARA (İHA) - Başbakan Vekili Abdüllatif Şener, taşımacılıkta karayollarının ağırlığının azaltılması gerektiğini belirterek, ağırlığın deniz, demir ve hava yollarına intikal ettirilmesi durumunda istenen mesafenin alınacağını söyledi.
2004 Trafik Yılı nedeniyle Polis Akademisi Anıttepe Kampusu'nde düzenlenen açılış töreninde konuşan Başbakan Vekili Abdüllatif Şener, trafik sorununun ülke açısından tekrar tekrar düşünülmesi, yorumlanması, politikalar üretilmesi ve üretilen politikaların da defalarca gözden geçirilmesi gerektiğini belirterek, 385 bin karayolunun bulunduğu, 10 milyon taşıtın, 15 milyon civarında sürücünün, 400 bin civarında trafik kazasının olduğu ve bu kazalarda 2 bin 900 insanın hayatını kaybettiği, 94 bin insanının yaralandığını, 217 milyon dolar civarında maddi hasar meydana geldiğini söyledi. Şener, emniyet teşkilatının yoğun bir şekilde ortaya çıkan bu fotoğraftaki puslu, sisli tabloları ortadan kaldırabilmek için kaza öncesi önlemleri alabilmek için trafik kontrolleri yaparak 200 trilyon lira civarında trafik cezasının kesildiğini hatırlatarak 66 bin sürücünün de ehliyetlerine el konulduğunu kaydetti. Bütün bunlara bakıldığında önemli bir konu ile karşı karşıya olunduğunun görüldüğünü vurgulayan Şener, bunu sürekli düzeltmek için ne yapılacağı konusunda arayışlar içinde olunması gerektiğini ifada etti. Şener, "Tüm bürokrasi, tüm devlet erkanı bu konuda gece gündüz zaman harcamalı, zihin yormalı, bu da yeterli değil, tüm sivil toplum örgütleri ve vatandaşlarımız da aynı duyarlılığa iştirak etmeli" dedi.
Rakamlara bakıldığında başka sonuçlarında ortaya çıkabileceğine işaret eden Şener, "Kaza sebeplerine baktığımız da sürücü ya da yaya, yol kusurludur. Raporu yazanların rapor yazma alışkanlıkları raporu değiştirebiliyor. 2 bin 900 kişi kazalarda ölüyor deniliyor, bu rakamın içinde sadece kaza mahallinde ölenler var, evinde ve hastanede ölenler toplandığında 7-8 bin kişilik bir rakam ortaya çıkıyor. Dolayısıyla rakamları mutlak görmemek lazım ama mutlak görmesek bile trafik sorununun çok önemli, üzerinde hep birlikte düşünmemiz gereken bir bir sorun olduğuna hem fikir olmalıyız" diye konuştu.
Trafik sorununun çağdaş yaşamın parçası olduğunu kaydeden Şener, şöyle konuştu:
"100-200 yıl önce böyle bir sorun olmadığını biliyoruz. Çağdaş yaşam biçiminin topluma sağladığı kazanımlar olduğuna her zaman çekmiş olmakla birlikte çağdaş yaşam biçiminin aynı zamanda maliyetleri olduğunu da bilmemiz gerekiyor. Daha ileriye gitmek için, daha gelişmiş bir ülke haline gelebilmek için verilen mücadeleler ortaya çıkartılan aletlerin faydalı var ama aynı zamanda maliyetleri de var o halde çağdaşlık yolunda adım atarken, uluslararası rekabetin korkunç dişlileri arasında dünyanın diğer ülkelerle yarışırken evet her şeyin en iyisini, en mükemmelini, en üst teknolojisini yaşamak temel mücadelemizdir ama her yeniliğin mutlaka maliyetleri de vardır, bu maliyetleri asgariye indirmeliyiz."
Sorunun düğümlendiği noktanın trafik konusunun algılanış, bir yaşanış biçimden kaynaklandığını vurgulayan Şener, trafiğin sadece karayolları ve karayollarındaki trafik kazaları olmadığını ama geniş kavram içinde ister istemez sadece karayollarının dikkat çektiğini belirtti. Şener, "Sorun demek ki bu noktadan kaynaklanıyor. O halde bir dengesiz dağılım var. Bu dengesizlikten kaynaklanan problemler var. Sorunun düğümlendiği noktadan hareketle çözümlenebilecek bir sorunla, sorunun niteliğinin azaltılabilecek bir konu ile başbaşa olduğumuzu da bilmemiz lazım. Nedir o? Otoyol taşımacılığında karayolunun ağırlığını hafifletmemiz lazım. Bu konuda ilgililere önemli görevler düşüyor. Yüzde 90'lara aşan yolcu ve yük taşımacılığı yapan karayolu ile bu sorunlar azaltılabilir ama istediğimiz noktaya gelmez. Buradaki ağırlığı deniz, demiryollarına ve hava yollarına intikal etmeliyiz" dedi.
Şener, diğer trafik araçlarına yönlenilmesi durumunda istenen mesafenin alınacağını düşündüğünü belirtti. Bu konuda ki mücadelenin etkin yürütülmesi için siyasetçiler olarak zihinlerde daha iyi vurgu yapılması gerektiğini belirten Şener, her şeyin insana dayandığını kaydederek, trafiğin düzgün ve kurallara uygun işlemesi için çaba ve gayret içinde olunması gerektiğini söyledi.
Şener, trafiğin bir sorun olmaktan çıkıp çağdaş yaşamın nimetlerin paylaşılmasında bir araç haline gelmesi dileğinde bulundu.
"ÜLKEMİZ, YÜKSEK ORANLARDA ÖLÜMLÜ KAZALARIN EN FAZLA GÖRÜLDÜĞÜ ÜLKELERDEN BİRİDİR"
İçişleri Bakanı Abdulkadir Aksu da günümüzde, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde ortak sorunlardan birinin trafik kazalarına acil çözüm bulmak olduğunu söyledi.
Aksu, kalkınmasını tamamlamış ülkelerin, trafik güvenliğinin sağlanmasını bir devlet politikası olarak kabul etmiş ve bu konuda ilgili alanlarda gerekli yatırımları yaparak, sorunun çözümünde çok önemli mesafeler katettiklerini belirterek, şöyle devam etti:
"Ülkemiz, yüksek oranlarda ölümlü kazaların en fazla görüldüğü ülkelerden biridir. Her yıl binlerce vatandaşımız yaşamını kaybetmekte, on binlerce insanımız yaralanmakta ve bu kazalar nedeniyle oluşan ekonomik kayıplar da çok yüksek meblağlara ulaşmaktadır. Özellikle yoğun trafik akışına şahit olduğumuz bayram tatillerinde, karayollarımızda vuku bulan ölümlü trafik kazaları ile ilgili görüntü ve haberler, milletçe hepimizi derinden üzmektedir. Yıllardır terör illetinden çok çektik. Binlerce vatan evladımızı bu uğurda şehit verdik. Yine birçok genç insanımız bu terör ağına bulaştı. Maruz kaldığımız tabii afetlerde de maddi manevi çok kayıplarımız oldu. Gençliğimiz, enerjimiz, maddi imkanlarımız bu uğurda heba olup gitti. Ancak, Dminin aynı zamanda maliyetleri olduğunu da bilmemiz gerekiyor. Daşimdilerde, devam ede gelen trafik terörü ile kaybettiğimiz canlarımız, maddi zararlarımız; savaşların, terörün ve tabii afetlerin bıraktığı tahribat ve olumsuzluklardan çok daha fazla şekilde, bizleri etkilemeye devam etmektedir. Bu nedenlerle, trafik sorunu; ülkemizin, öncelikli olarak çözüm bulunması gerekli konularının başında yer almaktadır."
Yapılan çalışmalar sonucunda son yıllarda trafik kazaları sonucu meydana gelen ölümlerde kısmi bir azalma sağlandığına işaret eden Aksu, şöyle konuştu:
"Bunda, karayollarında alınan önlemlerle birlikte, trafik ekiplerinin yaptıkları etkin denetim ve bu konuda vatandaşımızda trafik bilincinin oluşturulması çalışmaları önemli ölçüde etkili olmuştur. Ancak, bütün bu çabalara rağmen, ülkemiz açısından gelinen mesafeyi yeterli bulmuyor; bu konuda daha çok çalışmamız gerektiğini düşünüyoruz. Ülke sorunlarını iyi teşhis etmiş, bunların çözümünde de en ideal formülleri uygulamayı kendisine şiar edinmiş olan hükümetimiz, her alanda olduğu gibi, trafik sorunlarına çözüm bulunması konusunda da son derece azimli ve kararlıdır."
Hükümetlerinin özellikle trafik kazası sonucu ölüm ve yaralanmalarda sağlanan azalış ivmesini daha da yükseltebilmek, ölüm ve yaralanmaları en az seviyeye indirebilmek amacıyla, trafik sorununu öncelikli olarak çözümü gereken konular kapsamına aldığını ifade eden Aksu, şunları söyledi:
"Şüphesiz, konuya çözüm bulunması; pek çok alanda gerekli önlemlerin alınması, yeni politikaların ve projelerin uygulamaya konulması ve hepsinden de önemlisi, toplumsal sorumluluğun ve bilincin yerleştirilmesinde kamuoyu desteğinin sağlanması ile ilgili bulunmaktadır. Konuya biraz daha yakın perspektiften bakacak olursak; trafik altyapısının yeterli düzeye getirilmesi, trafikle ilgili kurum ve kuruluşlar arasında koordinenin temini, gerekli yasal düzenlemelerin bir an evvel uygulamaya konulması şarttır. Bunun yanında, trafik konusunda bütün kesimlere eğitim desteği verilmesi, alınacak kararlarda ve uygulamaya konulacak projelerde, vatandaşlarımızın, sivil toplum kuruluşlarımızın ve medyamızın aktif katkı ve katılımlarının sağlanması gerekmektedir. Bu noktadan hareketle, 31 ekim 2003 tarih ve 2003/47 sayılı Başbakanlık Genelgesi ile 2004 yılı 'Trafik Yılı' olarak ilan edilmiştir. Bakanlığımız koordinesinde 2004 trafik yılı boyunca, trafikle ilgili kamu kurum ve kuruluşlarımız, valiliklerimiz, belediyelerimiz ve üniversitelerimiz tarafından çeşitli etkinlikler tertip edilecektir. Bu etkinliklere, özellikle ve öncelikle, sivil toplum kuruluşlarımızın ve gönüllü vatandaşlarımızın etkili bir şekilde katılımını ve desteğini temine gayret ediyoruz. Bu etkinliklerle temel amacımız; trafik bilincini toplumumuzun bütün kesimlerine yaymak, bu konuda kamuoyu duyarlılığını tesis etmektir. Diğer yandan, trafik konusunda kararlı önlemlerin alınması ve uygulamaya konulması, altyapının geliştirilmesi, eğitim desteğinin temini ve toplumsal sorumluluğun pekiştirilmesidir."
Hükümetin 15 bin kilometre bölünmüş yol yapımı vaadi ve bu vaadin gerçekleştirilmesi yolunda harcadığı yoğun çaba ve gayret, bunun gayet açık bir göstergesi olduğunu söyleyen Aksu, "2003 yılında bin 600 kilometre duble yol, bu şekilde tamamlanmış ve milletimizin hizmetine verilmişti.nin aynı zamanda maliyetleri olduğunu da bilmemiz gerekiyor. Dar. Bu yoğun çalışma aynı tempoda devam edecektir. Karayollarımızda, ana arterlerin hepsini kapsayacak şekilde, yapılacak duble yollarla, ülkemiz daha güvenli bir trafik seyrine kavuşmuş olacaktır. Bu hususta ne kadar isabetli karar verildiğini, yapılan araştırmalar ve elde edilen istatistikti veriler açıklıkla ortaya koymaktadır. Yapılan duble yolların belli kesimlerinde; geçen yılın aynı zaman diliminde meydana gelen kaza sayısında yüzde 76, ölü sayısında yüzde 89, yaralı sayısında yüzde 83, hasarlı araç sayısında ise yüzde 74 oranında azalma tespit edilmiştir" diye konuştu.
Bu sonuçların trafik güvenliğinin temini açısından, etkin bir çözüm olarak, karayollarında devreye konulan bölünmüş yol seferberliğinin önemini açıkça gösterdiğini ifade eden Aksu, şunları kaydetti:
"Bu seferberlikte amacımız, 15 bin km bölünmüş yol yapımıdır. Bu amacın gerçekleştirilmesi ile trafik kazaları sonucu meydana gelen her türlü kayıplarımızın büyük miktarda önüne geçileceğini şimdiden sizlere müjdelemek istiyorum."
Aksu, en son 1991 yılında yapılan Trafik Şûrası'nın ikincisinin bu yıl ekim ayında yapılması için gerekli hazırlıklara başlanıldığını vurgulayarak bu konuda çalışma kurulları oluşturularak faaliyete geçirildiğini belirtti.
"KARAYOLLARINDAKİ YOĞUNLUK CİNNET NOKTASINDA"
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım ise, karayollarındaki yoğunluğunun cinnet noktasına ulaştığını belirterek yük taşımacılığının yüzde 95, yolcu taşımacılığının yüzde 95 olmak üzere ortalama taşımacılığının yüzde 93.5'inin karayolları ile yapıldığını söyledi. Bakan Yıldırım, deniz, hava ve raylı taşımacılığın ise yüzde 6'lık bir orana sıkıştırıldığına işaret ederek, 1950'li yıllarda bu oranının deniz taşımacılığında yüzde 23, raylı taşımacılıkta yüzde 30'larda olduğunu hatırlattı.
Karayolu ağırlıklı taşımacılık politikalarının bir sonucu doğurduğunu vurgulayan Yıldırım, bunun sonucunda küçük ölçekli bik kasabaya eşdeğer insanın her yıl trafik kazalarında hayatını kaybettiğini bildirdi.
"Bu gidiş böyle devam etmez" diyen Yıldırım, ulaşım motları arasındaki denge ve entegrasyonu esas alan bir ulaşım ana planının süratle hayata geçirilmesi gerektiğini, projelerin yeniden gözden geçirerek alternatif finans kaynaklarının bulunması gerektiğini söyledi.
İstanbul Teknik Üniversitesi ile koordineli olarak oluşturulan Çalışma Grubu'nun raporunda raylı, deniz ve hava taşımacılığının elzem olduğunun ortaya çıktığına işaret eden Yıldırım, İstanbul-Ankara arasının rehabilitasyon projesi ile 3 saat 10 dakikaya ineceğini, Ankara-Eskişehir etabının devam ettiğini, 2 etabın ise önümüzdeki günlerde ihalesinin yapılarak 2005 yılı sonunda hizmete gireceğini kaydetti.
İstanbul'da yapılacak olan tüp geçit ve Marmaray Projesi'nin insan taşımasını esas aldığını ifade eden Yıldırım, trafiğe ciddi bir çözüm getirecek projenin Türkiye'nin için bir prestij proje olduğunu kaydetti. Türkiye'nin üç tarafının denizler ile kaplı olduğuna işaret eden Yıldırım buna rağmen deniz taşımacılığıneti.nin aynı zamanda maliyetleri olduğunu da bilmemiz gerekiyor. Daın taşımacılıktaki payının çok düşük olduğunu vurgulayarak, "1926 yılından bu yana Kabatoj Bayramı kutlarız ama bu olmayan bir denizcilik sektörünün bayramı olmaktan öteye gidememiş bir bayramdır. Kabatoj değil denizciliğin sabotaj bayramına dönüştürülmüştür" dedi.
Denizciliğin teşviki için bazı çalışmalar başlattıklarına işaret eden Yıldırım, "Denizlerimize, limanlarımıza gelecek gemilerden liman ücretlerinde yüzde 50 indirim, bu taşımacılık bizim limanlarımız arasında ise yüzde 75 indirim yaptık. Yük ve yolcu taşımacılığı ve deniz turizmi ile uğraşacak olanlardan Özel Tüketim Vergisi'nin 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren kaldırıldı" ifadesini kullandı.
"Bu karar denizcilikte sesiz devrimdir" diye konuşan Yıldırım, sonuçlarının kısmen bu yıl ve daha sonraki yıllarda alınacağını söyledi. "Denizler Cenab-ı Allah'ın bahşettiği doğal asfatlardır" ifadesini kullanan Bakan Yıldırım, deniz yolları ile taşımacılığın en güvenli şekilde gerçekleştirilebileceğini ifade etti.
Karayolu Taşımacılığı Kanunu'nun taşımacılığa kurumsal bir kimlik kazandıracağına işaret eden Yıldırım, "Hem kendi geleceğini hem başkalarının geleceğini karartan taşımacılık anlayışı sona erecektir" dedi.
Otobüs şoförü olabilmek için en az lise mezunu olma şartını getirdiklerini hatırlatan Yıldırım, 25 yaşın üzerinde hiç bir ticari aracın trafiğe çıkmasına izin verilmeyeceğini de kaydetti.
Türkiye'de otobüslerinin yüzde 18 kapasite ile çalıştığını, 800 bin yük taşıyan kamyonunun 300 binini boş olduğunu işaret eden Yıldırım, 20-25 yılda yenilenmesi hedeflenen yolların bu nedenle 2-3 yılda yenilenmek zorunda kaldığını vurguladı.
Yıldırım, ayrıca, Avrupa Birliği'ne üye ülkelerde bayram ve tatillerde eşya taşıyan araçlarının ana güzergahlara sokulmadığını ifade ederek bunun kazaları asgariye düşürdüğünü savundu ve bu uygulamanın tartışılması gerektiğini kaydetti.