MALATYA (İHA) - Saadet Partisi (SP) Genel Başkan Vekili Recai Kutan, TBMM Başkanı Bülent Arınç'a teşekkür ederek, "Verilen teklif, sayın Erbakan hocayı hapis cezasından kurtarmak değil, cezasını sağlık nedeniyle evinde geçirmesidir" dedi.
RP ve MSP eski il başkanlarından Talat Marasalı'nın vefatı nedeniyle taziyede bulunmak üzere memleketi Malatya'ya gelen SP Genel Başkan Vekili Kutan, Malatya'nın yeni Valisi Halil İbrahim Daşöz'ü makamında ziyaret edip, "Hayırlı olsun" dedi. Valilik çıkışında basın mensuplarının sorularını cevaplandıran Kutan, Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın, kayıp trilyon davasında ceza alması ve bunun ertelenmesi veya cezayı sağlık sebebiyle evinde geçirmesi çalışmalarına ilişkin soruya, "Konu hakkında öncelikle TBMM Başkanı sayın Bülent Arınç beye teşekkürlerimi ifade etmek istiyorum. O'nun öncülük etmesiyle ve o arada da AKP grubundaki bazı arkadaşların gayretiyle teklif meclis komisyonuna intikal ettirilmiş durumda. Aslında yapılan şey, sayın Erbakan'ı hapis cezasından kurtarma değildir. Erbakan hoca aynen 2 yıl 4 aylık hapis cezasına sahip olacak. Ancak cezayı hapishanede değil, sağlık gerekçesiyle evinde geçirecektir. Bundan önceki yasalara göre, Erbakan hocanın evde hapis cezasını çekebilmesi için Maliye Bakanlığı tarafından iddia edilen paranın ödenmesi gerekiyor idi. Sayın Erbakan haklı olarak avukatları vasıtasıyla diyordu ki, ne ödenecek, kime ödenecek? Çünkü, bu konuda hala hukuk davası devam ediyor. Erbakan bir para ödeyecek mi ödemeyecek mi? Ödeyecekse ne kadar ödeyecek? Bu ancak hukuk davası neticelenince ortaya çıkacak. Mahkeme ne derse ona göre bir para ödenir. Zaten şu anda malları üzerinde tedbir konulmuş durumdadır. Sağlık nedeniyle cezayı hapishanede ve hastanede değil, evinde çekme imkanı sağlıyor. Erbakan hocayı hapis cezasından kurtarma işlemi söz konusu değil" yanıtını verdi.
Mehmet Ali Ağca'nın durumuyla ilgili soruyu da Kutan, "Ağca'nın yaptıklarını tasvip etmiyoruz. Ancak, Saadet Partisi olarak diyoruz ki, bu işte hakikaten tasvip edilmeyen bir tutum var. Hukukumuz bu duruma düşürülmemeliydi. Önce iki mahkeme tahliye kararı veriyor. Ardından bir üst mahkeme tekrar hapse girsin diyor. Bizim hak anlayışımız şudur: Bir insanın eylemlerini beğenmeyebilirsiniz. Ama onun da hakkı olduğunu kabul etmek durumundasınız. Sorun şu: Adalet Bakanlığı niçin önceden tedbir almayıp böyle çelişkili durumların ortaya çıkmasına sebebiyet verdi? Bizim itiraz ettiğimiz nokta budur" şeklinde cevapladı.