Lenfomada doğru tanı, doğru tedavinin temeli

15 Eylül Dünya Lenfoma Farkındalık Günü kapsamında, lenfomanın belirtileri, tanı yöntemleri ve günümüzde giderek çeşitlenen tedavi seçeneklerine dikkat çekildi.

İstanbul Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Hematoloji Uzmanı Uzm. Dr. Özlem Candan, lenfomanın tek bir hastalık olmadığını, farklı biyolojik özelliklere sahip çok sayıda alt tipten oluştuğunu belirterek doğru tanının tedavinin en önemli basamaklarından biri olduğunu söyledi.

Reklam
Reklam

Lenfomaların bazı türlerinin yavaş, bazılarının ise oldukça hızlı seyredebildiğini ifade eden Candan, hastalığın B veya T hücreli olması, alt tipi ve moleküler özelliklerine göre tedavi yaklaşımının değişebildiğini kaydetti. Bazı hastalarda yalnızca düzenli takip yeterli olabilirken, bazı hastalarda kemoterapi, hedefe yönelik ilaçlar veya hücresel tedaviler uygulanabiliyor.

“HER LENF BEZİ BÜYÜMESİ KANSER ANLAMINA GELMEZ”

Boyun, koltuk altı veya vücudun farklı bölgelerinde fark edilen lenf bezi büyümelerinin vatandaşlarda endişeye yol açabildiğini belirten Candan, enfeksiyonların da sıklıkla lenf bezlerinde büyümeye neden olabileceğini vurguladı.
Özellikle birkaç hafta içerisinde gerilemeyen, giderek büyüyen lenf bezlerine ateş, gece terlemesi veya istemsiz kilo kaybının eşlik etmesi durumunda hekime başvurulması gerektiğini belirten Candan, bu belirtilerin tek başına lenfoma anlamına gelmediğinin de altını çizdi.

Reklam
Reklam

KESİN TANI İÇİN BİYOPSİ ÖNEM TAŞIYOR

Lenfoma tanısında kan tetkikleri ve görüntüleme yöntemlerinin önemli bilgiler sağladığını ancak çoğu zaman kesin tanı için doku incelemesine ihtiyaç duyulduğunu ifade eden Candan, uygun şekilde gerçekleştirilen biyopsinin yalnızca hastalığın varlığını değil, lenfomanın hangi alt tipte olduğunu ve tedavinin nasıl planlanacağını belirlemede de kritik rol oynadığını söyledi.
PET/BT görüntülemelerinde görülen her tutulumun kanser anlamına gelmediğine de dikkat çeken Candan, enfeksiyon ve inflamasyonun benzer görüntülere neden olabileceğini, sonuçların hastanın öyküsü, muayenesi, kan tetkikleri ve gerektiğinde biyopsi ile birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

LENFOMA TEDAVİSİNDE YENİ NESİL YÖNTEMLER

Lenfoma tedavisinde kemoterapinin önemini koruduğunu belirten Candan, günümüzde monoklonal antikorlar, hedefe yönelik ilaçlar, bispesifik antikorlar ve CAR-T gibi hücresel tedavilerin de kullanılabildiğini söyledi. Özellikle dirençli veya tekrarlayan bazı lenfoma türlerinde bu gelişmeler hastalara yeni tedavi seçenekleri sunuyor.
CAR-T tedavisinde hastanın kendi T hücrelerinin toplanarak laboratuvar ortamında kanser hücresindeki belirli bir hedefi tanıyabilecek şekilde yeniden programlandığını anlatan Candan, çoğaltılan hücrelerin daha sonra hastaya geri verildiğini belirtti.

Reklam
Reklam

BAZI HASTALARDA “BEKLE-GÖR” YAKLAŞIMI

Her lenfoma tanısının hemen tedavi başlanacağı anlamına gelmediğini belirten Candan, bazı lenfoma türlerinin yıllarca yavaş seyredebildiğini ve uygun hastalarda “bekle-gör” yaklaşımının uygulanabildiğini ifade etti.
Bu yaklaşımın hastayı tedavisiz bırakmak anlamına gelmediğini vurgulayan Candan, hastaların düzenli muayene ve tetkiklerle yakından takip edildiğini ve ihtiyaç ortaya çıktığında tedaviye başlandığını söyledi.
Tedavide hedefin yalnızca hastalığı kontrol altına almak olmadığını belirten Candan; kalp sağlığı, doğurganlığın korunması, tedavilerin uzun dönem etkileri ile hastaların sosyal ve psikolojik yaşamlarının da günümüzde tedavi planlamasının önemli bir parçası olduğunu kaydetti.
Vatandaşlara çağrıda bulunan Candan, “Paniğe kapılmamak ancak geçmeyen bir lenf bezini de ihmal etmemek gerekir. Hastalarımızın merak ettikleri veya kaygı duydukları konuları hematoloji hekimleriyle paylaşmaları ve tedavi sürecinde hekimleriyle güvene dayalı iletişim içinde olmaları çok önemlidir.” ifadelerini kullandı.

Reklam
Reklam
Haberin Devamı İçin Tıklayın
Anahtar Kelimeler: