Türkiye hala işkence vakaları var

İSTANBUL (İHA) - Avrupa Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn, "Türkiye'de hala bazı işkence vakaları olduğunu tespit ettim" dedi.

İstanbul'daki temaslarını tamamlayan Rehn, Münih'e gitti. Hareketinden önce Atatürk Havalimanı'nda basın toplantısı düzenleyen Olli Rehn, Türkiye'de hala işkencenin olduğunu söyledi. Rehn, "Yasal ve siyasi reformu yakından izlemeye devam edeceğiz. AB Komisyonu, geçen sonbaharda hazırladığı raporda şöyle bir sonuca vardı; 'Hala işkence var ancak, Türkiye'deki işkence uygulamaları sistematik değil.' Durum son bir kaç yıl içinde iyileşme gösterdi. İşkence mağdurlarının rehabilite edildiği merkezi ziyaret ettim. Türkiye'de hala bazı işkence vakaları olduğunu tespit ettim. Daha önce olduğu gibi yaygın değil, ama hala işkenceye sıfır hoşgörü politikasının tam olarak uygulanabilmesi için yapılacak iş var. Yasa uygulayıcılarının, Türkiye'nin AB'ye katılımı için bu hedefe yönelik çalışması gerekiyor. Yani Türkiye'de işkence yaygın ve sistematik değil" dedi.

Reklam
Reklam

Rehn, yasal kriterlerle ilgili bundan sonraki denetleme raporunu Kasım ayında sunacaklarını söyledi. Raporun önemine dikkat çeken Rehn, "İşkenceye sıfır hoşgörü gösterilmesiyle ilgili siyasi irade, hem idarede hem de kolluk kuvvetlerinde hayata geçirilmeli. Raporu önümüzdeki Kasım ayında sunacağız. Türkiye'nin böylesine hayati bir noktada durumunu inceleyen gözden geçirme raporunun müzakerelerin bir kaç ay öncesinde kötü bir tablo sergilemesi mahcup ettirici bir durum olur. Umut ediyorum gerekli makamlar bunu dikkatlice ele alırlar. Bizim elimizdeki son ve kesin değerlendirmeler, daha önceki gözden geçirme, denetleme raporunda yansıtıldı. Ancak hala işkence ve kötü muamelelerinin ortada olduğu, bunların kökünün kazınması gerektiği vurgulandı" diye konuştu.

POLİSİN AŞIRI GÜÇ KULLANMASI Olli Rehn, pazar günü meydana gelen polis müdahalesiyle ilgili olarak şunları söyledi:
"Eğer net bir biçimde kuralların ihlal edildiği, yasaların çiğnendiği ortaya çıkarsa, bunları yapanların cezalandırılması gerekir. İstanbul'da pazar günü gerçekleşen olaylar sonrasında Türk hükümeti Dışişleri Bakanı Sayın Gül'e bu konuyu dile getirdiğimizde, Türk hükümetinin bu konuyu incelemeye alacağını, neden bu olayların yaşandığını inceleyeceklerini söyledi. Bu tür vakaların gelecekte tekrarlanmasını engellemek için bunlar yapılıyor. Aşırı şiddet ve işkence hangi ülkede olursa soruşturulur. Hükümet, pazar günkü aşırı güç kullanmayı inceleyecek."

Reklam
Reklam

Türkiye'nin bugün itibariyle birbirine paralel olan ikili bir süreçten geçtiğini belirten Rehn, "Bir yandan kendi mevzuatını ve siyasi sistemini uyumlu hale getiriyor, diğer yandan da AB ile tam üyelik müzakerelerine hazırlıyor kendini. Bu iki süreç; bir yandan reformların sürdürülmesi, diğer yandan katılım müzakerelerine hazırlanılması birbirine paraleldir. Benim ziyaretimin amacı 3 Ekim'de başlayacak tam üyelik müzakerelerine hazırlığa destek vermek. İyi hazırlanmak demek, işin yarısını yapmış olmak demektir" diye konuştu.

Türkiye'nin önünde, 3 Ekim'e kadar nasıl ilerleyeceğine dair çok net bir yol haritası olduğunu ifade eden Olli Rehn, "Öncelikle Haziran'da müzakere çerçeve belgesinin sunulması ve Türkiye'nin Ankara Anlaşması'nın en uyum protokolünü imzalaması ön görülüyor. Bu aşamalar aşıldıktan sonra müzakerelere başlayabileceğiz. O noktada müzakereler aracılığıyla tam üyeliğe hazırlanılmış olunacak. Ankara'daki toplantılarımız siyasi konular üzerine odaklanmıştı. Bugün İstanbul'da ağırlıklı olarak sivil toplum örgütü yetkilileri ve iş dünyasının temsilcileriyle bir araya geldim. Bütün toplantılar son derece faydalı ve verimli oldu. Bugün ortaya çıkan noktalardan biri, reform sürecindeki hayati mesele, zihniyet biçiminin değişecek olması ve bu şekilde yasal ve siyasi reformlar tamamen sağlam bir zemine oturtulmuş olacak. Anahtar, siyasi irade. Bunun tam olarak zihniyetlere nasıl yansıyacağı çok önemli. Reform sürecinde en önemli nokta zihniyet değişimi" diye konuştu.

Reklam
Reklam

SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİNİN TÜRKİYE'NİN AB ÜYELİĞİNE KATKISI "Bugün sivil toplum örgütü temsilcileriyle de bir araya geldiğini ifade eden Rehn, açıklamalarını şöyle sürdürdü:
"Aydınlar, köşe yazarları ve akademisyenlerle görüştüm. Gerçekten de köşe yazarlarının tavrı, tutumu çok önemli. Ben kendim de ülkemde bunun etkisini gördüm. Bir çok gazetede yazı yazdım. Bu konuya köşe yazarlarının ilgisi çok önemli. Böylesine bir ilgi görmemiştim. TÜSİAD'ı da ziyaret etmek istedim. Onlar da Türkiye'nin Avrupa ile yaklaşımına büyük katkı sağladılar. İşkence görenlerin tedavi gördüğü merkezleri de görmek istedim. Bunun insan hakları açısından ve işkence ile mücadele açısından ne kadar önemli olduğunun altını çizmek istiyorum. TÜSİAD ve iş camiası Türkiye'nin AB'ye yakınlaşmasında önemli rol oynuyor."

Açıklamasının ardından basın mensuplarının sorularını cevaplayan Rehn, Hırvatistan ile tam üyelik müzakerelerinin 17 Mart'ta başlamasını dilediğini söyledi. Rehn, "Ancak, çok net bir takım kriterler var. Tam bir işbirliğini gerektiriyor. Öncelikle Hırvatistan'ın, tam üyelik müzakerelerine başlamak için bu işbirliği koşulunu yerine getirmesi gerekiyor. Başsavcı ve Lahey mahkemesinin görüşlerini ciddi biçimde dikkate alıyoruz. Sayın Başsavcı mahkemeyle Hırvatistan'ın işbirliği içinde olmadığını ifade etti. Mahkemenin nihai değerlendirmesini alacağız" dedi.

Reklam
Reklam

Kosova ile ilgili olarak da açıklama yapan Rehn, "Kosova Başbakanı istifa etme kararı aldı. Hakkındaki iddiaların ardından kendisi Lahey'e teslim olma kararı aldı. Bunu, cesur ve bilgece bir hareket olarak değerlendiriyorum. Kosovalılar'dan da bunu takdir etmelerini istiyorum. Bu iddianame sonucunda Kosova'da siyasi düzensizlik olmaması gerekiyor. Kosova halkının bütün bunları dikkate alacağına inanıyorum" ifadelerini kullandı.
Rehn, konuşması sırasında bir ara mikrofonu düşürdü. Basın mensuplarının yardımıyla mikrofon yerine konulurken, Rehn, açıklamasının ardından Türkiye'den ayrıldı.

Haberin Devamı İçin Tıklayın