LONDRA (İHA) - Avrupa Birliği ile ilgili haber ve yorumlar bugün kıta Avrupası gazetelerinin başlıca konusu durumunda bulunuyor. İngiliz gazetelerinde bugün öne çıkan başlıca konu ise dün eski Fransa Cumhurbaşkanı Valery Giscard d'Estaign'in açıkladığı Avrupa Birliği anayasasının genel çerçevesi ve Avrupa'nın bundan sonra izleyeceği yol oldu.
Independent gazetesi baş yazısında, "Doğru yönde atılmış bir adım ancak Avrupa'nın geleceği daha dikkatli düşünmeyi gerektiriyor" dedi. "Avrupa Konvansiyonu'nun şekillendiği Laeken Deklerasyonu'nda, Avrupa Birliği kurumlarının Avrupa vatandaşlarına yaklaştırılması gerektiği belirtilmişti. Ancak dün açıklanan taslak anayasa bunun gerçekleşebileceği yolunda çok fazla umut vermedi" diyen Independent, taslağın, Avrupa Birliği'nin sorunlu kurumlarının nasıl değiştirilmesi gerektiği konusunda bazı öneriler getirdiğini yazdı.
"Altı aylık dönem başkanlığı sistemi işe yaramıyor. Değiştirilmesi, daha kalıcı bir sistem bulunması gerekli" diyen gazete, "2004 yılında 25 üyeli bir Avrupa Birliği'nin, 1957 yılında 6 ülkenin biraraya geldiği dönemdeki gibi teknokrat kurumlarla yönetilmesinin mümkün olmadığı konusunda herkes görüş birliği içinde" yazısını diye noktaladı.
"TÜRKİYE, ÖNCE KIBRIS SORUNUNU ÇÖZMELİ" Daily Telegraph gazetesi ise siyaset sayfalarında "Ankara, Avrupa Birliği'ne üye olmadan önce Kıbrıs sorununu çözümlemeli" başlıklı haberinde, İngiliz İşçi Partisi ve Muhafazakar Parti milletvekillerinin, Başbakan Tony Blair'den, Kıbrıs sorunu çözülmeden Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğine destek vermemesini istediklerini anlatıyor. Haber özetle şöyle:
"Geçen hafta yapılan Avrupa Birliği zirvesiyle ilgili düzenlenen özel oturumda, İşçi Partisi Milletvekili Gerald Kaufman ve Muhafazakar Parti Milletvekili Roger Gale, Başbakan Tony Blair'i uyarıcı konuşmalar yaptı. Kaufman, Malta ve Kıbrıs'ın Avrupa Birliği'ne üyeliğini memnunlukla karşıladığını söylerken Kıbrıs konusunda bir çözüme ulaşılmadan Türkiye'nin birliğe üye olmasının söz konusu bile olamayacağını savundu. Gale de, Kıbrıs sorununun çözümünün, Türkiye'nin üyeliği için ön şart olduğunu belirtti. Başbakan Tony Blair, Türk hükümetinin, Kıbrıs'ta bir anlaşmaya varılması için çok çaba harcadığını söyledi. Bir başka Muhafazakar milletvekili Michael Portillo ise, hem Müslüman hem de yüzü Batı'ya dönük bir ülke olan Türkiye'nin üyeliği için İngiliz hükümetinin destek vermesi gerektiğini belirtti ve 'Avrupa Birliği liderleri Türkiye'nin üye olmasından sakınmakla hatalı davranmamışlar mıdır?' diye sordu. Başbakan Blair bu görüşe katıldığını ancak Türkiye'nin Birlik kurallarına uyması gerektiğini kaydetti. Blair ayrıca Türkiye'nin adaylık sürecinin bir sonraki adımının Aralık ayında Kopenhag'da yapılacak zirvede kararlaştırılacağını söyledi."
"GISCARD'IN TEMKİNLİ PLANI" Fransız Le Figaro gazetesi, Valery Giscard d'Estaign tarafından açıklanan anayasa taslağını "Giscard'ın temkinli planı" olarak niteledi. Gazeteye göre, bu taslak, Avrupa Birliği'nin çalışma sistemini belirleyen farklı anlaşmaları tek ve daha basit bir metinde topluyor ve genel olarak kabul edilebilir sınırlara bağlı kalırken, ileriye yönelik adımlar atmanın da yolunu açıyor.
Alman basını, açıklanan anayasa taslağı konusunda olumlu yorumlar yaptı. Frankfurter Rundscahu, taslak metnin Avrupa Birliği içinde neler olup bittiğini ve vatandaşların bu sisteme nasıl katılabileceklerini açıklayıcı özellikte olduğunu vurguladı.
"Avrupa Birliği ile ilgili daha önceki anlaşmalar kargaşa yaratıyordu. Uzmanlar bile bunları çözmekte zorlanıyordu. Önemli ve önemsiz konular birbirine karışmış durumdaydı" diyen gazete, Giscard d'Estaign'in taslağının bu sorunları ortadan kaldırdığını belirtti. Bir başka Alman gazetesi Der Tagesspiegel ise, karşıt bir görüş belirtti ve Valery Giscard d'Estaign'in "Avrupa Halkları Kongresi" önerisinden duyduğu endişeyi dile getirdi. "Halk Kongresi olmadan da Avrupa Birliği yeterince karmaşık" diyen gazete "Geleceğin Avrupa Birliği, kurumlarının sayısıyla değil şeffaf ve demokratik yapısıyla öne çıkmalıdır" yorumunu yaptı.
Die Welt de Giscard d'Estaign'e destek veren Alman gazetelerinden. Giscard'ın önerilerinin devrim niteliğinde olduğunu belirten gazete, dün Brüksel'de bir Avrupa anayasasının temellerinin atıldığını belirtiyor ve gelecek aylarda bu iskeletin üzerine vücudun oluşturulacağını yazdı. Frankfurter Allgemeine Zeitung'da bu görüşe katıldı ve bu taslağın bir Avrupa anayasasının ana hatlarını belirlediğini yazdı.
Birlik için farklı isim önerilerinin de tartışıldığını belirten gazete, Birliğin orijinal adı olan Avrupa Topluluğu'na dönebileceği ya da Avrupa Birleşik Devletleri adının benimsenebileceğini yazdı. Gazeteye göre bir diğer isim olasılığı da "Birleşik Avrupa."
REHİNE KURTARMA OPERASYONUNUN YANSIMALARI Avrupa gazeteleri Rusya'daki rehine krizinin ardından yaşanan gelişmeleri de yakından izliyor. Fransız Le Monde gazetesi, Rus yetkililerin bu olayı ele alış biçimini "Moskova'da değişen bir şey yok" diyerek değerlendirdi ve eleştirilerini "Bu olayda her şey Sovyet dönemini anımsattı. Cumhurbaşkanı Putin'in önceliği rehinelerin yaşamları değil, asayişin sağlanmasıydı" diye aktardı.
Benzer bir yoruma Macaristan'da yayımlanan Magyar Nemzet gazetesi de yer verdi. "Rus güvenlik güçlerinin rehineleri mutlak bir ölümden kurtardıkları doğru değil" diyen gazete "Rusya'da operasyonu düzenleyen yetkililerin "gizlilik" alışkanlığı, kurbanların yaşamından daha ağır bastı" diye eleştiride bulundu.
"BREZİLYA'DA ZAFER" Guardian gazetesi Brezilya'da pazar günü yapılan devlet başkanlığı seçimini yorum yazılarına taşıdı. Yazının bausi gerektiğini belirtti ve 'Avruşlığını "Brezilya için zafer" diye seçen gazete, "ancak Devlet Başkanı seçilen Lula'yı uzun ve zor bir süreç bekliyor" dedi.
"Luiz Inacio Lula da Silva'yı Brezilya devlet başkanlığına taşıyan konular şimdi birer birer karşısına çözülmesi gereken sorunlar olarak çıkacak" diye yazan Guardian, "Lula Ocak ayına kadar göreve başlamayacak olsa da, seçim kampanyası döneminde piyasalarda ortaya çıkan belirsizlik ve güvensizliği bir an önce gidermesi gerekiyor" yorumunu yaptı.
"Da Silva kendinden önceki yöneticilerin ekonomi politikalarını sürdüreceğini belirtti" diyen Guardian haberini, "Ancak radikal değişiklikler beklentisiyle ona oy verenler kısa süre sonra sabırsızlanmaya başlayacaklar" diye noktaladı.