Uluslararası Adalet Zirvesi'ne katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan burada önemli değerlendirmelerde bulundu.
Erdoğan'ın yaptığı konuşmada öne çıkan satır başları şu şekilde:
"Adalet haklıya hakkının teslim edilmesidir. Adalet güçsüzün güçlüye ezdirilmemesidir. Adalet devletin üzerine bina edildiği temeldir. Adalet insanlığın ortak hedefidir. Vicdan ve hakkaniyetin terk edildiği yerde adalet olmaz. Kanun önünde eşitliğin göz ardı edildiği bir hukuk sisteminde adalet olmaz. Hak ve özgürlüklerin giderek aşındığı bir ortamda adalet kendisine yer bulamaz.
Bu hususların her biri uluslararası sistem için de geçerlidir. Devletin en temel sorumluluğu nasıl ki adaleti tevzi etmekse, kural ve ilke temelli olduğu iddia edilen uluslararası sistemin de asli misyonu küresel barış ve güvenliği tesis etmektir. Bugün ne yazık ki ağır yara almış, güven ve itibar erozyonuna uğramış bir uluslararası sistemle karşı karşıyayız. BM çatısı altındaki 190'dan fazla ülkenin iradesinin veto imtiyazına sahip sadece beş üyenin kararlarına bağlı olduğu yapının adil olmadığının bilincindeyiz.
Birileri odadaki fili görmemekte ısrar etse de mevcut sistemin sürdürülebilir olmadığını artık herkes biliyor. Uluslararası hukuk neredeyse askıya alınmış durumda. Uluslararası mahkemelerin verdikleri kararlar aynı şekilde uygulanamaz durumda. İlkeler, normlar, kurallar bunların tamamı ayaklar altına alınmış durumda. Bunları hamaset olsun polemik olsun veya acıtasyon için söylemiyorum. Bunlar yüzleşmesi gereken acı gerçeklerdir.
Kabul edelim ki neresinden tutsanız elinizde kalan bir sistem var. Bu sistemin küresel ölçekte yol açtığı sıkıntılara hepimiz tanıklık ediyoruz. Ülkeler arasındaki makas giderek açılıyor. Dünyanın bir bölümü son derece kısıtlı şartlar altında yokluk ve yoksulluk içinde hayata tutunmaya çalışırken, lüks içinde yaşayan diğer bir kesim sistemin tüm nimetlerinden faydalanıyor.
Krizlerin çatışmaların tetiklediği ve savaşların başladığı ve istikrarsızlığın doğduğu bir ortamda ‘sistemde sorun yok’ diyemeyiz. Hürmüz’deki tıkanıklık çözülemedi. Rusya ve Ukrayna arasındaki savaş 4,5 yıldır sürüyor. Yemen, Sudan ve diğer bölgelerde neler yaşandığını görüyoruz.
Hepsinden önemlisi Gazze’de insanlar dünyanın gözü önünde siviller vahşice öldürülüyor. 75 binden fazla Gazzeli katledildi. Savaşta bile dokunulmaması gereken okullar, hastaneler ve diğer yerler bombalanıyor.
Kendini uluslararası hukuktan üstün gören soykırım şebekesi Gazze dünyanın en büyük toplama kampına döndü. Geçtiğimiz yıl tesis edilen ateşkes İsrail tarafından delindi. Kudüs’teki kutsal mekanlar saldırıya uğradı. İsrail, bölgenin huzurunu ve barışını kendisi için tehdit olarak görüyor.
Türkiye gerekirse sıkıntı çeker ama kendisine umut bağlayan insanlara da sırtını dönmez. Gazze'de işlenen soykırımın failleri hesap vermedikçe, uluslararası sistemin adaletli olduğunu kimse iddia edemez. Uluslararası mahkeme kararlarının tanınmadığı bir sistemin barış ve güvenlik üretmesi düşünülemez. Türkiye olarak her fırsatta işte bu yüzden 'dünya beşten büyüktür' diyoruz. Tam da bu yüzden 'daha adil bir dünya mümkündür' diyoruz.
Çok iyi bildiğiniz gibi suç coğrafyası artık tek bir ülkenin hudutlarıyla sınırlı değil. Teknolojiyle beraber suç coğrafyasının küreselleştiğine, elektronik para kuruluşları, kripto varlıklar, soğuk cüzdanlar ve sosyal medya gibi araçların suç örgütleri tarafından çok etkin biçimde kullanıldığına şahit oluyoruz. Suç işleyip, ülke dışına çıkarak adaletten kaçabileceğini sananlar, nereye saklanırlarsa saklansınlar kendilerini güvende hissetmemelidir"
Okuyucu Yorumları 0 yorum