Genel olarak bir kıta geniş bir alan sahip olmalıdır. Su altında yer almayan topraklardan meydana gelmesi de kıta olabilmek için bir diğer koşuldur. Ayrıca kıtalar önemli jeolojik sınırlara da sahip olmak durumundadır. Afrika, Asya ve Avrupa kıtalarının bir araya geldiği yer bazı bakış açılarına göre Avrasya kıtası olarak adlandırılmaktadır. Ancak bu bölge aslında bir kıta değil yalnızca o bölgeye verilmiş olan bir isimdir. Bu nedenle de kıta sayısı yedi olarak kabul edilmektedir. Bir başka görüşe göre Kuzey Amerika ile Güney Amerika’nın birleşik bir kıta kabul edilmesi de kıta sayısının altı olduğunu düşündürtmektedir. Kıtalar farklı yarım kürelerde yer almaktadır.
Kuzey yarım kürede ilkbahar başlarken kuzey yarım kürede aynı anda sonbahar başlamaktadır. Bu da farklı kıtaların farklı mevsimler geceler ve gündüzler yaşadıkları anlamına gelmektedir. Ekinoks adı verilen dönemde ise dünyadaki her iki yarım kürede gece ve gündüz sürelerinde eşitlenme yaşanır. Dünyanın küresel biçimi ekseninin eğik olması ve güneşin etrafındaki hareketleri ekinoksları meydana getirmektedir.
Dünya üzerindeki tüm kıtaların aynı anda geceyi ya da gündüzü yaşayıp yaşamayacağı bu konuda merak edilen bir durumdur. Birincil ışık kaynağı olan güneç noktasal bir ışık kaynağı olmaması nedeni ile dünyaya gelen ışık ışınları gece ve gündüz geçişleri esnasında yavaşça azalır ya da artar. Yeteri kadar yüksek bir noktadan bakılabildiği zaman gece ve gündüz arasında kesin bir geçiş olmadığı gözlemlenebilmektedir. Ancak dünyada bu görüntünün elde edilebileceği bir yüksek nokta olup olmadığı bilgisi net değildir.
Merak edilen bir konu olan dünya üzerindeki tüm kıtaların aynı anda geceyi yaşayıp yaşamayacağı konusunda ise çeşitli teoriler bulunmaktadır. Buna göre noktasal olmayan güneş etkisi ölçülmüştür. Kuzey kutup dairesinin ortalama gün uzunluğunun 12 saat civarı olduğu düşünülerek hesaplamalar yapılmıştır. Yörüngesel etki dünyada ocak ayında günberi adı verilen noktada olduğu için yörüngenin o tarafından daha hızlı bir hareket görülmektedir.
Kuzey kışı kuzey yazından daha kısa olur. Bu yüzden de yılına aydınlık tarafı daha fazla gün almaktadır. Güney yarım kürede ise yılın karanlık kısmının daha fazla gün aldığı tespit edilmiştir. Bu da bir kuzey enleminin eşdeğer bir güney enleminden daha çok dakika gün ışığı alacağı anlamına gelmektedir.
Enlemlerdeki asimetrinin bir diğer etkisi ise gün doğumundan ya da gün batımından 12 saatlik günün ekinoks döneminde değil mart ayında dört ya da beş gün kadar önce eylül ayından sonra olmasıdır. Eğer Güneş bir nokta kaynak olarak kabul edilirse yörüngesi daireseldir ve atmosfer yoktur. Ama Güneş'in merkezi ufkun daha altında olması kırılma nedeni ile ufkun üzerinde görünebilecektir.
Bu duruma ek olarak Güneş bir nokta kaynak olmadığı için ve Güneş yüksek enlemlerde ufkun biraz altında olduğu için daha çok zaman geçirir. Bunun nedeni ise Güneş'in yüksek enlemlerde daha eğik batmasıdır. Alaska’da bir iklim bilimcinin yaptığı araştırmalara göre çeşitli haritalar oluşturulmuştur.
Bu haritalara göre en yüksek miktarda gün ışığı kuzey kutup dairesine yakın olan bir yerde gün içinde ortalama 12 ile 12 saat arasında olması gerekmektedir. Aynı durumun güney yarımkürede de geçerli olması bir diğer koşuldur.