ANKARA (İHA) - Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Rum tarafının Kıbrıs'ta çözüm için yapılacak referandum sürecini erteletme girişimlerine sert tepki göstererek, "Rumların talebi iyiniyetten uzak bir teşebbüstür. Referandum sürecinin ertelenmesi, Rum kesiminin tek başına adayı temsilen AB'ye girmesi demektir. Bu da, Türkiye'nin AB üyeliğinin ipotek altına alınmasıdır" uyarısında bulundu.
Gül, adada yapılacak referandum sonucuna saygılı olacaklarının da altını çizerek, Kıbrıs Türk halkından 'hamasetten ve duygusallıktan uzak' bir karar vermelerini istedi. Gül, Türk tarafının 'evet', Rum tarafının 'hayır' demesi halinde uygulanacak AB tüzüğüne de şiddetle muhalefet edeceklerinin mesajını verdi.
AK Parti TBMM Grubu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Japonya'da olması nedeniyle Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül'ün başkanlığında toplandı. Toplantının açılış konuşmasını yapan Gül, gündemdeki son gelişmelere ilişkin bir değerlendirme yaptı. Kıbrıs konusunda gelinen son duruma milletvekillerine bilgi veren Bakan Gül, Kıbrıs'ın küçükten büyüğe herkesin milli meselesi olduğunu söyledi. Bu meseleyi Kıbrıs Türklerinin lehine ve Türkiye'nin çıkarları doğrultusunda çözmeyi öncelikli konu haline getirdiklerinin altını çizen Gül, AK Parti iktidarından önceki hükümetlerin Kıbrıs politikalarını çözümsüzlüğü çözüm gibi görerek oluşturduklarını dile getirdi. AK Parti hükümetinin 'çözümsüzlüğün' Türk tarafının pozisyonunu zayıflatacağı düşüncesiyle politika değiştirdiğini belirten Gül, bu kararı almalarındaki en büyük etkenin Rum kesiminin tek başına AB'ye girecek olması olduğunu söyledi. 24 Nisan'da adada yapılacak referandumdan çıkacak sonucu büyük saygıyla karşılayacaklarını vurgulayan Gül, "Tüm arzumuz dikkatli bir şekilde takip edilmesi, hamasetten ve duygusallıktan uzak, titiz bir şekilde değerlendirdikten sonra karar verilmesidir" diye konuştu.
Rum tarafının referandumun en az 2 ay ertelenmesi talebinde bulunduğunu hatırlatan Gül, Rum tarafının talebini 'İyiniyetten uzak bir teşebbüs' olarak nitelendirdi. Referandumun ertelenmesinin 1 Mayıs'ta Rum kesiminin adayı temsilen tek başına AB'ye girmesi anlamına geldiğine işaret eden Gül, "Rum kesimi AB'ye tam üye olduktan sonra şüphesizki pozisyonu çok daha kuvvetli olacaktır. Ayrıca Türkiye'nin AB'ye üyeliğinin ipotek altına alınması demektir. Bu durum daha önce varılan mutabakatlara ters düşmektedir" uyarısında bulundu. Birleşmiş Milletler (BM) ve AB'yi göreve davet eden Gül, "Rum kesiminin büyük bir gayretle bu süreciyi durdurmaya dönük niyetleri, iyiniyetten uzaktır. Türkiye olarak biz mutabakatlarımıza sadık kalacağız. 1 Mayıs'ta çözüm olmadığı takdirde Kıbrıs Türklerine ve adanın kuzeyine uygulanacak değişiklikleri düzenleyen tüzük te Rumları cesaretlendirecektir. Bu düzenleme Rumların lehine olan düzenlemelidir. Referandumdan Türk tarafından olumlu, Rum tarafından hayır çıkarsa, buna rağmen Rumlar AB'ye girerse, uygulanacak AB tüzüğüne şiddetli muhalefetimiz sözkonusu olur. Böyle olursa Rum kesimi bedeli ödemek zorunda kalır. Biz Türk tarafı olarak ne gerekiyorsa yaparız" mesajını verdi. Gül, Rum tarafının talebinin 1 Mayıs'ı atlatmaya dönük teşebbüsler olduğunu kaydederek, "Çünkü 1 Mayıs atlatıldıktan sonra herkesin pozisyonu ve gücü değişecektir. Kıbrıs Türklerinin ve Türkiye'nin de gücü ve pozisyonu değişecektir" şeklinde konuştu. Rum tarafının Annan Planı üzerinde kendi lehlerine iyileştirmeler yapma gayretinde olduğunu ifade eden Bakan Gül, İsviçre'de Türkiye'nin adil ve kalıcı bir çalışma içerisinde olduğunu, buna karşın Rum tarafının son dakikaya kadar masadan kalkmaya çalıştığını söyledi. Türk tarafının istediği değişikliklerin büyük ölçüde plana yansıtıldığını dile getiren Gül, bu noktaya BM'ye görev düştüğünü vurguladı.
Dışişleri Bakanı Gül, referandumdan 'evet' çıkması ve planın uygulanması halinde bunun ekonomik sonuçlarının da olacağına dikkati çekerek, şunları söyledi: "Biz Kıbrıs'ın arkasında olmaya devam edeceğiz. Gerek ekonomik gerekse siyasi olarak Kıbrıs'a desteğimiz sürecek. Kıbrıs'ta yeni bir ekonomik durumun çıkması için AB'ye de sorumluluk düşmektedir. Herkes elini taşın altına koymalıdır. Türkiye'nin ekonomik ve siyasi desteği herkesten ayrı bir şekilde olacaktır. Sadece devlet olarak değil özel sektör olarak da Kıbrıs'ın arkasında olacağız".