Atletizm; temel insani hareket kalıplarının maksimum performansta ve sınırda değerlendirildiği ölçeklerden oluşan bir spor ailesidir. Atletizm içerisinde koşma, atma, atlama yürüyüş yer alır. Atletizm; oksijen taşıma kapasitesi, mitokondri yoğunluğu, kas liflerinin (özellikle tip I liflerin) verimliliği ve enerji metabolizmasının sürdürülebilirliği gibi temel değerler üzerine kuruludur. Fiziksel kuvvet, çeviklik, dayanıklılık veya esneklik gibi tekil değerler atletizm içerisinde tek başına değerlendirilmez. Belirli bir türe yönelik oluşturulan yapısal hareket (veya dizinin) mümkün olan en yüksek verimle gerçekleştirilmesidir.
Atletik performans birçok spor branş içerisinde yer alsa da atletizm olarak değerlendirilmez. Bir futbolcunun koşması veya basketbolcunun topu atması gibi eylemler belirli bir dizinin yardımcı veya tamamlayıcı parçalarıdır. Atletizm doğrudan dizinin zirve performansıdır. Maraton koşucuları ise hem tarihsel / felsefi hem biyolojik adaptasyon açısından atlet olarak sayılmaktadır.
Maraton koşuları olimpiyatlar veya atletizmin ötesinde bir mahiyette sporun içerisinde bulunur. Antik Yunan'da anlatılagelen bir hikayeye dayanır. Hikayedeki Marathon isimli asker, vazifesi sırasında 42 km mesafeyi koşarak görevini yerine getirdikten sonra hayatını kaybetmiştir. Maraton koşuları da bu hikayeye dayanarak 42 km uzunluğa sahiptir. Ancak hikayenin spora olan etkisi ve Maraton koşusunun atletizmin bir parçası olarak görülmesi sembolik bir mesafe ile sınırlı değildir.
Atlet kelimesi, Antik Yunan'daki "athlete" kelimesinden türetilmiştir. Kelime anlamı olarak "mücadele eden" demektir. Maraton koşucuları da bu tanıma tam olarak uyar. Atletizmin felsefesinde yer alan "mücadelenin" en etkileyici örnekleri arasındadır. İnsan biyolojisi açısından 42 km mesafe önemli bir ölçüdür. Maraton koşuları içerisinde fiziksel dayanım hat safhadadır. Sporcuların aerobik dayanıklılığa sahip olması gerekir. Vücut oksijenli eylem sırasında güçlü bir enerji tasarrufu oluşturmalıdır. Dolaşım sistemi aktif şekilde çalışır. Özellikle laktik eşik önemli ölçüde açılır. Bu sebeple kalp, damar, tendon ve kas sağlığı koşunun ilerleyen aşamalarda etkisini hissettirir.
Atletizm içerisinde yer alan kas lifleri adaptasyonu, dolaşım sisteminin optimal performansı ve vücuttaki glikojen depolarının verimli şekilde kullanılması gibi biyolojik gelişim maratonlarda oldukça önemlidir. Maraton koşucusunun aktivasyonu koşunun en yalın formudur. Süreklilik içeren adım döngüsü, yer tepki kuvvetleri, elastik enerji depolama ve geri kazanımı mevcuttur. Maraton koşucuları enerji ekonomisi, fizyolojik adaptasyon, koşu ve nefes tekniği gibi atletizmin temelleri arasında yer alan yetilere sahiptir.
Atletizmin koşma branşlarındaki ayrım da önemlidir. Atletizm sprint koşularıyla sınırlı değildir. Atletizm koşucuları arasında orta ve uzun mesafe koşuları da yer alır. Maratonun atletizme dahil edilmemesi Maraton ile olan tarihsel bağları ve pist uzunluğu ile ilgilidir. Maraton koşularında yek pare bir koşu içermez. Koşucular tempolarını koşma- yürüme arası bir ritimde ayarlar. Ancak tüm temel fizyolojik özellikleri, felsefik bağları, değerlendirme koşulları ve çalışma metotları ile maraton koşucuları atlet olarak değerlendirilir.