HABER

Kapat

Meme kanserinde yeni yöntemler İstanbul’da konuşuldu: 62 ülkeden 1000’i aşkın bilim insanı meme kanseri için İstanbul’a geldi

Dünyada her 8 kadından 1’i hayatının bir döneminde meme kanseri tanısı alırken, tanı ve tedavi yöntemlerindeki gelişmeler hastaların yaşam kalitesini artırıp yaşam süresini uzatıyor. İstanbul’da 7.’si düzenlenen Breastanbul Konferansı’nda bir araya gelen 62 ülkeden 1000’i aşkın bilim insanı, meme kanserinde yeni yöntemleri konuştu.

Meme kanserinde yeni yöntemler İstanbul’da konuşuldu: 62 ülkeden 1000’i aşkın bilim insanı meme kanseri için İstanbul’a geldi

Kongre Başkanı Prof. Dr. Cihan Uras, günümüzde meme kanseri cerrahisinde robotik ve endoskopik yöntemlerin öne çıktığını belirterek, bu sayede memenin tamamının 3 santimetrelik kesiden çıkarılabildiğini belirtti.

MEME KANSERİ AMELİYATINDAROBOTİK CERRAHİYLE 3 CM’LİK KESİ DÖNEMİ!

Acıbadem Üniversitesi Senoloji Enstitüsü ve Senatürk’ün desteğiyle gerçekleştirilen kongre kapsamında basın toplantısı düzenlendi. Toplantıya Acıbadem Üniversitesi Senoloji Araştırma Enstitüsü Müdürü ve Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Cihan Uras, Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Nuran Beşe, Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Eralp, Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Şükrü Yazar, Almanya Klinikum Esslingen’den Prof. Dr. Thorsten Kühn ve ABD Inova Schar Cancer Institute’tan Dr. Shawna C. Willey katıldı.

Meme kanserinde yeni yöntemler İstanbul’da konuşuldu: 62 ülkeden 1000’i aşkın bilim insanı meme kanseri için İstanbul’a geldi 1

“BREASTANBUL DÜNYADAKİ EN ÖNEMLİ BULUŞMALARDAN BİRİ”

Avrupa çapında meme cerrahisi araştırmalarını yürüten Avrupa Meme Kanseri Cerrahi Araştırmaları Derneği - EUBREAST’in kurucu isimlerinden Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Thorsten Kühn basın toplantısında yaptığı konuşmada Breastanbul’un farklı ülkelerden ve disiplinlerden uzmanları bir araya getirmesi açısından son derece değerli bir platform olduğunu belirterek “Cerrahların deneyimlerini paylaşabilmesi, araştırmalarını tartışabilmesi ve yeni iş birlikleri kurabilmesi için dünyadaki en önemli bilimsel buluşmalardan biri olduğunu düşünüyorum” dedi.

“MEME KANSERİ AMELİYATLARI 3 SANTİMETRELİK KESİDEN YAPILABİLİYOR”

Breastanbul Kongresi’nin tüm dünyada önemli kongreler arasına girdiğini söyleyen Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Uras, “Dünyanın dört bir yanından binin üzerinde binden fazla bilim insan katıldı. Bu kongre multidisipliner bir kongre. Özellikle meme radyolojisi, meme patolojisi, meme cerrahisi, meme onkolojisi, meme radyasyon onkolojisi, meme genetiği hatta meme hemşireliği bütün konuları kapsıyor. Multidisipliner bir kongre. Meme kanseri ameliyatlarında kullanılan robotik ve endoskopik teknolojiler var. Meme ameliyatlarında 10 cm’lik kesi yerine robotik ve endoskopik yöntemlerle 3 cm’lik kesiler yapılıyor. Günümüzde endoskopik cerrahinin ve robotik cerrahinin gündeme gelmesiyle beraber çok küçük kesiler kullanılmaya başlandı. Yani bunlar ortalama 3 cm’lik kesiler. 2 avantajı var; 3 cm’lik kesinden hem memenin tümünü çıkarabiliyoruz hem de bu kesiden koltuk altına ulaşarak koltuk altı lenf bezi örneklerini alabiliyoruz. Aynı zamanda daha ince bir diseksiyon dediğimiz yani dokunun ayrılması işlemlerini gerçekleştiriyoruz. Yine çok daha az kanamaya yol açıyoruz. Böylece ameliyat sonrası hastaların çok daha az ağrı duymalarını da sağlıyoruz. Bu da meme cerrahisinin teknolojisinde gelişen önemli adımlardan birisidir” diye konuştu.

Meme kanserinde yeni yöntemler İstanbul’da konuşuldu: 62 ülkeden 1000’i aşkın bilim insanı meme kanseri için İstanbul’a geldi 2

“MEME KANSERİ TEDAVİSİNDE KEMOTERAPİ KULLANIMI BAZI GRUPLARDA AZALDI”

Meme kanseri tedavisinde başarı oranının arttığını anlatan Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Eralp ise “Eskiden korkulan bir tür olan üçlü negatif meme kanserinde immünoterapilerin gerek ileri evrelerde gerekse daha erken evrelerde ameliyat sonrası kemoterapiye ek olarak kullanımları hastalarımızın yaşam sürelerinde büyük katkılar sağladı. HER2 pozitif meme kanserlerinde de yeni ilaçların ortaya çıkmasıyla beraber bu tip ilaçların ameliyat öncesi erken evrelerde kullanımlarıyla tümörün tam olarak kaybolabildiğini gördük. Meme kanseri tedavisinde kemoterapi kullanımı bazı gruplar için azaldı. Özellikle hastalarımızın büyük bir çoğunluğunu oluşturan hormona duyarlı alt tiplerde yeni hormonal ilaçlarla birlikte akıllı ilaçların kullanımı kemoterapiyi büyük ölçüde azalttı. Daha erken evrelerde özellikle genetik testlerin tanıya katılmasıyla beraber artık gereksiz kemoterapi kullanımlarının önüne geçmiş durumdayız” diye konuştu.

“BAZI HASTALARDA KOLTUK ALTINA YÖNELİK RADYOTERAPİ GEREKMEYEBİLİYOR”

Radyasyon onkolojisinde son yıllarda yaşanan en önemli gelişmelerden birinin hastaların yaşam kalitesini artırmak amacıyla tedavilerin kapsamını azaltabilmesi olduğunu ifade eden Prof. Dr. Nuran Beşe, “Bu yaklaşım en belirgin şekilde cerrahi ve radyoterapi alanlarında karşımıza çıkıyor. Meme kanserinde koltuk altına yapılan cerrahi girişimlerin hastanın yaşam kalitesi üzerinde önemli etkileri olabiliyor. Günümüzde artık seçilmiş hastalarda bekçi lenf nodu örneklemesinin dahi yapılmaması gündemde. Son çalışmalar, doğru hasta seçimi yapıldığında bazı hastalarda koltuk altına yönelik radyoterapinin de gerekli olmayabileceğini gösteriyor. Burada en önemli konu, hastanın çok dikkatli değerlendirilmesi ve tedavi kararının deneyimli, multidisipliner bir ekip tarafından verilmesi. Böylece hastalarımızın tedavi yükünü hafifletirken yaşam kalitelerini korumayı hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.

“ASIL HEDEFİMİZ, MEME KANSERİNİ HENÜZ ORTAYA ÇIKMADAN GÜVENİLİR YÖNTEMLERLE ÖNLEYEBİLECEĞİMİZ BİR NOKTAYA ULAŞMAK”

Yaklaşık 30 yıldır meme kanseri cerrahisi alanında çalıştığını belirten ABD Inova Schar Cancer Institute’tan Dr. Shawna C. Willey, “Özellikle 1990’lı yıllardan itibaren meme kanseri cerrahisinde çok önemli bir sıçrama yaşandı. Ben de bu dönemde uzmanlığımı meme cerrahisi üzerine yoğunlaştırdım. Meme kanserinin tanı ve tedavisindeki gelişmelerle birlikte bu alan giderek daha fazla uzmanlık gerektiren bir hale geldi. Meme cerrahisi başlı başına bir uzmanlık alanı olarak gelişmeye başladı ve bu alana özel eğitim programları oluşturuldu. Bugün meme kanserinde çok daha gelişmiş cerrahi yöntemlere ve kişiselleştirilmiş tedavi seçeneklerine sahibiz. Ancak benim geleceğe ilişkin en büyük hayalim, meme kanserini tedavi etmek zorunda kalmadan önleyebilmek. Bunun için de kimlerin meme kanserine yakalanma riski taşıdığını yalnızca toplum genelindeki istatistiklerle değil, kişiye özel olarak önceden belirleyebilmemiz gerekiyor. Asıl hedefimiz, meme kanserini henüz ortaya çıkmadan güvenilir yöntemlerle önleyebileceğimiz bir noktaya ulaşmak” şeklinde konuştu.

“HASTANIN KENDİ DOKULARINDAN YENİ MEME OLUŞTURULABİLİYOR”

Plastik cerrahi alanında meme kanseri tedavisini ve hastaların yaşam kalitesini etkileyen çok önemli gelişmeler yaşandığına dikkat çeken Prof. Dr. Şükrü Yazar, “Hastadan alınan yağ dokusu özel koşullarda dondurularak ihtiyaç duyulduğunda yeniden kullanılabilir. Bu yöntemin bilim dünyasında tartışmalarının sürdüğü, bu alanda yeni çalışmaların yapıldığı ve gelecekte daha sık olarak uygulanabileceği belirtildi. Ayrıca meme onarımında hastanın karın, sırt veya uyluk bölgesinden alınan dokularla yeniden meme oluşturulduğunu söyleyen Prof. Dr. Yazar, “3 boyutlu görüntüleme, bilgisayarlı tomografi ve yapay zekâ destekli planlama sistemleri ile hastanın kendi dokularıyla karşı memeye daha fazla benzeyen bir rekonstrüksiyon gerçekleştirebiliyoruz” diyerek sözlerini tamamladı.

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum

En Çok Aranan Haberler

Kapat