MotoGP, motosiklet araçlarıyla düzenlenen yarışların zirvesidir. MotoGP 1949 yılından itibaren düzenlenmektedir. Bu özelliği ile en eski motorlu taşıt yarışıdır. MotoGP'de kullanılan taşıtlar genel kamunun erişemeyeceği ve kurallı yollarda kullanılmasının yasal olmadığı oldukça güçlü motora sahip araçlardır. MotoGP sezonlar halinde düzenlenir ve içerisinde farklı pistler bulunur. MotoGP genel olarak hız ile anılsa da içeriği birçok biyo-mekanik ve fiziksel süreçten oluşur. MotoGP'de sürücüler araçlarıyla hibrit bir yapı oluşturur. Aracın yönlendirilmesi büyük oranda vücut ile yapılır. Özellikle manevra anlarında sürücünün biyolojik özellikleri ve fiziksel yatkınlığı devreye girer. MotoGP'de sürücülerin virajlarda dizlerini yere sürtmesi bu sürecin en kritik anlarıdır.
MotoGP'de taşıtların hızları birbirlerine paraleldir. Örneğin Formula 1'de araçların donanımsal farklılıkları gibi birçok değişken söz konusudur. Takımlar arasındaki mekanik fark görece daha fazladır. Bunun sebebi MotoGP'nin regülasyon uygulamalarından gelmektedir. MotoGP'de tüm takımlar tek ECU (Magneti Marelli) kullanır ve yazılım çekirdeği aynıdır. Bu sebeple aerodinamik etkiler kısıtlıdır. Aerodinamik etkinin sınırlı olması araçlar arasındaki performans uçurumunu daraltır.
MotoGP'de bitiş çizgisinin saniyelerle görülme ihtimali daha yüksektir. Sürücülerin performansları bariz şekildedir. MotoGP'de sürücünün virajlarda dizini yere sürtmesi de sürücü becerisinin kritikleştiği bir noktadır.
Newton mekaniği, denge geometrisi ve insan biyomekaniğinin aynı anda çalışmasının doğal sonucudur. Sürücü aracıyla birleşik hareket eder ve kendi ağırlık merkezini aşağı çeker. Çünkü motosiklet viraj alırken hız kesmesi dolayısıyla merkezcil kuvvet üretmek zorunda kalır. Bu süreç içerisinde hızın kontrollü olarak artması motosikletin yatma açısını arttırır. Yatma sırasında aracın lastiği içerisinde bulunduğu yuvaya riskli şekilde yaklaşmaktadır. Bu işlem aracın daha geniş bir tabana yayılarak hızın olabildiğince az kaybedilmesi sürecidir.
Yatay açıya geçen aracın kontrolü zordur ve devrilme ihtimali mevcuttur. Bu noktada sürücü kendi ağırlığını virajın içine doğru kaydırarak sistemin toplam ağırlık merkezini aşağı ve içeri taşır. Aracın yatma oranı sürücünün bedeni tarafından tolere edilir. Sürücünün yatmasıyla hem ağırlık merkezi ortak şekilde düşer hem aracın gövdesi daha az eğim alır. Lastik risk bölgesine temas etmeden virajdaki dönüşünü gerçekleştirir.
Bu süreç boyunca yana yatan sürücünün dizi bir kriter noktasıdır. Diz doğal olarak asfalt seviyesine yaklaşmaktadır. Sürücü bunu bir dayanak noktası ve sınır çizgisi olarak belirler. İnsan vücudunun kozmopolit yapısı belirli bir esnemeye dek ağırlık merkezini koruyabilir. Eklemler belirli bir açıya dek açılabilir veya uzuvlar içeriye çekilebilir.
MotoGP sürücüleri için bu aralık seneler süren çalışmalar sonucunda genişletilmektedir. Dizin temasından sonra sürücüler için fiziksel bir geri bildirim başlamaktadır. Sinir sistemi doğal olarak dokunsal veriyi görsel veriden daha hızlı işler. Dizin asfalta teması sürücüye doğrudan "sınır" noktasını çizer. Ayrıca sürücü için doğrulma aşamasında katetmesi gereken mesafeyi kodlayarak iletmiş olur.