MYNET ÖZEL | Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu Üst Düzey Haftası vesilesiyle bulunduğu ABD'de Mynet Genel Yayın Yönetmeni Ersel Yıldırım ile özel röportaj gerçekleştirdi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın BM Gneel Kurulu'ndaki konuşmasını yakından takip eden hem de New York'taki BM Genel Merkezinde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, UNICEF ve BM Genel Sekreteri Çocuklara Yönelik Şiddet Özel Temsilcisi Ofisi işbirliğinde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın himayesinde düzenlenen "Görünmeyen Mimari: Çocuklar İçin Güvenli Dijital Sistemler İnşa Etmek, Uluslararası Standartların ve Ortak Sorumluluğun Geliştirilmesi" panelinde bir konuşma yapan Bakan Göktaş önemli değerlendirmelerde bulundu.

Cumuhrbaşkanı Erdoğan'ın mazlumun sesi olan güçlü bir lider olduğunun altını çizen Bakan Göktaş, "Cumhurbaşkanımız aslında burada bir manifesto gerçekleştirdi. Bu manifetso aslında sadece Türkiye için değil, bütün bölge ve dünya için önemli." diye konuştu.
Erdoğan'ın ailenin korunması ve güçlendirilmesine yönelik söz alan tek lider olduğunu vurgulayan Göktaş, sosyal medyanın tehlikeleri karşısında çocukların korunması gerektiğine büyük önem verdiklerini belirterek "Türkiye bu konuda öncülük yarattı, fark yarattı ve bundan sonraki süreçlerde de biz de bu hususlarda öncülük etmeye devam edeceğiz." dedi.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş'ın Mynet Genel Yayın Yönetmeni Ersel Yıldırım'a yaptığı açıklamalar şöyle:
"Cumhurbaşkanımız her sene burada mazlumun sesi olan gerçekten güçlü bir lider. Onun liderliği pek çok ülkeye cesaret veriyor. Bugün Filistin ve Gazze başta olmak üzere dünyanın dört bir yanındaki mazlumlara yönelik vizyoner bir bakış açısıyla, açıkçası manifesto gerçekleştirdi.
Bu manifetso aslında sadece Türkiye için değil, bütün bölge ve dünya için önemli. Birleşmiş Milletler'i ve aslında pek çok ülkeyi göreve çağırdı.
Filistin'in sesi oldu. Siyonist İsrail'le ilgili gerçekleri doğrudan yüzüne vuran bir açıklamaydı aynı zamanda.

Burdaki belki en tecrübeli ve defalarca buradaki kürsüde konuşmuş bir lider olarak, bugün söylediği her söz çok kıymetli. Biz biliyoruz ki buradan çıkan mesaj sadece burada salonda olanları değil bütün dünyadaki herkesin konuştuğu bir mesaj. Herkesi ilgilendiriyor.
Katil siyonistlerin yaptığı bütün zulmü dünyaya duyurmak zorundayız. Gazze'deki çocukların durumunu ve yaşanan o zulme ses oluyor Sayın Cumhurbaşkanımız. Baştan kendisi olmak üzere verdiği bütün kıymetli mesajlar için çok teşekkür ediyoruz.

Ayrıca biliyorsunuz aile mevzusu... Ailenin korunması ve güçlendirilmesine yönelik Sayın Cumhurbaşkanımız 4 yıldır gerçekten ailenin korunması ve güçlendirilmesine yönelik söz alan tek lider. Bu hususta da kendisine gerçekten müteşekkiriz. Zira aile mefhumu, aile kurumu büyük saldırı altında ve bu hususa da dikkat çeken tek lider diyebiliriz. Kendisinden Allah razı olsun.
Önemli bir çıkış noktası. Birleşmiş Milletler genel olarak küresel dünyanın gidişatı üzerine konuşulan, savaşların ele alındığı, istikrardan bahsedilen, aynı zamanda barış çağrısında bulunan bir kürsü. Dünyadaki adaletsizliklere vurgu yapılan... Sayın Cumhurbaşkanımızın mesajı o yüzden çok çok kıymetliydi. Ancak mesajın bir kısmında da biliyorsunuz dijital ve teknoloji odaklı yapay zekanın gelişmesi ve insanın üzerindeki olumsuz etkilerine de dikkat çekti. Sadece olumlu tarafı değil, olumsuz etkilerinin de olabileceği... Buna da dikkat çekti.

Dolayısıyla bizler de dün saygıdeğer hanımefendi Emine Erdoğan'ın himayelerinde; Belçika Kraliçesi, 15 First Lady'nin katıldığı ve lider eşlerinin katıldığı önemli bir etkinliğe ev sahipliği yaptık. Özellikle çocukların tasarım aşamasında dijital dünyanın risklerinden korunmasıyla ilgili ortak neler yapılabilir, ortak bir düzenleme, bu hususta birlikte nasıl hareket edebiliriz, iyi uygulama örneklerini nasıl paylaşabiliriz, bunları ele aldık.
Tabii Türkiye bu alanda çok öncü ülkelerden bir tanesi. Uzun zamandır... Biz hem bu alanda kanun düzenlemesini hayata geçirdik Nisan ayında. Aynı zamanda yönetmeliğimizi hazırlıyoruz ve yakın zamanda bunu paylaşacağız kamuoyuyla.
Dolayısıyla burada hem sosyal medya platformlarına yükümlülük yüklüyoruz. 15 yaş altına yönelik bir sosyal medya düzenlemesi, 15-18 yaşlarına yönelik de bir özellikle ayrıştırılmış... Yani her türlü her türlü şiddetten, bağımlılık üreten içeriklerden korunması, tasarım aşamasında zaman zaman sosyal medya platformları biliyorsunuz ilk kurulduğu aşamada böyle değildi; sürekli kendini yenileyen bir şekilde gelişiyor. Teknoloji de gelişiyor, yapay zeka da gelişiyor. Ancak bağımlılık yapan unsurlarla da karşı karşıyayız.
Dolayısıyla burada tasarım aşamasında bağımlılık olmayacak şekilde, çocuklara zarar vermeyecek şekilde tasarlanmalıdır diyoruz. Onlara yükümlülük veriyoruz.
Öte yandan da çocuklarımızın güvenliği hususta çok önemli. Zira bazı lider eşleri özellikle kendi ülkelerinde yaşanan ve çocukların intihara kadar giden süreçlerinin doğrudan yapay zekadan kaynaklı veya sosyal medya kullanımıyla ilgili olduğu mesajlarını verdiler.

Biz de biliyorsunuz bu alanda önemli çalışmalar yürütüyoruz. Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi NATO Zirvesi'nde buna dikkat çekti. Dünya genelinden NATO lider eşleriyle beraber bir yan etkinlik düzenlemişti. Biz Nisan ayında uluslararası bakanları topladık ve bu alanda özellikle kendi ülkemizde ortak neler yapabiliriz bunları tartıştık.
Artık eyleme geçmek lazım. Bir üst çıtaya geçmek lazım. Avrupa Komisyonu Başkanı birkaç gün öncesinde bu konuda önemli açıklamalarda bulundu.
Ursula von der Leyen, dedi ki "13 yaş altına ortak, AB odaklı bir sosyal medya düzenlemesine ihtiyacımız var."
Aksine münferit pek çok girişim var fakat artık teknoloji şirketlerine bunları da unutmamak gerekiyor; bunlar artık birer şirket. Ve çocuklarımız üzerinde gerçekten çok yoğun propagandalarla yoğun paralar kazanıyorlar. Ekonomi kazanıyorlar, "dikkat ekonomisi" diyoruz. Ne kadar çok bir ekrana bakarsanız oradan onun arkasında birilerinin para kazandığını bilmemiz lazım. Yani basit bu; bilgi akışı değil, bu veya bilgiye erişim değil. Çünkü biz internete yönelik bir yatırım değil bu. Bu tamamen sosyal medyada çocuklarımızın gelişimine yönelik, çocukların bağımlılık oluşturan unsurlarla karşı karşıya kalmaması. Siz 3 dakikalık bir video izliyorsunuz 30 saniyelik, sonra bakıyorsunuz saatlerce o ekranda bağlı, takılı kalıyorsunuz.

Bunun arkasında bir ekonominin olduğunu, bir sektörün olduğunu ve sadece buna odaklı şirketlerin ve sosyal medya platformlarının geliştirdiklerini çok net bir şekilde görüyoruz. Türkiye bu konuda öncülük yarattı, fark yarattı ve bundan sonraki süreçlerde de biz de bu hususlarda öncülük etmeye devam edeceğiz. Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi'ye ben çok teşekkür etmek istiyorum. Onun himayeleri bu alanda sadece kendi ülkemizde değil, diğer ülke liderlerinin de bu hususta ne kadar hassas olduklarını ve neler yapılması gerektiğiyle ilgili hep birlikte hareket edersek ancak başarılı olabileceğimizi bizlere gösteriyor. Biz bu konularda çalışmaya ve özellikle iyi uygulama örneklerimizi paylaşmaya devam edeceğiz."