ANKARA (İHA) - İhraç edilen ürünlerin Avrupa pazarından dönmesi ile birlikte halkın yediği sebze ve meyvenin ne kadar sağlıklı olduğu tartışılmaya başlandı.
Türkiye Yaş Meyve Sebze İhracatçı Birlikleri Ortak Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Kaçmaz, yurtdışından gelen sebze ve meyvenin gümrüklerde, yurtiçinde üretilenlerin de bölgelerinde denetimden geçirilmesini isterken, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ise zira ilaçların tavsiye dışı alanda kullanımını önlemek için eğitim çalışmalarına hazırlanıyor.
Türkiye'nin, Avrupa'ya 2003 yılında ihraç ettiği ürünlerden fındık ve kayısının ilaç kalıntısı nedeniyle geri dönmesi iç piyasaya sunulan ürünlerde de aynı sorunun yaşanıp yaşanmadığını gündeme getirdi. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, her ne kadar "İlaç kalıntılı ürünler iç piyasaya sürülmüyor" açıklaması yapsa da halkın yediği ürünlerin zehirli olup olmadığını ölçecek laboratuvarlar Türkiye'de az sayıda bulunuyor. 'Yediğimiz sebzeler zehirli mi?' sorusunun yanıtı yok çünkü Türkiye'de devlet tarım ürünleriyle ilgili denetim ve analiz yapmıyor.
Sadece yurtdışına ihraç edilen ürünler İzmir, Antalya, İstanbul gibi ihracat yapılan illerde kurulu yetersiz laboratuvarlar tarafından denetleniyor. İhraç edilecek ürünlerin şekil olarak standartlara uyup uymadığı Dış Ticaret Müsteşarlığı denetmenleri tarafından kontrol ediliyor. Ardından tarım il veya ilçe müdürlüğü tarafından sağlık sertifikası alınıyor. Bu sertifika laboratuvarlarda analiz yapılmadan gözle yapılan inceleme sonucunda ürünlerde hastalık olup olmadığına bakılarak veriliyor. İthalatçı ülkenin istemesi durumunda bazı ilaç kalıntısı analizleri yapılıyor. Ancak Türkiye'de bulunan az sayıdaki laboratuvarların uluslararası standartta olmadığı belirtiliyor.
Konuyla ilgili olarak görüşlerini aldığımız Türkiye Yaş Meyve ve Sebze İhracatcı Birlikleri Ortak Yönetim Kurulu Başkanı Kaçmaz ise konuyla ilgili olarak kendisine yapılan telefonlardan şikayetçi olduğunu belirterek, "Vatandaş bizi suçluyor. Halbuki yasa ile bana verilen görev belli. Benim görevim, meyve satıcıları ile alıcıları arasında aracılık yapmaktır. Denetimle ilgili kurum ve kuruluşlar belli. Bu denetlemeyi yapacak tıbbi tahlil laboratuvarını kuracak olan ilgili bakanlıklar ve kuruluşların bunu kurmaları gerekiyor" dedi. Kaçmaz, yurtdışından gelen sebze ve meyvenin gümrüklerde, yurtiçindeki meyve ve sebzenin ise üretim bölgelerinde tahlil laboratuvarları kurularak kontrol edilmesini teklif etti. Kaçmaz, kendilerinin de eğer belediye tarafından kesilen rüsum bedeli yüzde 2'den yüzde 1'e düşürülürse kontrol laboratuvarı kurabileceklerini, aksi halde belediyenin bunu yapmasını istedi. Kaçmaz, "Bugün Türkiye'deki meyve sebzelerin yüzde 70'inin denetimsiz ve haller kanalı dışından piyasa giriyor. Konuyla ilgili uzmanların söyledikleri doğru ise Türk insanı zehir yiyip içiyor demektir. Hatta geçtiğimiz senelerde zehirli diye Almanya'nın çöpe attığı biberin ihraç edilmeyen kısmı iç piyasaya sürüldü. Bu konuda ciddi bir zehirlenme vakasına rastlanmasa da konuyu kendi içimizde tartışmamız gerekiyordu" diye konuştu.
"ANALİZ ZORUNLULUĞU TÜM AB ÜLKELERİNDE GERÇEKLEŞİRSE TÜRKİYE'NİN FELAKETİ OLUR" Türkiye'nin ihracatının büyük bir bölümünü gerçekleştirdiği Almanya ise Türkiye'den aldığı tüm ürünlerin testlerden geçmesini istiyor. Alman Yaş Sebze ve Meyve Toptancılar Birliği (BVS) Başkanı Michael Krebs, ise Türkiye'den ithal edilen ürünlerde çıkan ilaç kalıntısının Türk ihracatını olumsuz yönde etkilediğini söyledi. Türkiye'nin yaş meyve sebze ihracatının son 1-2 yıl içerisinde düştüğünü vurgulayan Krebs, ilaç artıkları ile ilgili sorunların olmaması durumunda Türk ürünlerinin Avrupa'da daha fazla satılacağını ifade etti. Krebs, "2003'te 'Sülfat' oranları yüksek bulundu ve kuru kayısı için tedbirler alındı. Sultani Üzüm'de de ithalatçılar çok zarar gördü. Fıstık ve fındıkta da aflatoksin sorunu ortaya çıktı. Alman Tarım Bakanlığı yetkilileri analiz zorunluluğunun bütün AB ülkelerine yayılması için baskı yapıyorlar. Bu gerçekleşirse Türkiye'nin felaketi olur" dedi.
ILAU Laboratuvar İnceleme Analiz Bölümü'nden Dr. Wolfgang Bergmüller'e göre, Türkiye'den ithal edilen ürünlerden özellikle biber ve üzümlerde aşırı derecede zirai ilaç kalıntısı tespit edilmiş. Bergmüller 'Bazı ilaçlar adeta oluklarla bu ürünlere akıtılmış. Türkiye'den ithal edilen biberlerin yüzde 26'sı, üzümün ise yüzde 38'i aşırı derecede zirai ilaç kalıntılı' diye konuştu.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANLIĞI İLAÇ KULLANIMI İLE İLGİLİ EĞİTİM ÇALIŞMALARINA HAZIRLANIYOR Tarım ve Köyişleri Bakanlığı yetkilileri ise durumun abartıldığı kadar büyük olmadığını belirterek, 2003 yılında yaş sebze meyve ihracatında 155 ürün içinde sadece 4 ürünün ilaç kalıntısı nedeniyle geri döndüğünü ifade etti. Bunlardan 3'ünün İstanbul'dan yapılan fındık, birinin ise Mersin'den yapılan kayısı ihracatı olduğunu vurgulayan yetkililer, gönderilen fındıklarda kurutma esnasında oluşan aflatoksin isimli zehirli madde, kayısı da ise kükürt fazlalığının oluştuğunu bildirdi. Söz konusu ürünlerin iç piyasaya sürüldüğü yönündeki haberler üzerine Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, kapsamlı bir çalışma başlattı. Ankara Halinin 4 ayrı yerinde tüm meyve ve sebzelerden numuneler alan yetkililer, ürünlerin tamamının temiz çıktığını vurguladı. Bu ürünlerin gümrükte yok edildiğini iddia eden yetkililer, ilaç kalıntılı ürünlerin iç piyasaya satılmasının söz konusu olmadığının altını çizdi.
Türkiye'nin bu konuda eğitim sıkıntısı olduğunu da kabul eden yetkililer, ilaç kullanımında en büyük sorunun eğitim sorunu olduğunu belirtti. Çiftçilerin kendilerine önerilen ilaçları zamanıda ve aynı dozda kullanmadığını anlatan yetkililer, ilaç kalıntılarının yüzde 80'lik oranının Antalya, Adana, Mersini ve Muğula'da yaşandığını ifade etti. Bakanlığın Ocak ayı itibariyle, İlçe Tarım Müdürlükleri aracılığı ile tarladan satış noktalarına kadar tüm üretim birimlerini kontrol edeceğini belirten yetkililer, bu sayede Türkiye'de ilaç kalıntısı sorununun boyutlarının belirleneceğini vurguladı. Tavsiyelere aykırı kullanımlar için cezai sürecinde başlayacağının altını çizen yetkililer, TÜGEM, TAGEM, TEDGEM, ve İl Teşkilatlarının ortak bir program geliştirerek eğitim çalışması yürütüleceğini kaydetti.