HABER

Kapat

Sosyal güvenliğe 'özerklik' talebi

ANKARA (İHA) - Türk-İş, hükümetin "tek çatı" altında toplamak istediği SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı'nın "özerkleştirilmesi"ni önerdi. Türk-İş, üç kurumdaki yönetim kurulu üyelerinin atama ile değil seçimle göreve getirilmesinin daha yararlı olacağını savunuyor.

SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı'nın 1999 yılında 3 katrilyon lira olan açıklarının, 2004 yılında 19 katrilyon liraya yükseldiği; hükümetin "kara delik" olarak yorumlanan açıkları azaltmak ve borçların ödenebilir seviyeye çekmek için SSK ve Bağ-Kur pirim borçlarına af getirmeye hazırlandığı açıklandı.

Türk-İş tarafından hazırlanan raporda, sosyal güvenlik kurumlarının geçmişi, bugünü ve yarını masaya yatırıldı. Türk-İş raporunda, 1990'lı yıllardan beri siyasiler, sosyal taraflar, bilim adamları ve bürokratlarca tartışılan sosyal güvenlik sistemine farklı bir bakış açısı getirdi. Raporda, "Açıkları sürekli artan sosyal güvenlik kurumlarının sorunların genel değerlendirilmesi yapıldığında sorunların kurumların özerk yönetimden yoksun olmasından kaynaklandığı ağırlıklı olarak görülmektedir" denildi. Türk-İş, 'atama' ile göreve gelen yönetim kurulu üyelerinin sorunların artmasında başrol oynadığını, 'seçimle' göreve gelen üyelerin ise daha başarılı olduğunu öne sürdü.

Sosyal güvenlik kurumlarının içinde bulunduğu sıkıntıları çözmek için tüm kesimlerin görüş birliği içinde olması gerektiğini savunan Türk-İş, raporunda, sosyal sigorta ilkelerinin göz ardı edilerek, dışardan yapılan müdahalelerle sosyal güvenlik kurumlarının 'siyasi popülizme' kurban edildiğini iddia ediyor. Siyasi iktidarların SSK başta olmak üzere sosyal güvenlik kurumlarını siyasi yatırım amacı ve ucuz kredi müessesesi olarak gördüğünü belirten Türk-İş, sistemin fonlarının konut kredileri, düşük faizli devlet tahvillerinin alınması gibi siyasi güdümlü uygulamalarla tüketildiğini kaydetti.

Türk-İş raporunda ayrıca şu ifadelere yer verildi:

"Sık sık çıkartılan yasalar ile geriye dönük hizmet borçlanmalarına imkan sağlanması, sigorta hak ve yükümlülüklerinin değiştirilmesi, kayıt dışı çalıştırma ile etkin mücadele edilmemesi, suiniyetli taşeron uygulamaları, sosyal dayanaktan yoksun özelleştirme uygulamaları ile çalışanların emekliliğe zorlanması, işsizlik oranının artması, sahte hizmet kazanma yolu ile emekli olma girişimleri ve yatırımların kurum ihtiyacı yerine siyasi tercihlere göre yapılması sosyal güvenlik sistemini 'kara delik' haline getirdi. Özellikle SSK'da 1980'li yıllardan itibaren sağlık sektörünün ihtiyacı olan zorunlu yatırımların yapılmayarak, sağlık hizmetinin giderek artan maliyetlerde ve miktarlarda dışardan satın alınması, kurum kaynaklarının istismarına yol açmış, yolsuzluk iddialarının yaygınlaşması sonucunu doğurmuştur. 'Neşter', 'Beyaz Gömlek Operasyonları', özel hastaneler ile yapılan protokoller ve ilaç alımı hakkında ileri sürülen yolsuzluk iddiaları, hep bu uygulamaların sonuçlarıdır. Yükümlülüklerini yasal süresinde yerine getiren dürüst işverenler aleyhine haksız rekabet oluşturan prim yada gecikme zamlarının aflarına ilişkin uygulamalar, düşük kazanç ve eksik prim gün sayısı beyanları, kayıt dışı istihdam, karşılıksız ödemeler (sosyal yardım, sosyal destek ödemeleri), özelleştirme uygulamaları ile işçi çıkartılması ve emekliliğe zorlanması, ekonomik yapıdaki olumsuz gelişmeler başta olmak üzere tüm yukarıda özet olarak verilen olumsuzluklar kurumların gelirlerini azaltıp, giderlerini artırarak açıklarının büyümesine neden olmuştur. 1999 yılında 3 katrilyon lira olan sosyal güvenlik transferleri, 2003 yılında yaklaşık 4,5 kat artarak 14 katrilyon liraya ulaşmıştır. Sosyal güvenlik kurumlarının özerk yapıya sahip olmaması, genel kurullarda bağlayıcı kararların alınamaması, kurumlan ihtiyaçlarına uygun akıllı yönetimden uzaklaştırmış, siyasi iktidarların istek ve çıkarları doğrultusunda yönetilmesine neden olmuştur. Özellikle yönetim kadrolarına liyakat ilkeleri göz ardı edilerek, sadece siyasi tercihlerle atanan, görevin gerektirdiği nitelikten yoksun beceriksiz yöneticilerin kötü ve siyasi güdümlü kararları, kurum kaynaklarının israf edilmesinin bir başka önemli nedenini oluşturmuştur. Kurum kaynakları, ihtiyaca uygun yatırımlar yerine siyasi tercihlere uygun yatırımlara yönlendirilmiştir. Etkin kurum kültürünün ve ahlakının oluşmasına imkan vermeyen, kurumu misyon ve vizyonuna uygun yönetemeyen bu nitelikteki yöneticiler yolsuzlukların yaygınlaşmasının da nedeni olmuştur."

YORUMLARI GÖR ( 0 )

En Çok Aranan Haberler

Kapat