Tenis, ralli sistemine sahiptir. Her oyun taraflardan birisi sayı elde edinceye dek sürer. Her oyun servisle başlar. Oyuncular servis süresince durağan pozisyondadır. Atış sonrasındaki tüm vuruşlar ve pozisyonlar saniyelerle gerçekleşen karar ve sonuç anlarına sebep olur. Tenisçilerin topu belirli çizgilerde karşılamaları ve göndermeleri gerekir. Tempo, servis atışından itibaren yükselir ve sayı oluncaya dek artabilir.
Tenisçilerin atışlarında rakibin pozisyon üstünlüğünü bozmaları gerekir. Özellikle karşılayan tarafın servisi kırması daha zorludur. Çünkü atışın stratejisini rakip belirler. Bu noktada tenisçiler için topu gönderdikleri nokta milimetrik mesafeler olabilir. Sahanın genişliği, sporcuların şaşırtmaca taktikleri ve vuruş açısı olarak geniş bir puan değerlendirme alanı mevcuttur. Teniste hawk-eye teknolojisi modern tenisin önemli araçlarından birisidir.
Teniste sporcuların topu rakip yarı sahadaki belirli çizgilerin içerisine göndermeleri gerekir. Topun çizgiye değmesi halinde sayı geçerlidir. Özellikle kontra ve terse atılan toplarda topun düştüğü noktayı tespit etmek zorludur. Bu sebeple teniste hawk-eye teknolojisinden önce 11-12 adet hakem kullanılmaktaydı. Mücadelelerde 1 baş hakem, 1 file hakemi ve 9-10 çizgi hakemi görev almaktaydı. Tenis gibi yüksek konsantrasyon gerektiren bir sporda bu sayıda hakemin görev alması sporcular açısından dezavantaja sebep olabilmekteydi. Ayrıca değerlendirme konusunda birçok otoritenin olması kararların adilliğine yönelik şüpheye yol açmaktaydı. Karar mekanizması da yavaştı ve oyunun soğumasına sebep olmaktaydı.
Hawk-eye teknolojisi bilimsel imkanlar ve verilerle kararların hızlı ve adil gerçekleştirilmesinde avantaj sağlaması için geliştirildi. Teniste Şahin Gözü (Hawk-Eye) teknolojisi, insan gözünün tespit edemeyeceği miktarda görseli anlık olarak işleyen çoklu ve yüksek çözünürlüklü kamera teknolojisidir. Görüntülerin yakalanması ve tespit edilmesinden ileri bir yapıya sahiptir. Tek bir açıdan çekilen fotoğraf karesinden fazlasıdır.
Hawk-eye teknolojisi kortun genellikle stadyum çatısına veya üst bölgelere yerleştirilmiş 8 ila 12 adet yüksek hızlı kameradan oluşur. Bu kameralar topu farklı açılardan karelere ayırır. Yani topun her hareketi rotası üzerinde takip edilir. Tek bir kamera topun tüm hareketlerine odaklanmaz. Bu kareler halinde bir araya getirilen bir vizyon sağlar. Her hareket karesini, topun milimetrik oynamalarını değerlendirilecek şekilde aktarır. Her kamera topu farklı açılardan saniyede yüzlerce kare çekebilmektedir.
Hawk-eye'ın temel özelliği topu 2 boyutlu olarak algılamasıdır. Tüm kameralardan elde edilen veriler birleştirildiğinde 3 boyutlu bir form elde edilir. Hawk-eye ile topun son değdiği noktaya odaklanılmaz. Bir düzlem boyunca katettiği yolların her bir aşamasına bakılmaktadır. Topun hareketi karakteristik hale getirilir. Topun sahip olduğu tüm kinetik değerlerin saptanması önemlidir. Bu sayede topun muhtemel temas noktası hesaplanabilir. Çünkü kameralar topun tam yere temas anını kaydedemez.
Topun yere temas anında görüntü bulanıklaşır. Temas noktasını kayıt altında görüntülemek mümkün değildir. Görüntüde bulanıklaşma ve deformasyon engellenebilecek bir durum değildir.Böyle bir şey için tenisin cam zemin üzerinde oynanması ve devasa bir kamera ağının zeminin tam altında olması gibi bir durum gerekirdi. Yani bu kameranın çekim kalitesinden ziyade topun izdüşümüyle ilgili bir kısıtlamadır. Bu sebeple hawk-eye kesin bir gözlem değildir. En muhtemel senaryoyu oluşturan bilimsel destekli bir simülasyon sistemidir.