Türkiye´nin önemli kaplıca merkezlerinden biri olan ve doğal güzellikleriyle de dört mevsim yerli turistleri ağırlayan Oylat’a gidiş güzergahında bulunan Hilmiye Mahallesi, uzunluğunun yanı sıra görsel güzellikleriyle de dikkat çekiyor.
1877-1878 yıllarında Osmanlı-Rus harbi nedeniyle Gürcistan’ın Batum bölgesinden göç eden Gürcüler tarafından Hilmi Efendi tarafından kurulan Hilmiye Mahallesi, Oylat Kaplıcaları ve Oylat Mağarası turizm merkezi. Yol kenarına paralel olarak kurulan bu yerleşim alanı, 5.2 kilometrelik bir hat boyunca uzanıyor.
Hilmiye Mahallesi Muhtarı Osman Nuri Orhan, "Köyümüz Gürcistan Acara bölgesinden göç etmişti 1877 ile 80 arası. İnegöl’ün en eski turistik köylerinden biridir. İnegöl en eski anonim şirketinin merkezi burasıdır, 1946’da kurulmuş bir anonim şirketi. Turistik köydür, mağaramız var. Türkiye’nin en uzun köyü olduğu rivayeti var, 1980 metreydi 5200 oldu. Kış turizmi de var Oylat’ta biliyorsunuz kaplıcalarından dolayı. Yani 3 milyon yıllık olan bir mağara Oylat mağarası. Turizme açık, turizm potansiyeli çok yüksek bir köyüz. Köyümüzün içinde turistik işletmeler de var. Lokantalar olsun, çay bahçeleri olsun. Şimdi at çiftliği de kuruluyor. Köyümüz orman köylüsüdür, orman çalışanları var köyümüzde. Yani onun haricinde böyle aromatik meyveler var; Ahududu, aronya, frenk üzümü gibi ama bunlar sembolik bir şekilde kalıyor. Fakat lokasyonumuz buna uygun bir havası var. Çiftçilikle uğraşanlar, bunlarla uğraşıyorlar. İnegöl’de biliyorsunuz sanayi şehri. İnegöl’de fabrikası olan çok iş adamı burada. Köye her türlü desteği sağlayan, maddi manevi desteği eksik etmeyen iş adamı bunlar. Onlara da teşekkür ederiz. Aslında devlete çok fazla yük olmayan, kendi yağında kavrulan bir köyüz. Şu anda 450 civarında daimi yaşam var, yazın tabi bu 750 ile 1000 arasında değişiyor. Köy içinde, turistik yeri saymıyorum tabi o konaklama bölgesi olduğu için" dedi.
Müzeyyen Senar’ın kendi köylerinde dünyaya geldiğini iddia eden Orhan, "Osmancık filminin bir kısmı burada çekildi. Müzeyyen Senar tabii şimdi bizim çocukluğumuzdan hatırladıklarım. Buradan evlatlık veriliyor, ondan sonra biraz da kırgın dönüyor buraya. Çünkü Oylat’a geldiğinde kırgın olduğunu söyledi. İşte beni vermişler, bana bakamamışlar gibi bir şeyi var. Müzeyyan Senar’ın burada çok büyük bir mazisi yok ama dediğimiz gibi gelip burada içten içe ağlayan bir ablamız oldu" diye konuştu.
"Köyümüz çok güzel, havası iyi. Kışı güzel yaşıyoruz, yazı ayrı güzel yaşıyoruz. Bütün baharları güzel yaşıyoruz. Topraklarımız verimli, dediğimiz gibi turistik bir köy. Biraz bir sıkıntımız var. Ama bu dünyanın cennetinde yaşıyoruz desek daha iyi olur. Biz memnunuz köyümüzden, köyümüz sıcaktır, insanları Kafkas kökenli gürcüleriz. Çok fazla yabancı yok köyümüzde hepimiz birbirimizle akrabayız. Biz mutluyuz köyümüzde yaşamaktan" şeklinde konuştu.





Okuyucu Yorumları 0 yorum