Eroin gibi ağır maddelerin aksine kokain, ilk aşamada kişinin işlevselliğini tamamen ortadan kaldırmıyor. Kullanan bireyler bir süre işlerine devam edebiliyor, sosyal ilişkilerini sürdürebiliyor ve dışarıdan bakıldığında 'her şey yolundaymış' izlenimi verebiliyor. Ancak bu tablo çoğu zaman geçici oluyor.
İngiltere’de Daily Mail gazetesine yazan ve aynı zamanda Ulusal Sağlık Hizmetleri’nde (NHS) psikiyatrist olarak görev yapan Dr. Max Pemberton, kokain kullanımının en sık görülen fiziksel işaretlerine dikkat çekti.
Sürekli burun çekme, burun akıntısı ve tekrarlayan burun kanamaları bu belirtilerin başında geliyor. Pemberton’a göre kokain, burun içindeki dokulara ciddi ve kalıcı hasar verebilir.

Kokain kullanımının daha az fark edilen yönleri ise davranışsal değişimlerle ortaya çıkıyor. Ani enerji artışları, aşırı konuşkanlık ve taşkın davranışlar kısa süreli bir 'yüksek' haline işaret ederken, bu dönemi genellikle yoğun bir bitkinlik, sinirlilik ve ruh hali düşüşü takip ediyor.
Bu dalgalanma, kişinin çevresiyle olan ilişkilerinde de belirgin gerilimlere yol açabilir.
Uzmanlara göre kokain kullanan kişilerde uyku düzeni ciddi şekilde bozuluyor. Günlerce neredeyse hiç uyumadan ayakta kalabilen bireyler, sonrasında uzun süreli ve derin uyku dönemlerine girebilir. Benzer şekilde iştah da düzensizleşiyor; bazı dönemlerde neredeyse hiç yemek yemeyen kişiler, ardından kontrolsüz yeme atakları yaşayabilir.

Kokainin psikolojik etkileri de dikkat çekici. Kişi bir anda kendini aşırı özgüvenli ve güçlü hissederken, kısa süre sonra yoğun kaygı, şüphecilik, hatta paranoya ve depresif düşünceler yaşayabilir. Bu ani ruh hali değişimleri, yakın çevre tarafından 'kişilik değişimi' olarak algılanabilir.
Pahalı bir madde olan kokain, zamanla kullanıcıyı maddi açıdan da zorlamaya başlıyor. Uzmanlar, sık sık borç isteme, harcamaları gizleme, para konularında aşırı savunmacı davranma ya da beklenmedik maddi sıkıntıların önemli bir uyarı işareti olabileceğini vurguladı.

Uzmanlara göre kokainin evde ve yalnızken kullanılmaya başlanması kritik bir eşik anlamına geliyor. Bu durum, maddenin artık sosyal eğlence amacıyla değil, kişinin ruhsal sorunlarıyla baş etme aracı haline geldiğini gösteriyor.
Dr. Pemberton, bu aşamanın çoğu zaman depresyon ve kaygı bozukluğu gibi altta yatan psikolojik sorunlarla bağlantılı olduğuna dikkat çekti.
Özellikle kış aylarında depresyon riskinin artmasıyla birlikte bazı kişilerin enerji eksikliğini telafi etmek için kokaine yöneldiği belirtti.
Bağımlılıkla mücadelede doğru iletişimin hayati öneme sahip olduğunu vurgulayan Pemberton, şu önerilerde bulundu:

Uzmanlara göre erken fark edilen belirtiler ve doğru yaklaşım, bağımlılığın ilerlemesini durdurmada kritik rol oynuyor.
Okuyucu Yorumları 0 yorum