HABER

Kapat

"40 yıllık sürecin en iyi noktasındayız"

GAZİANTEP (İHA) - Gaziantep Ticaret Odası (GTO), Gaziantep Üniversitesi ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nin (ODTÜ) ortaklaşa düzenlediği, "Aday ülkelerin Müzakere Süreçleri ve Türkiye'nin AB Müktesabatına Uyum Çalışmaları" konulu panel GTO Meclis Salonu'nda gerçekleştirildi.

Panele katılan ODTÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Atila Eralp, Türkiye-AB ilişkilerinin bulunduğu bugünkü durumda işbirliğini gerektiren bir süreç yaşandığını belirterek, "Çok önemli bir dönemden geçiyoruz. Türkiye-AB ilişkilerinde 40 yıllık sürecin en iyi noktasındayız. Bu iyi noktayı, müzakere başlatmak ve tam üyeliğe dönüştürmek için çalışacağız ancak bu kolay değil. Helsinki Zirvesi'nden sonra Türkiye-AB ilişkilerinin sadece ekonomik değil topyekün bir bütünleşmeyi kapsadığı anlaşıldı. Bu kararlardan sonra da son 3-3,5 yılda Türkiye'de bir çok siyasi gelişme yaşandı" dedi.

Türkiye'nin bugüne kadar yürütülen çalışmalarda yalnız kaldığını kaydeden Prof. Dr. Eralp, "AB'ye üye olan diğer ülkeler hep gruplar halinde AB'ye alındı. Türkiye ile AB arasında yürütülen çalışmalarda Türkiye hep yalnız kaldı. Ancak Helsinki Zirvesi ile Türkiye bu yalnızlıktan kurtuldu ve diğer 12 ülke arasında yeraldı. Diğer ülkeler için takvim belirlenmesine rağmen Türkiye için bir belirsizlik oluştu ve takvim belirlenmedi. Bunda sadece AB'nin değil bizim hükümetlerin de payı oldu. Türkiye AB'ye üyelik sürecinde yavaş kulvarda kaldı ve bu yavaş kulvarda AB tarafından desteklenmedi. Ancak yaşanan son gelişmelerle birlikte Aralık ayında bir tarih verilmesi ve 1995 ortalarında ise müzakerelerin başlaması gerektiğine inanıyorum" diye konuştu.

GTO Başkanı Mehmet Aslan da Türkiye'nin AB'ye üye olmayı yalnızca birlik olanaklarından faydalanmak olarak görmediklerini ifade ederek, "Biz AB'ye üyeliği halkımızın yaşam standardlarını Avrupa ülkeleri seviyesine çıkarmak için istiyoruz. Gelinen nokta da Türkiye'ye tarih verilmiş kabul ediyoruz. 1995 Temuz ayında müzakerelerin başlayacağına inanıyorum. Siyasi kararlarda çok mesafe aldık ve ekonomideki istikrar da umut verici. Bu noktada geri dönüş olmadığına ve müzakerelerin başlayacağına inancım tamdır" şeklinde konuştu.

AB Genel Sekreterliği Ulusal Program Dairesi Başkanı Nilgün Arısan da Türkiye'nin bugüne kadar AB'ye iki ulual program hazırladığını ve vu bu programları zamanında verdiğini vurgulayarak, şunları söyledi:

"Bugüne kadar kamuoyunda sürekli siyasi kriterler gündemde kaldı ve bu kriterlerin çoğunu ülke olarak yerine getirdik. Artık Kopenhag kriterlerini kamuoyuna anlatmalıyız. Piyasa ekonomisinin güçlendirilmesi, devletin saydamlaşması ve ekonomideki etkisinin azaltılması, bağımsız düzenleyici otoritelerin güçlendirilmesi gündemimizde olmalı. Düzenleyici kurumların bağımsızlıklarının uluslararası normlara uygun şekilde korunarak, şeffaflık ve hesap verebilirlikleri artırılmalı. Doğrudan yabancı yatırım girişinin kolaylaştırılması ve teşvik edilmesi için yerli ve yabancı yatırımların artırılmasına yönelik olarak hazırlanan 'yatırım ortamının iyileştirilmesi reform programı' uygulamaya konulmalı. Kamu hizmetlerinin etkin, şeffaf ve katılımcı bir şekilrde sunulması için gerekli yasal ve kurumsal ortamın oluşturulmasına yönelik olarak kapsamlı bir kamu reformu gerçekleştirilmeli".
Panelde daha sonra AB Genel Sekreterliği Ekonomik ve Mali İşler Dairesi Başkanı Dr. İnci Ataç Rösh, "Mali İşbirliği", AB Genel Sekreterliği Sektörel ve Bölgesel Politikalar Dairesi Başkanı Dr. Nurşen Numanoğlu "AB Yapısal Politika Araçları ve Bölgesel Yardımlar" konularında bilgiler sundular.

YORUMLARI GÖR ( 0 )

En Çok Aranan Haberler

Kapat