6.5 ay boyunca teşhis konulamadı! Genç Dilara'nın kahreden ölümü... Acılı baba: "Üzerinde deney yaptılar"

Kocaeli'de 18 yaşındaki Dilara Gezdin, 6.5 aydır devam eden ve teşhisi konulamayan hastalığı nedeniyle hayatını kaybetti. Acılı aile ise çocuklarının üzerinde deney yapıldığını iddia ederek, "Yavrum hastaneye kendi ayaklarıyla gitti. Biz ise cenazesini aldık" dedi. İşte haberin tüm detayları!

Edinilen bilgilere göre, karın ağrısı ve enfeksiyon şikayetiyle yaklaşık 6.5 ay önce hastaneye başvuran 18 yaşındaki Dilara Gezgin, yapılan ilk değerlendirmelerin ardından Kocaeli Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi'ne sevk edildi. Burada uzun süre tedavi gören genç kızın, yapılan tüm tetkik ve tahlillere rağmen hastalığına kesin bir teşhis konulamadı. Doktorların tüm müdahalelerine rağmen Dilara Gezgin kurtarılamadı. Dilara Gezgin'in vefatı, ailesi, yakınları ve sevenlerini derin üzüntüye boğdu. Genç kızın cenazesi, bugün öğle namazına müteakip kılınan cenaze namazının ardından toprağa verildi.

Reklam
Reklam

"KIZIMIN SADECE KARIN AĞRISI VE ENFEKSİYONU VARDI"

Yaşadığı süreçleri anlatan acılı baba Yaşar Gezgin, "Kızım Dilara'yı ilk önce Kocaeli Şehir Hastanesi'ne götürdüm. Kızımın sadece karın ağrısı ve enfeksiyonu vardı. Şehir hastanesi, Dilara'yı Kocaeli Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi'ne götürebileceğimi söyledi. Bunun üzerine oraya gittik. Dediler ki enfeksiyondan dolayı akciğerde sıvı var. Çocuğum bir hafta on gün yoğun bakımda kaldı. Ardından kızım servis odasına alındı ve akciğerdeki sıvı boşaltıldı. Ardından çok yoğun ve ağır antibiyotik tedavisine devam edildi" diye konuştu.

"VEREM OLABİLİR"

Kızının hastalığına teşhis konulamadığını söyleyen baba Gezgin, "Dışarıdaki laboratuvarlarda veya hastanenin kendi laboratuvarlarında hiçbir şekilde hastalık tespit edilmedi. Her seferinde negatif sonuçlar aldık. Hiçbir sonuçta pozitif çıkıp, hastalığa rastlanmadı. Buna rağmen çocuğuma verem teşhisi koydular. Dediler ki 'Bu verem vurgusu.' Doktor, 'Çocuğunu ameliyata alıp bakmam lazım ki ne olduğunu anlayabileyim' dedi. En son ameliyatı kabul ettim. Anestezi doktoru ise 'Senin çocuğun ameliyata girme durumu şu an imkansız. Çünkü çocuğunun solunum desteği ihtiyacı var. Ameliyata girerse yaşamını kaybetme ihtimali çok yüksek' diyerek ameliyata onay vermedi" şeklinde konuştu.

Reklam
Reklam

"KIZIMIN SON YEDİĞİ VE İÇTİĞİ TEK ŞEY BİR BARDAK SU OLDU"

Konuşmasını sürdüren Gezgin, "5-6 doktor görüştü, 'Tüp takalım, vücuttaki sıvı dışarı boşalsın' dediler. Aradan yarım saat sonra bir ilaç gönderildi, verem tedavisiyle ilgili bir ilaçmış. İlacı getiren kişi dedi ki, 'Bu kıza ben bu ilacı verirsem kaldırmaz. Günlerdir aç. Gelin doktor hanımı arayalım, teyit edelim. Yanlış bir şey yapmayalım.' Hemşireler doktoru aradı. Doktor, 'İlacı verin daha sonra beslemeye başlayın' dedi. Kızım, 10 dakika içinde ancak bir bardak su içebildi. Zaten kızımın son yediği ve içtiği tek şey bir bardak su oldu. İlacı verdikten 20–25 dakika sonra çocuğumun kalbi durdu. Tam 39 dakika boyunca kızımı geri getirmek için uğraştılar. O günden bugüne, tam 4 aydır yoğun bakımda. Kalbinin durduğu günden itibaren bilinci, beyni ve bazı organları oksijensiz kaldığı için zarar gördü" şeklinde konuştu.

Reklam
Reklam

"KIZINI AL EVİNE GÖTÜR, BU YATAĞI BAŞKASINA VERMEM LAZIM"

Kızı o haldeyken eve göndermek istendiğini söyleyen Yaşar Gezgin, "Bana en son şu teklif bile geldi; 'Artık çocuğun burada yatamayacak durumda. Al evine götür, bu yatağı başkasına vermem lazım. Doktorlarla tartıştım, 'Sen benim evladımı sokağa mı atıyorsun?' dedim. Ben sonuna kadar bu olayın arkasındayım ve peşini bırakmayacağım. Benim canımı yaktılar; elimden geleni ardına koymayacağım. En azından başkasının canı yanmasın diye gereken birimlere şikayetçi oldum" ifadelerini kullandı.

"ÇOCUĞUMU KUKLA GİBİ KULLANDILAR"

"Çocuğumun üzerinde deney yaptılar" diyen acılı baba, "Çocuğumu oyuncak gibi kullandılar. Yoğun bakımda yatan bir hastanın kolunu çıkarabilir mi? Benim çocuğumun kolunu çıkardılar. Toplamda 6 buçuk ay kızım hastanede yattı, 2 buçuk ay servis odasında, tam 4 ay yoğun bakımda. Üniversite hastanesi için 'Sana derman olabilecek tek yer burası' dediler ama keşke gitmeseydim. Çocuğumu kukla gibi kullandılar. Üzerinde deney yaptılar, öğrenci yetiştirdiler.

Reklam
Reklam

Sağlam giden ya ölü çıkıyor ya da bu hale geliyor" dedi.

"SÖYLEDİKLERİ TEK ŞEY, 'VEREM OLABİLİR' DEMEKTİ"

Teşhis konulamadığını ifade eden Yaşar, "Hala ölüm raporuna baktığımda, teşhis yok. Söyledikleri tek şey, 'Verem olabilir.' 'Olabilir' ile ne yapabilirsin? Nerelere gidebilirsin? Ben bütün tahlil sonuçlarını saklıyorum; dış laboratuvarlara gönderdim, Ankara ve İstanbul'daki laboratuvarlarda bile negatif çıktı. Hastanenin kendi laboratuvarında da negatif. Pozitif çıkan hiçbir şey yok, ne kanser bulgusu ne verem bulgusu ama mercimek tanesi kadar bir hap verildi ve çocuğumun hayatı karartıldı" diye konuştu.

"YAVRUM HASTANEYE KENDİ AYAKLARIYLA GİTTİ. BİZ İSE CENAZESİNİ ALDIK"

Dilara'nın yengesi Miyaser Gezgin ise "Ciğerimiz yandı. Teşhis hiç koymadılar. 'Neden öldü, neden hasta oldu?' diye doktorlara sorduk, hiçbir cevap alamadık. İlaç verdiler o ilacı kaldıramadı, kalp krizi geçirdi. Kalbi durdu. Beynine pıhtı attı. 'Engelli kalır, özürlü kalır' dediler. Çocuk 6.5 ay boyunca gözünü açamadı. Son anlarda, ölümünden bir iki gün önce gözlerini açtı; ama bizimle konuşamadı, sadece gözleriyle anlatmaya çalışıyordu. Yavrum hastaneye kendi ayaklarıyla gitti. Biz ise cenazesini aldık" şeklinde konuştu.Kaynak: İHA   |   Bu içerik Doğukan Akbayır tarafından yayına alınmıştır

Reklam
Reklam
Haberin Devamı İçin Tıklayın
Anahtar Kelimeler: