Güvenlik kaynakları, ABD–İsrail–İran hattında tırmanan gerilime ilişkin Türkiye’nin pozisyonunu değerlendirdi. tv100’e konuşan ve bilgileri aktaran Millet Haber Ajansı Genel Yayın Yönetmeni Sinan Burhan, Ankara’nın hem NATO üyeliği çerçevesindeki yükümlülüklerini hem de arabuluculuk rolünü ön planda tuttuğunu belirtti.
Kaynaklara göre, İran’ın Türkiye’ye doğrudan bir saldırı ihtimali düşük görülürken, Türkiye’nin savaşın sona ermesi için diplomatik temaslarını sürdürdüğü ifade edildi. Ayrıca İncirlik ve Kürecik üslerine ilişkin kamuoyundaki iddiaların gerçeği yansıtmadığı vurgulandı.
Sinan Burhan şu ifadeleri kullandı:
"Güvenlik kaynaklarına göre ABD–İsrail–İran gerilimi bağlamında Türkiye’nin pozisyonu birkaç temel noktada değerlendirilmektedir.
İlk olarak, İran’ın Türkiye’ye doğrudan saldırması beklenmemektedir. Türkiye bir NATO ülkesidir ve NATO’nun beşinci maddesi gereği böyle bir saldırı, İran’ı çok sayıda ülkeyle karşı karşıya getirecektir.
Gazeteci Sinan Burhan
İkinci olarak, Türkiye arabulucu bir ülke konumundadır ve savaşın sona ermesini istemektedir. Geçmişte İstanbul’da yapılması planlanan görüşmeler de bu nedenle desteklenmiştir. Türkiye, İran ile ABD-İsrail ekseni arasında denge kurabilen bir aktördür ve İran’ın bu kanalı kaybetmek istemeyeceği değerlendirilmektedir.
Üçüncü olarak, Türkiye’de ABD’ye ait olduğu iddia edilen üsler konusu gerçeği yansıtmamaktadır. Adana’daki İncirlik Üssü Türkiye’ye aittir ve komutanı Türk’tür. Üste yalnızca ABD değil, farklı NATO ülkelerinden unsurlar da bulunmaktadır.
Burada Polonyalı, ispanyol ve katarlı askerlerde bulunmaktadır. 15 Temmuz sonrasında ABD’ye ait ağır silahların büyük kısmı buradan çıkarılmıştır ve kullanım yetkisi Türkiye’dedir. Kürecik Radar Üssü de NATO çerçevesinde faaliyet göstermekte olup elde edilen veriler NATO ülkeleriyle paylaşılmaktadır; İsrail’e doğrudan bilgi aktarımı yapıldığı iddiası doğru değildir.
ABD’nin İran’a yönelik hesaplamalarına bakıldığında, bazı gelişmelerin beklendiği gibi gerçekleşmediği görülmektedir. Belirli bir olayın ardından İran içinde geniş çaplı bir halk hareketi oluşacağı öngörülmüş ancak bu gerçekleşmemiştir. Buna karşılık İran’ın daha dirençli bir tutum sergilediği ve çatışmanın uzayabileceği değerlendirilmektedir. Savaşın uzaması ABD’nin aleyhine bir durum olarak görülmektedir.
Avrupa Birliği henüz ortak bir karar alabilmiş değildir. Öte yandan İran’ın Körfez ülkelerine yönelik saldırıları yeni bir durumdur ve bu ülkelerin hızlı bir şekilde ortak hareket etmesi şu aşamada zor görünmektedir. Genel değerlendirme, çatışmanın kısa sürede sona ermeyeceği yönündedir."