Doç. Dr. Gülay Özkan, “Ocak ayı, dünya genelinde ‘Vegan Ayı (Veganuary) olarakta anılıyor. Milyonlarca kişinin ay boyunca bitki bazlı beslenmeyi denediği bu küresel hareket, 2014’ten bu yana devam ediyor” diye konuştu. Doç. Dr. Özkan, bu hareketin ocak ayıyla sınırlı kalmayıp günlük rutine taşınması ve bitkisel proteinlerin trend olmaktan çıkıp alışkanlığa dönüşmesi gerektiğine dikkat çekti.
Doç. Dr. Özkan bitkisel proteinin faydasına vurgu yaparak şöyle konuştu:
“Protein hedefi olan pek çok kişi, kas gelişimi veya kilo yönetimi için yalnızca gram hesabına odaklanıyor. Oysa bitkisel protein çoğu zaman yanında lif ve farklı biyoaktif bileşenleri de getiriyor. Lifli besinler sindirimi yavaşlatarak kan şekerinin daha kademeli yükselmesine yardımcı oluyor ve tokluk hissini uzatabiliyor. Bu yaklaşım, günlük enerji dalgalanmalarını azaltmak ve daha dengeli bir beslenme düzeni kurmak isteyenlere güçlü bir avantaj sunuyor.
“Hayvansal kaynakların tümü olumsuz değildir ancak doymuş yağ alımı yükseldiğinde kandaki LDL kolesterol düzeyi artabilir. Bu nedenle proteini ağırlıklı olarak bitkisel kaynaklardan almak, birçok kişi için daha dengeli bir profil oluşturabilir” diyen Doç. Dr. Gülay Özkan, bitkisel proteini artırmak için şu önerilerde bulundu:
“Her ana öğüne mercimekli salata ve tam tahıl gibi, bir protein çekirdeği ekleyebilirler. Ara öğünleri proteine çevirebilirler. Bugün içindeki protein açığını kapatmanın en pratik yoludur. Protein kalitesini artırmak için de bulgur ve mercimek örneğindeki gibi, tahıl–baklagil eşleştirmesi yapabilirler.”