Suriye'de yaşanan gelişmeler başta Türkiye olmak üzere tüm dünyanın gündeminde. Şam yönetimi, SDG/YPG'nin işgali altındaki birçok noktayı ele geçirdi.
Güvenlik kaynaklarınca yapılan değerlendirmelere göre; Suriye’de son bir haftadır yaşananların bir boyutunun Terörsüz Türkiye sürecini baltalamak üzere bir girişim olduğu belirtildi.
Türkiye'nin başından beri Suriye’de SDG/YPG yapılanmasının müzakereler yoluyla kendini feshedip Suriye yönetimine entegre olması konusunda destekleyici bir pozisyon takındığı ifade edilirken "SDG ile 10 Mart’ta varılan mutabakatın uygulanması konusunda Suriye yönetimi, örgüte dönüşüm için gerekli süreyi tanımıştır" dendi.
Açıklamada, Şam yönetiminin ve entegrasyon sürecini destekleyen Türkiye’nin müzakereye ve barışçıl çözüm yolunu tercih etmesini SDG/YPG'nin fırsat olarak değerlendirdiği, örgütün bu süreyi müzakere ve değişim için kullanmak yerine zaman kazanmak ve işgal yoluyla elde ettiği kazanımlarını maksimize etmek üzere kullanmayı tercih ettiği kaydedildi.
Güvenlik kaynaklarının açıklaması şöyle devam etti:
"Örgüt ayrıca entegrasyon sürecini Terörsüz Türkiye sürecine karşı bir koz olarak kullanmaya kalkışmıştır. Halep’teki çatışmalara gidilen süreçte Terörsüz Türkiye’nin başarıya ulaşmasıyla ayrıcalıklarını kaybetme korkusu yaşayan terör örgütünün Kandil’deki şahin kanadı, bazı ülkelerin de telkinleri ile SDG/YPG yapılanmasının çözümsüz kalmasını ve çatışma yoluna gitmesini dayatmıştır.
Halep’in Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerindeki saldırılarla birlikte Suriye yönetimi, örgütün artık müzakere yolunu terk ettiğini kabul ederek örgüte karşı Fırat’ın batısında kapsamlı bir karşı operasyon başlatmıştır.
Dış güçlerin telkinleriyle yol almaya çalışan SDG/YPG, Suriye ordusu karşısında Deyr Hafır, Tabka ve Rakka’nın güneyindeki Mansura kasabası başta olmak üzere birçok kritik noktayı kaybetmiştir.
Çatışmaların yaşandığı ve yaklaştığı birçok şehirde Arap aşiretleri de örgüte taraf olmadığını ve Suriye hükümeti ile entegrasyonu tercih ettiğini deklare etti.
SDG/YPG, bugün Suriye yönetimi karşısında 10 Mart’a göre daha zayıf bir pozisyondadır. Müzakere masasına oturmadığı takdirde Fırat’ın doğusunda da operasyona maruz kalabilmesi ve daha fazla kayba uğraması kaçınılmaz bir sonuç olacaktır.
Türkiye Suriye’deki gelişmeleri yakından takip etmekte ve pozisyon olarak konuya Suriye’nin iç meselesi olarak yaklaşmaktadır. Türkiye’nin önceliği sorunun müzakere ve diyalog yoluyla halledilmesidir ve bu sürece siyasi ve diplomatik destek vermektedir. Bununla birlikte Suriye yönetiminin talep etmesi durumunda, gelişmelere bağlı olarak askeri destek verilmesi de olasıdır.
Terör örgütünün özellikle Kandil’deki (ve buradan Suriye’ye geçen) şahin kanadının ayrıcalıklarını kaybetmeme amacıyla dış telkinlerin de etkisiyle Terörsüz Türkiye sürecini olumsuz etkileyecek girişimlerde bulunduğu Türkiye tarafından gözlemlenmektedir.
Türkiye bu riskleri de dikkate alarak gelişmeleri yakından takip etmekte, gerek askeri gerek istihbari gerekse diplomatik açıdan her türlü senaryoya karşı hazırlığını yapmakta ve başta Suriye’deki gelişmeler olmak üzere Terörsüz Türkiye sürecini sabote edecek girişimlere karşı da önlemlerini almaktadır."