TBMM İçişleri Komisyonu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Süleyman Soylu, 15 Temmuz 2016'daki FETÖ'cü darbe girişiminin 10. yıl dönümünde Ulusal Kanal'a konuştu.
Soylu'nun röportajından öne çıkan ifadeler şu şekilde:
"İlk söyleyeceğim, Allah milletimizin başına böyle bir daha musibet, felaket ve ihanet getirmesin. Bir taraftan memleketimizin bugün hürriyet içerisinde olmasından büyük bir gurur ve onur duyuyoruz. Bu mezarlıkların hepsi birer abide. O akşam milletimize, şehit olanlara, şehitlerimize, gazilerimize hep birlikte minnettarlık duygularımızı bugün bir kez daha ifade ediyoruz. O akşam sokağa çıkan herkese, sokağa çıkamayıp, sokakta olup, sokakta mücadele gösteren, direniş gösteren herkese dua eden, evlerinden dua eden, yaşlarımız var, evden çıkamayan insanlar var, onların her birini. Bu memlekette olmayıp da kardeş coğrafyalarda bulunan ve Türkiye'nin bu musibetten kurtulabilmesi için bütün dualarını eden, desteklerini ve güçlerini ortaya koyan herkese minnet borçlandığımızı ifade ediyoruz.
"Kolay millet olunmuyor. Kurtuluş mücadelesi yapıyorsunuz. Kıbrıs'ta hakkınızı muhafaza ediyorsunuz. Darbeler oluyor, ondan sonra yeniden ayağa kalkıyorsunuz. Kötülüklerle karşı karşıya kalıyorsunuz ve her biri sizi böyle birbirine yapışmış bir millet yapıyor. 15 Temmuz da bunlardan bir tanesidir. Ama 15 Temmuz'un başka bir özelliği var. Karadeniz'in usulüdür. Üçleme derler. Birinci dalga geçer, zannedersiniz dalga geçmiştir. İkinci dalga geçer. Zannedersiniz ki dalga geçmiştir. Üçüncü dalga gelir ve en serti o olur ve sizi alır götürür. Gezi olayları 17-25 Aralık ve 15 Temmuz. Bu bir üçlemedir ve en serti 15 Temmuz'dur. Ve bu elbette ki Türkiye'yi işgale yönelikti. Milletimiz de buna bir direniş sergiledi.
"Bu işgalin bir sebebi vardı. İşgalin sebebi sadece 780 bin kilometre kare değildi. İşgalin sebebi Kıbrıs'tı. İşgalin sebebi Karabağ'dı. İşgalin sebebi Libya'ydı. İşgalin sebebi İran'dan Irak'a kadar, Suriye'ye kadar bütün hattı. İşgalin sebebi bu coğrafyaydı ve işgalin sebebi Orta Asya'daki Türk devletleriydi. Eğer buranın kalbini ele geçirirlerse istedikleri taksimatı yapacaklardı. Ve bu millet bunun farkındaydı.
"1960 Darbesi'nde ekonomi güçlü değildi. Milletimiz de çok cesaretli değildi. Altyapımız da kuvvetli değildi. Demokrasi de kuvvetli değildi. Ama darbeyi yapanlar kuvvetliydi. 1971 Muhtırası da öyleydi. 80 Darbesi'nde de ekonomi kuvvetli değildi, siyaset kuvvetli değildi, demokrasi kuvvetli değildi, toplumumuz da kuvvetli değildi. Ve darbe yapanlar kuvvetliydi. 28 Şubat'ta siyaset kuvvetli değildi, ekonomi kuvvetli değildi. Demokrasi kuvvetli değildi, halk kuvvetli değildi. Fakat 15 Temmuz'da ekonomi kuvvetliydi, halk kuvvetliydi, siyaset kuvvetliydi ve Türkiye kuvvetliydi, altyapı kuvvetliydi. Darbe yapanlar yendiler.
"Ülkemizin aldığı mesafeyi onlara teslim etmedik. Her 10 yılda bir darbe ile bizi terbiye edenlere teslim etmedik. Batıya ülkemizi teslim etmedik. Batı İttifakı ülkemizi ele geçirmeye çalıştı. Bizi terbiye etmeye çalıştılar. Biz onlara ülkemizi vermedik, teslim etmedik. Sadece bu bile hepimiz için kıymetlidir.
"Diyorlar ki gençler 15 Temmuz'u hatırlayacak mı? Bütün milletimize soruyorum. Siz Kurtuluş Savaşı'nı yaşadınız mı? Yaşamadınız ama hissediyorsunuz. Malazgirt Savaşı'nı yaşadınız mı? Yaşamadınız ama hissediyorsunuz. Siz Uhud'u yaşadınız mı? Yaşamadınız ama hissediyorsunuz. Peki siz Çanakkale'ye yaşadınız mı? Yaşamadınız ama hissediyorsunuz. Siz 1453 Fatih'in İstanbul'u fethini yaşadınız mı? Yaşamadınız ama hissediyorsunuz. İşte bu gençlerimiz tarafından hiç kimse endişe etmesin. Bugün de 100 yıl sonra da, 500 yıl sonra da, 1000 yıl sonra da hissedilecektir. Değil mi ki her sabah İstiklal Marşı okunuyor. Oradaki her kelime, her his gençlerimize kazınıyor. Değil mi ki bu memlekette 5 vakit ezanlar okunuyor kulaklara. Değil mi ki annelerimizin, babalarımızın, bize iyiyi ve kötüyü öğretiyor. Hiç kimsenin endişesi olmasın. Biz en zorunu aştık. 15 Temmuz en zoruydu. Her şeyiyle beraber üzerimize geldiler. Ellerini ovuşturdular. Tarihin en kanlı darbesini yapacaklardı. Biz o günü unutmuyoruz. Hiç de unutmayacağız.
"Allah Cumhurbaşkanımızdan razı olsun. Devlet Bahçeli'den razı olsun. O darbeye direnen her kim varsa hepsine minnet ve şükranlarımızı ifade ediyoruz. Ve bugün bu darbeden, darbeye direnişten esinlenen yerler var. Yanlış anlamasın kimse. Gazze bunlardan birisidir. Onlar da zulme karşı direniyorlar. Dünyanın en büyük güçleri orayı ele geçiremediler. İran darbeye karşı direndi. Lübnan'daki kardeşlerimiz darbeye karşı, kardeşlerimiz bu zulme karşı direniyorlar. Çünkü nasıl kurtuluş mücadelemiz, Kurtuluş Savaşı'mız mazlum milletlere bir güç vermişse, 15 Temmuz da mazlum milletlere güç vermiştir. Ben ona inananlardanım. İstikametimiz doğrudur.
"Bir şey anlatayım, öyle bitireyim. Koca Sinan, Mimar Sinan Süleymaniye'yi yapacak. Koca Padişah demiş ki, sen Süleymaniye'yi yap. Teslim etmişler araziyi. Bir ay geçmiş yapamamış, beş ay geçmiş yapamamış, altı ay geçmiş yapamamış, bir yıl geçmiş dedikodular başlamış. Demişler ki, koca Sinan artık kocadı, iş yapamıyor. Padişah, Muhteşem Süleyman çağırmış huzuruna demiş ki, 'Bir yıl oldu niye yapamadın, niye başlamadın?' Demiş ki Koca Mimarbaşı 'Yüzlerce yıllık bir temel atmayı bekliyorum. Oturmasını ve yüzlerce yıl bir milim bile oynamamasını bekliyoruz'. Biz bugün yüzlerce yıllık bir temel atıyoruz, gelecek neslimize. Biz bunun farkındayız. Temelin harcında bunlar kardılar. Allah razı olsun."