3000 Yıllık dokumacılık geleneği ile dünya çapında haklı bir ün sahibi olan Buldan'ın o ünlü dokumalarında hep kadın emeği var.
Daha ilkokula gitmeden tezgah çukurundaki babasına ve annesine masura saran,ilkokul üç veya dördüncü sınıfta tezgah başına geçen kadınlar,hayatı boyunca tezgahın başından bir daha ayrılamıyorlar.
"Doğar doğmaz ayağına ip dolanan" Buldanlının hayatı hep tezgah başında geçer.Okul hayatı boyunca,okuldan gelir gelmez hemen tezgahın başına geçer.Tezgah başında sevdalanır.Tezgah başında söyler o yanık türkülerini.Tezgah başındayken yaratır yeni pazara süreceği dokumanın desenlerini.

Buldan dokumacılığında tüm yük kadınların omzundadır.Evini silip süpüren,yemeğini yapan çocuğuna bakan ve gelen misafirleri ağırlayan kadın,erkeğinin de bir numaralı yardımcısıdır.Erkek pazara gittiğinde tezgahı kadın çalıştırır.Dokunan ürünleri pazara kadın hazırlar.Hatta bazen malları kadın bizzat kendi pazarlar.
Bütün hayatı tezgah başında geçen Buldanlı kadınlar ,Buldan dokumacılığının temel direğidir.Onların kadınca zevkleri yön verir yeni desenlere.Onlar işlerler oya ve nakışları göz nurlarıyla.

Buldan'da hangi eve girseniz bir dokuma atölyesi ve bu atölyede çalışan birden fazla kadın görürsünüz.Onlar bu atölyenin hem sahibi hem de işçisidirler.Büyük çoğunluğunun sosyal güvencesi yoktur.Belki de tamamının sağlık karneleri ya kocasının ya da babasının üzerindendir.
Geçmişte Osmanlı Saraylarına ürün yetiştirmeğe çalışan Buldanlılar bugün Amerika ve Avrupa'daki ünlülere ürün yetiştirme çabasındalar.Bu ürünlerin bu kadar beğenilmesinde ve bu kadar aranılır olmasında hiç şüphesiz Buldanlı kadınların o kadınca zevklerinin ve bu doğrultuda dokumalara yön vermelerinin büyük katkısı var.