MYNET ÖZEL - Psikolog Selen Saranbeyli Duru, çocuk ve ergenlerde şiddetin arkasındaki gelişimsel süreçleri, aile içi dinamiklerin rolünü ve gözden kaçan kritik noktaları tüm yönleriyle değerlendirdi. İşte uzman gözüyle “Çocuklar bu noktaya nasıl geliyor?" sorusunu tek tek anlattı.

Psikolog Duru, çocuk ve ergenlerde görülen şiddet davranışlarının yalnızca “öfke problemi” ya da "karşı gelme” ile açıklanamayacağını belirterek, bu durumun çok boyutlu bir sürecin sonucu olduğunu vurguladı.
Duru’ya göre saldırganlık; biyolojik yatkınlıklar, duyguların yönetilememesi, aile içi ilişkiler, bağlanma biçimleri ve çevresel etkilerin bir araya gelmesiyle ortaya çıkıyor. Özellikle ergenlik döneminde yaşanan hormonal değişimler ve artan dürtüsellik, bu davranışların daha görünür hale gelmesine neden oluyor.

Uzman isim, "Çocuklar dünyayı önce ailelerinin penceresinden öğrenir; ilk sosyal çevreleri aile, ikinci büyük sosyal çevreleri ise okuldur. Dolayısıyla çocuğun kendini ifade etme güçlüğü, empati eksikliği, yoğun öfke patlamaları ya da dürtü kontrol sorunları ilk olarak en görünür şekilde bu iki ortamda fark edilir" açıklamasında bulundu.
Uzmanlara göre şiddet davranışları çoğu zaman ergenlikte “aniden” ortaya çıkmıyor. Temelleri, erken çocukluk dönemine kadar uzanıyor.
3–4 yaşından itibaren görülen vurma, itme ya da eşya fırlatma gibi davranışların aile tarafından görmezden gelinmesi ya da çocuğun bu davranışlarla istediğini elde etmesi, saldırganlığın zamanla kalıcı hale gelmesine yol açabiliyor.
Duru, bu noktada asıl sorunun davranışın kendisinden çok, o davranışın hangi ihtiyacı karşıladığı olduğunu vurguluyor. Çocukların çoğu zaman öfke değil; anlaşılmama, yetersizlik, reddedilme ya da kontrol kaybı duygularını ifade etmeye çalıştığını belirtiyor.

Şiddet davranışlarının gelişiminde aile ortamının etkisi büyük. Uzmanlara göre güvensiz, çatışmalı ya da ihmale açık ortamlarda büyüyen çocuklar dünyayı daha tehditkâr algılayabiliyor.
Aile içinde şiddetin normalleşmesi, ebeveynlerin öfkeyi fiziksel ya da sert tepkilerle ifade etmesi, çocuklar için güçlü bir öğrenme modeli oluşturuyor. Çünkü çocuklar davranışları en çok gözlem yoluyla öğreniyor.
Ergenlik döneminde riskli davranışları artıran faktörler arasında akran baskısı, dışlanma, aidiyet ihtiyacı ve olumsuz arkadaş çevresi öne çıkıyor.
Psikolog Selen Duru'ya göre çocuklukta başlayan saldırganlık, ergenlikte fiziksel gücün artmasıyla birlikte daha tehlikeli bir boyuta ulaşabiliyor. Bu nedenle şiddet davranışını yalnızca ergenliğe özgü bir durum olarak değerlendirmek yanıltıcı olabiliyor.

Toplumda yaygın bir inanışın aksine, şiddet içerikli oyunların doğrudan saldırganlık yaratmadığını belirten Duru, asıl önemli olanın çocuğun bu içeriklere neden yöneldiği olduğunu ifade ediyor.
Ancak şiddetin normalleştirildiği dijital içeriklerin, özellikle risk altındaki çocuklarda duyarsızlaşmayı artırabileceği ve dolaylı olarak saldırgan davranışları besleyebileceği de uzman isim tarafından vurgulanıyor.
Uzman isme göre çocuklara erken yaşta duygu yönetimi, empati, problem çözme ve iletişim becerileri kazandırılması büyük önem taşıyor.
Ailelerin rol model olması, sınırların net olduğu ve şiddetin normalleştirilmediği bir ortam sunulması ise en güçlü koruyucu faktörler arasında yer alıyor.
Uzmanlar, çocuk ve ergenlerde şiddetin tek bir nedene indirgenemeyeceğini belirterek, bu durumun biyolojik, psikolojik ve sosyal faktörlerin birleşimiyle ortaya çıkan bir süreç olduğunu vurguluyor. Bu nedenle çözümün de yalnızca aile ya da okul değil, çok disiplinli bir yaklaşımla ele alınması gerektiğine dikkat çekiliyor.
Okuyucu Yorumları 0 yorum