GÜZELYURT (İHA) - Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrıs Türk halkının bundan sonra vermesi gereken mücadelenin, Annan Planı'nın masaya getirilmesine el ve gönül birliğiyle karşı çıkma mücadelesi olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Baf Direnişi ve şehitlerini anmak için Güzelyurt'ta düzenlenen törende halka ve Türkiye'ye seslenerek, oynanan oyunlara gelinmemesi konusunda uyarılarda bulundu. Cumhurbaşkanı Denktaş, "Getirildiği taktirde, bağımsızlığımız temel yapılmadıkça bir satırını bile kabul etmeyeceğiz. Buna rağmen yeniden önümüze referandum diye koyduklarında sandıkları kırıp geçmek, bağımsızlığımızı pazarlık etmemektir. Bunu birlikte yapacağız, sizinle beraber yapacağız. Bunun için aranıza geliyorum. Bunun için bu mevkiyi bırakıyorum" dedi.
Hep birlikte ses çıkarılması durumunda herkesin Kıbrıs Türk halkını dinlemek zorunda kalacağını vurgulayan Denktaş, "Bağımsızım, hürüm" diyen insanların elinden ancak şehit edilerek bu hakların alınabileceğini belirterek, "Şehitlerimizin anlamı budur. Bu bağımsızlığa armut toplayarak gelmedik, çiçek toplayarak gelmedik. Ağlayarak, inleyerek geldik. Bütün felaketlere rağmen direnerek geldik. Direniş yasamızdır, direniş karakterimizdir, direniş geleceğimizdir. Şehitlerimize ve bu çocuklara sözümüz ve andımız budur" şeklinde konuştu.
Konuşmasının başında şehitlere seslenen Cumhurbaşkanı Denktaş, Dünya Kadınlar Günü kutlamaları için Türkiye'den gelip törene katılan kadınlara da seslenerek "Bize kuvvet verdiniz, cesaret verdiniz" dedi.
Kıbrıs Türk halkının milli mücadele yıllarında yaşadığı sıkıntıları, uğradığı baskı ve katliamları anlatan Cumhurbaşkanı Denktaş, Kıbrıs Türk halkının, o dönemde Makarios'un önerdiği azınlık haklarını kabul etmediğini anımsatarak, şehitlerin, Annan Planı'nı kabul edenlere bu azınlık haklarının niye o zaman kabul edilmediğini soracaklarını belirtti. Denktaş şöyle devam etti:
"Bu şehitler, eğer bugün Annan Planı denen rezilliği kabul edecekseniz soracaktır size 'Niye bizi feda ettiniz?'. Utanmayacak mısınız, utancınızdan boğulmayacak mısınız? Ayıplar olsun size. Türkiye'yi adadan söküp atacak, sizi olduğunuz yerlerden söküp yollara düşürecek, Rum'u içinize getirip yeniden hükümetiniz yapacak bir anlaşmaya 'Evet' diyenler yaptıkları yanlışı anlıyorlar mı, hala anlamayacaklar mı? Bayrağınız, sancağınız, şehidiniz, hürriyetiniz, istiklaliniz, bağımsızlığınız, bunları pazarlık masasına koyma hakkını kime veriyorsunuz? Bunlar pazarlık masasına konabilir mi? Bayrak, toprak bağımsızlık, Türkiye'nin Kıbrıs üzerindeki haklarını pazarlık masasına koyma hakkını kime veriyorsunuz? Verebilir misiniz? Bu şehitlere ne cevap verirsiniz?"
"UZLAŞMA VE BARIŞ İSTİYORUZ"
Konuşmasında uzlaşma ve barış istediklerini belirten Denktaş, "Uzlaşma ve barışı bozan biz miyiz? Bunca yıldır masada kafa patlatan, dirsek çürüten ben, sizlere kaç defa 'Rum Kıbrıs'ı istiyor. Uzlaşma ihtiyacı yoktur' dedim. Çünkü bugün bize 'Annan Planı'ndan başka çareniz yoktur' diyen Amerika ve İngiltere 40 yıl önce böyle bir günde Güvenlik Konseyi'nde Rumlar'a 'meşru hükümet belgesini' verdi. Bugün 'terörist' diye kovaladıkları insanların 5 beterini yapan Makarios ve avenesine, Papadopulos gibi insanlara 'meşru hükümetsiniz' dediler. O günden itibaren Kıbrıs meselesinin masada halledilmesini engellediler" diye konuştu. Denktaş, aynı ülkelerin şimdi de Rum'un "hayır" demesine hayret ettiklerini açıklamakta olduklarına işaret etti.
Denktaş, "Büyük hayal kırıklığına uğramışlar. Yalana bakın. 'Evet' demeleri için bir sebep bıraktınız mı? Kıbrıs Türkleri 'Bağımsız olamaz, egemen olamaz' diyen siz değil misiniz?" şeklinde konuştu.
Denktaş, kendisi masada Klerides'le görüşürken Avrupa Birliği'nde (AB) Verheugen'in, "Uzlaşsanız da uzlaşmasanız da Kıbrıs Avrupa Birliği'ne alınacak" diyerek Klerides'e "Sakın ola uzlaşma" mesajını verdiğini ileri sürdü.
"BAĞIMSIZLIK BİR YERİNİZE Mİ BATIYOR?"
1963-74 yılları arasındaki zor şartlarda azınlığı kabul etmeyen Kıbrıs Türkü'nün bugün bulunduğu noktanın değerini iyi bilmesi gerektiğine dikkati çeken Denktaş, şöyle konuştu:
"Soruyorum size bu bağımsızlık bir yerinize mi batıyor? Bu egemenlik sizi boğdu mu? Bolluktan sıkıldınız mı? Başınız dik, Türkiye ile Avrupa Birliği'ne girmek varken, haklarınıza ve 1960 anlaşmalarındaki Türkiye'nin haklarına sıkı sıkı bağlı kalarak, 'Biz Avrupa Birliği'ne girmeye hak kazanmış, insan haklarını savunan, demokrasiyi koruyan, uluslararası anlaşmaların yok edilmesi karşısında direnen, şehitler veren, ama boyun eğmeyen şerefli biz halkız. Rum'un azınlığı değiliz, Rum bizi temsil etmez. Rum'un Avrupa Birliği bizi ilgilendirmez. Haksızlık yaptınız, haksızlık yapmaya devam ediyorsunuz. Bu haksızlık karşısında da eğilmeyeceğiz' diyerek sesimizi yükseltmek varken, Rum tarafıyla, Amerika ve diğerleri istiyor diye Annan Planı'nı yeniden masaya getirme hakkını kime verdiniz? Böyle hak yoktur"
"AKLIMIZI KULLANARAK, ELİMİZİ VİCDANIMIZA KOYARAK"
"Bugünkü hürriyet içerisinde ve bağımsızlık zemininde Kıbrıs Türk halkına teklif edilenlere, aklımızı ve vicdanımızı kullanarak bakıp değerlendirmek yok mu? Annan Planı bize ne getiriyor?" ifadelerini kullanan Denktaş, sözlerini söyle sürdürdü:
"İçinde çok güzel şeyler varmış. O 'güzel' dediğiniz şeyleri ben koydurttum; dirsek çürüterek, kafa patlatarak ben koydurttum. Ama 'Altını oydular, altını boşalttılar, sakın kanmayın, sağlama basın. Bağımsızlığınızdan başka sağlam zemin yoktur. Bunu kaybederseniz kaybolursunuz' diyorum. Samimiyetle söylüyorum. Çünkü sizi seviyorum. Samimiyetle söylüyorum, çünkü yaptığınız fedakarlığı biliyorum. Yeniden aynı günleri yaşamamanızı istiyorum. Rum'u biliyorum. Bağımsızlığınmndeki haklarını pazarlık mızdan vazgeçerseniz, Annan Planı çerçevesinde Türkiye'yi gönderirseniz, Türkiye'nin haklarını heba ederseniz 'Suç bizde değildir, kendileri istedi, ne yapalım' diyecekler ve kısa bir zaman içerisinde 1963'te size yaptıklarının beş beterini yaptıklarında gelip sizi kurtaracak bir Türkiye de olmayacaktır."
"ANAVATANIM BİZİ BIRAKMA"
Bunları görerek ve bilerek halkı ikaz edip Türk milletine seslenmekte olduğunu da anlatan Denktaş, "Aziz milletim, sevgili Anavatanım; bizi bırakma. Bu önerilere uyma. Aldatmacadır, yalandır. Bir senedir gördünüz, vadedilenlerin hiç birini yapmadılar. Yapsalar dahi yüzlerine çalacağımız şartlara bağladılar. 'Egemenlik, bağımsızlık, ayrı devlet istememek kaydıyla size yardım yapacağız' diyorlar. Kabul ediyor muyuz? Bağımsızlıktan vazgeçerek 3 kuruş almaya boyun eğecek miyiz?" diye sordu.
Denktaş, törene katılanlardan "Hayır" cevabı gelmesi üzerine sözlerini şöyle tamamladı:
"O halde bundan sonraki mücadeleyi bilelim. Bundan sonraki mücadele, evvela Annan Planı'nın masaya getirilmemesi için el ve gönül birliğiyle mücadele etmektir. Getirildiği takdirde bağımsızlığımız temel yapılmadıkça bir satırını bile kabul etmemek, buna rağmen yeniden önümüze 'referandum' diye koydukları takdirde sandıkları kırıp geçmek, bağımsızlığımızı pazarlık etmemektir. Bunu birlikte yapacağız. Sizinle beraber yapacağız. Bunun için aranıza geliyorum. Bunun için bu mevkiyi bırakıyorum. Çünkü hep birlikte ses çıkarttığımızda göreceksiniz ki herkes bizi dinlemek mecburiyetinde olacak. 'Bağımsızım, hürüm' diyen insanın elinden bunlar ancak şehit edilerek alınır. Arkada kalanlar da bunları vermemek andını içerlerse bunlar da alınamaz. Şehitlerimizin anlamı budur. Bu bağımsızlığa armut toplayarak gelmedik. Çiçek toplayarak gelmedik. Ağlayarak geldik, inleyerek geldik. Büyük felaketlere rağmen direnerek geldik. Direniş yasamızdır. Direniş karakterimizdir. Direniş geleceğimizdir. Şehitlerimize ve bu çocuklara sözümüz ve andımız budur. Allah hepsine rahmet eylesin, arkada kalanlara sabırlar versin"
Törene katılanlar sözlerini tamamlamasının ardından Denktaş'ı alkışlarken, Dünya Kadınlar Günü etkinliklerine katılmak üzere törene katılan Türkiye Kadın örgütleri temsilcileri ise, "Türkiye seninle gurur duyuyor" sloganları attı.