HABER

Kapat

Gençlerin marka özentisi

Gençlerin marka özentisi

MERSİN (İHA) - ABD'deki Minnesota Üniversitesi'nde yapılan araştırmaya göre, ergenlik dönemindeki çocuklar, kendilerine olan güvenlerini yitiriyor ve bu yüzden değeri yüksek marka kıyafetler istiyor. Uzmanlar, yaptıkları araştırmalarda özellikle ergenliğe giren çocukların kendilerini çok değersiz hissettiklerini ve bu yüzden açığı marka kıyafetlerle kapatmaya çalıştıklarını söylüyor.

Mersin Üniversitesi (MEÜ) Fen-Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü Araştırma Görevlisi Dr. Kadir Çakır, ergenlerin kendilerini güvensiz hissetmelerinin normal olduğunu ve bu nedenle araştırma sonuçlarının gayet doğal olduğunu söyledi. Ergenliği boy uzunluğundan sesin kalınlaşmasına kadar sayısız fiziksel ve cinsel gelişimleri kapsayan, hızlı bedensel değişimlerin olduğu bir gelişim dönemi olarak tanımlayan Çakır, ortalama 11 yaş civarı ortaya çıkmaya başlayan bu değişimlerin ergenlerin kendilerini sıkıntılı ve beceriksiz hissetmelerine, sık sık karmakarışık duygular yaşamalarına neden olduğunu ifade etti. Bunun sonucunda ergenlerin kendileri hakkında daha duyarlı ve takıntılı derecede ilgili olmaya başladıklarını belirten Çakır, "Çoğunlukla 'Ben normal miyim?' tarzında sorular ergenlerin zihinlerini meşgul eder. Bu soru, sosyal ortamlara katıldıkça, yeni ilişkiler kurdukça, özellikle ergenin karşı cinsle olan ilişkilerinde, daha rahatsız edici hale gelebilir. Ergen gülüşmeden, kızarmadan, terlemeden ve titremeden kendisini ifade etmeyi öğrenmek durumundadır. Doğal olarak böyle bir durumda ergenlerin kendilerine olan 'güven duygusu' da oldukça kırılgan olacaktır" dedi.

Ergenlerde yaygın olarak rastlanan "Düşsel seyirciler" kavramına değinen Çakır'a göre, ergenler yaşamakta oldukları bedensel ve cinsel değişimler sonucunda yanlış, daha doğrusu abartılı bir biçimde; çevrelerindeki insanların kendilerine odaklandıklarını, sürekli görünüşlerini ve davranışlarını incelediklerini düşünmeye başladıklarını vurguluyor. Ergenlerin değişik sosyal ortamlarda sürekli gözleniyorlarmış hissine kolaylıkla kapılabildiklerini ifade eden Çakır, "Ergen, bir yandan bu ürünlere atfettiğimiz iyi ve kaliteli imajı ile özdeşleşirken, bir yandan da bu tarz ürünlere ulaşabilmesinin sağladığı ayrıcalık ve üstünlük duygusunu yaşar. Dolayısıyla iyi, kaliteli ve ayrıcalıklı hissetmelerine yardımcı olan yüksek değerli markalı ürünler, ergenlik döneminde kendilerini çok değersiz hisseden bireyler için deyim yerindeyse bir panzehir işlevi görebilir" diye konuştu.

Kadir Çakır, reklamların ergenleri olduğu kadar çocuk ve yetişkinleri de etkilediğini söyledi. "Kabul edelim veya etmeyelim günümüzde ekonomik sistemin işleyişi bunun üzerine kurulu" diyen Çakır, bir kişinin kendine özen göstermesinin, imkanı oranında iyi ve kaliteli ürünleri tercih etmesinin gayet doğal ve olumlu bir tutum olduğunu, sadece görünüşe odaklanıp insanların kendilerini markalar üzerinden ifade etmeye başlamasının ise insanları birbirilerine ve kendilerine yabancılaştırdığını belirtti. Çakır, görünüş üzerinden anlık durumlar için güçlendirmeye çalışılan güven duygusunun da orta ve uzun vadede iyice yitirilebildiğini ifade etti. Ürünün iyi, dayanıklı ve yakışır olmasından daha çok o markanın kendisine sahip olma isteğinin insanlarda daha da arttığını kaydeden Çakır, şöyle konuştu:
"Firmaların ürünlerine kendilerini belli edecek amblem ve işaret koymaları bu yöndeki tutum ve davranışları teşvik edici bir etki yapmakta. Bu durum o hale geldi ki, maliyetinin çok çok üzerinde satılan ürünler sırf adı yüzünden dünyanın birçok yerinde kapışılır oldu."

AİLELER NASIL BİR TUTUM İZLEMELİ? Ebeveynlerin kitap okuma ve sigara içmeme gibi, ergenlerden bekledikleri yönde davranışlar sergilemesi gerektiğini söyleyen Çakır, astarı yüzünden pahalıya gelen ürünlerle dolaplarını donatıp sonra alışverişte çocuklarının tercih ettikleri ürünleri eleştirmenin pek bir yararı olmayacağını belirtti. Çakır, bu tür davranışları sergileyecek maddi imkanı olmayan ailelerin ise, bu yöndeki tutumlarını evdeki sohbet ortamında farkında olarak veya olmayarak dile getirmelerinin ergenleri etkilemeye yetebildiğini
ifade etti. Anne ve babalara çocuklarının "Kendilik değerini" artırmada önemli roller düştüğünün altını çizen Çakır, bu konuda her ailenin uygulayabileceği en temel yaklaşımın, ergen yaştaki çocuklarını anladıklarını, en azından anlamaya çalıştıklarını göstermeleri olduğunu kaydetti. Ailelerin çocuklarının özellikle kendileriyle ilgili konularda duygu ve düşüncelerini ifade etmelerine imkan tanımasının büyük önem taşıdığını belirten Çakır, çocukların her istediğini yapmanın, onların sorunlarına ortak olmak veya sorunlarını çözmek anlamına gelmediğini dile getirdi.

Duygu ve düşüncelerine kulak verilmesinin bile ergenin 'O aile içinde varlığının bir değeri olduğu ve kendisine saygı duyulduğu' hissi uyandırmasına yardımcı olduğunu bildiren Çakır, şunları söyledi:
"Aileler olanakları ölçüsünde çocuklarının spor ve sanat faaliyetlerine katılımını desteklemeli ve teşvik etmelidirler. Hatta hayvan besleme veya herhangi bir nesnenin koleksiyonunu yapmak gibi hobilere de bu açıdan bakılmalıdır. Bu tür faaliyetler ergenlerin kendilerini gerçekleştirmelerine ve güven duygularını artırmalarına anlamlı ölçüde katkı yapacaklardır. Başta anne ve babalar olmak üzere insan ilişkileri üzerine yeniden düşünmek, daha doğrusu kendimize sık sık bu konularda hatırlatmalar yapmak ve yeri geldikçe bunları çocuklarımızla paylaşmak gerektiğini belirtmek isterim. İster iş hayatında olsun, ister sosyal yaşantılarımızda, ilk veya kısa karşılaşmalarda dış görünüşün etkisi yadsınamaz. Eğer sağlıklı, kalıcı ve psikolojik açıdan doyum sağlayıcı ilişkiler kurmak istiyorsak, ki bu hepimizin insani bir ihtiyacıdır, nasıl biri olduğumuz yani kişiliklerimiz önem kazanır. Özetlemem gerekirse, bir atasözünde belirtildiği gibi; insan dışıyla ağırlanır, ama içiyle uğurlanır."

YORUMLARI GÖR ( 0 )

En Çok Aranan Haberler

Kapat