
Doktordayken, öğretmeniyle görüşürken, hatta arkadaş ortamında bile çocuğunuzun yerine siz cevap veriyorsanız burada bir sorun var demektir. Elbette bazı çocuklar daha çekingen olabilir ama sürekli onun adına konuşmak, zamanla kendi fikirlerini geliştirmesini zorlaştırabilir. Çünkü çocuk, “Nasıl olsa biri benim yerime hallediyor.” düşüncesine kapılır. Bir noktadan sonra kendi fikrini ifade etmek yerine geri planda kalmayı seçebilir.


Düşmesin, üzülmesin, hata yapmasın, morali bozulmasın… Bunlar iyi niyetli düşünceler olsa da olumsuz sonuçlar doğurabilir. Çünkü çocuk hayatın toz pembe bir alan olmadığını er ya da geç öğrenecek. Sürekli başarısızlıktan korunmaya çalışılan çocuklar, hata yapmayı korkunç bir şey gibi görebilir. Bu da risk almayan, denemekten çekinen ve mükemmeliyetçilik baskısıyla yaşayan bireyler yaratabilir.

Anne baba olmak demek aynı zamanda evhamlı da olmak demek ama dozunu iyi ayarlamak gerekiyor. Çocuğa bir alan bırakmadan onu sürekli denetlemek olumsuz etkiler yaratabilir. Her mesajı bilmek, her arkadaşlığı incelemek, her planı yönetmek çocukta güvensizlik hissi yaratabilir. Çünkü verilen gizli mesaj şu olur: “Sen doğru karar veremezsin!” Bu da bağımsızlık konusunda gelişmesini engelleyebilir.



Hangi kursa gidecek, hangi hobiyi sevecek, hangi alanda başarılı olacak… Bunların hepsi sizden çıkıyorsa çocuk kendi kimliğini keşfetmekte zorlanabilir. Çünkü bir insanın özgüveninin gelişebilmesi için kendi tercihlerini yapabiliyor olmalı. Sürekli yönlendirilen çocuklar ya aşırı bağımlı hale gelir ya da bir noktada sert şekilde isyan eder.

İyi ebeveyn olmak her şeyi kontrol etmek demek değil, bazen geri çekilip çocuğun kendi deneyimlerini yaşamasına da izin vermek gerekiyor. Çünkü özgüven; küçük mücadeleler, denemeler, hatalarla büyüyor. Kısacası mesele çocuğun önündeki tüm engelleri yok etmek değil, o engellerle mücadele edebilecek güce sahip olmasını sağlayabilmek.