Çay, pek çok kişinin güne başlarken veya gün içinde dinlenmek için tercih ettiği içeceklerin başında geliyor. Nöroloji uzmanları, bazı poşet çayların sıcak suya mikroplastik ve nanoplastik salabileceğini belirterek tüketicilerin ürün etiketlerini kontrol etmesini öneriyor.
JFK University Medical Center'da endovasküler cerrahi nöroloji direktörü ve Hackensack Meridian School of Medicine'da yardımcı doçent olan Dr. Haralabos Zacharatos, beyin sağlığının hem genetik özelliklerden hem de günlük yaşam alışkanlıklarından etkilendiğini belirtiyor. Uzman, çevresel koşulların ve gündelik ürünlerin de vücudun çeşitli kimyasallara ve mikroplastiklere maruz kalmasında rol oynayabileceğini ifade ediyor.
Nöroloji ve uyku tıbbı uzmanı Dr. Smita Patel'e göre mikroplastikler ve nanoplastikler; gıdalarda, içme suyunda ve beyin dahil olmak üzere insan dokularında tespit edilmeleri nedeniyle bilim dünyasının dikkatini çekiyor. Bu parçacıkların vücuda nasıl girdiği, ne kadar süre kaldığı ve sağlığı hangi ölçüde etkilediği konusunda araştırmalar devam ediyor.
Özellikle file dokulu veya piramit şeklindeki bazı çay poşetleri naylon ya da polietilen tereftalat (PET) gibi plastik malzemelerden üretilebiliyor. Kağıt olarak tanıtılan bazı poşetlerde de poşetin sıcak suda dağılmasını önlemek veya kenarlarını bir arada tutmak amacıyla polipropilen gibi polimerler kullanılabiliyor.
Bu nedenle bir poşet çayın kağıt görünümünde olması, tamamen plastik içermediği anlamına gelmiyor. Plastik malzeme yalnızca poşetin kenarlarında değil, kağıt yapısının içinde de bulunabiliyor.
Poşet çayın kaynama noktasına yakın sıcaklıktaki suya bırakılması, kullanılan malzemeye bağlı olarak mikroplastik ve nanoplastik parçacıkların içeceğe geçmesine neden olabiliyor.

McGill Üniversitesi araştırmacılarının 2019 yılında Environmental Science & Technology dergisinde yayımladığı bir çalışmada, 95 derece sıcaklıktaki suda bekletilen tek bir plastik çay poşetinin yaklaşık 11,6 milyar mikroplastik ve 3,1 milyar nanoplastik parçacığı açığa çıkarabileceği bildirildi.
Ancak bu yüksek rakamlar bilim dünyasında tartışma konusu oldu. Haberde görüşlerine yer verilen uzmanlar, farklı bilimsel değerlendirmelerin çalışmada bildirilen miktarları sorguladığını vurguluyor.
Çaya geçen parçacık miktarı; poşetin üretildiği malzemeye, suyun sıcaklığına ve demleme süresine göre değişebiliyor. Dolayısıyla söz konusu rakamları bütün çay poşetleri için geçerli kabul etmek doğru değil.
Mikroplastiklerin insan beynine etkileri, bilim insanlarının araştırdığı konular arasında yer alıyor. Dr. Patel, hayvanlar üzerinde yapılan bazı çalışmaların çok küçük plastik parçacıklarının beynin koruyucu bariyerlerini aşabileceğini, iltihaplanmayı tetikleyebileceğini ve hücrelerin işleyişini bozabileceğini düşündürdüğünü belirtiyor.
Ancak hayvan çalışmalarında gözlemlenen bu etkiler, günlük yiyecek ve içeceklerden alınan mikroplastik miktarlarının insan beynine zarar verdiğini kanıtlamıyor.
2025 yılında Nature Medicine dergisinde yayımlanan bir otopsi çalışmasında da insan beyin dokularında plastik parçacıkları tespit edildi. Araştırmada, demans tanısı bulunan kişilerin örneklerinde daha yüksek konsantrasyonlar bildirildi.
Bununla birlikte çalışmanın ölçüm yöntemleri sorgulandı ve bulguların neden-sonuç ilişkisi kurmak için yeterli olmadığı belirtildi. Demansla ilişkili beyin değişikliklerinin, parçacıkların beyne girişini veya vücuttan uzaklaştırılmasını etkileyebileceği ihtimali de bulunuyor.
Bu araştırma, mikroplastiklerin Alzheimer hastalığına neden olduğunu veya poşet çay tüketiminin demansla bağlantılı olduğunu göstermiyor. Bu konuda kesin sonuçlara ulaşmak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyuluyor.

Uzmanlara göre mikroplastik maruziyetini azaltmanın yollarından biri, plastik içerebilen çay poşetleri yerine dökme çay kullanmak.
Baş ağrısı tıbbı ve genel nöroloji uzmanı Dr. Peter Josef Struck, dökme çayın paslanmaz çelik süzgeçle veya cam ya da seramik demlikte hazırlanmasını öneriyor. Bu yöntem, çay poşetinden kaynaklanabilecek plastik maruziyetini azaltmaya yardımcı olabilir.
Poşet çay kullanmayı tercih edenlerin ise ürün etiketlerini dikkatle incelemesi gerekiyor.
Uzmanlar özellikle şu malzemelere dikkat çekiyor:
Naylon veya poliamid: Bazı file ve piramit biçimli poşetlerde kullanılabiliyor.
PET veya polyester: Plastik çay poşetlerinin üretiminde yer alabiliyor.
Polipropilen (PP): Bazı kâğıt poşetlerde kenarları birleştirmek veya dayanıklılığı artırmak için kullanılabiliyor.
Ambalajda yalnızca “kağıt” veya “plastiksiz” ifadesinin bulunması her zaman yeterli olmayabilir. Poşetin tamamının hangi malzemelerden üretildiğini kontrol etmek, bilgi net değilse üreticiye danışmak daha doğru bir yaklaşım olabilir.