İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) yönelik davada sanıkların çapraz sorgusu sırasında dikkat çeken bir tartışma yaşandığı aktarıldı. Murat Ongun ile Cüneyt Yakut arasında başlayan sözlü gerilim, rüşvet ve şirket ilişkilerine yönelik iddialarla büyüdü. Tartışmaya Medya A.Ş. Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker'in de dahil olduğu belirtildi.
"BEN KONUŞURSAM SENİN İÇİN ZOR OLUR!"
Duruşmada Murat Ongun'un, Cüneyt Yakut'a reklam sektöründeki faaliyetleri, şirket ilişkileri ve ihaleler hakkında sorular yönelttiği aktarıldı.
Yakut'un sorulara toplu yanıt vermek istemesi üzerine ikili arasında şu diyalog yaşandığı öne sürüldü:
Cüneyt Yakut: "Bütün sorularınızı sorun heyete, heyet bana sorsun. Toplu cevap vereceğim."
Murat Ongun: "Toplu cevap zor olur senin için ya, o yüzden."
Cüneyt Yakut: "Murat Ongun, ben burada konuşursam senin için zor olur!"
Murat Ongun: "İstediğini konuşabilirsin, senden çekinecek bir halimiz yok!"
Duruşmanın en dikkat çeken anlarından biri ise Cüneyt Yakut'un Murat Ongun'a yönelik rüşvet suçlaması oldu.
Yakut'un, Ongun ve Emrah Bağdatlı'nın reklam sektöründe usulsüz bir düzen kurduğunu iddia ederek şu ifadeleri kullandığı aktarıldı:
"Emrah Bağdatlı ile beraber dönüp bir düzen kurdu. Sektörü haraca bağladı! Alt faturalar geldi, paraları indirdiler. Acarkent'te nasıl oturuyor? Murat Ongun'un odasına bizzat gidip zarf içinde 10 milyon liralık çek teslim ettim!"
Yakut'un ayrıca söz konusu iddiasına ilişkin belgeleri mahkemeye yazılı olarak sunacağını söylediği belirtildi.
MEDYA A.Ş. GENEL MÜDÜRÜNDEN SERT TEPKİ: "AYIP DEĞİL Mİ BİZE?"
Duruşmada söz aldığı aktarılan Medya A.Ş. Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker'in açıklamaları da dikkat çekti.
Türker, görev yaptığı dönemde alt yüklenici şirketlerle ilgili denetimler gerçekleştirdiklerini, bu süreçte Cüneyt Yakut'un şirketiyle bağlantılı faturalar tespit ettiklerini öne sürdü.
Söz konusu şirket ilişkilerini Murat Ongun'a sorduğunu ancak kendisinden olumsuz yanıt aldığını iddia eden Türker'in şu ifadeleri kullandığı aktarıldı:
"O dönem bizzat Murat Ongun'a gittim, 'Bu adamı tanıyor musunuz?' dedim. Bana 'Hayır, tanımıyorum' dedi! Halbuki gayet iyi tanıyormuş!"
Türker'in açıklamalarının devamında ise şu sözleri söylediği öne sürüldü:
"Biz 19 aydır tek bir kuruşa leke sürmeden cezaevinde yatıyoruz! Murat Bey, size gerçekten gönül koyuyorum. Arkada siz böyle işler yapıyordunuz da bizim haberimiz yok muydu? Ayıp değil mi bize!"
MAHKEME SALONUNDA GERİLİM TIRMANDI! DURUŞMAYA ARA VERİLDİĞİ ÖNE SÜRÜLDÜ
Cüneyt Yakut'un tutuklu yargılanan diğer sanıkların yaşadığı zorluklara da değinerek sert ifadeler kullandığı aktarıldı.
Sanıklar arasındaki tartışmanın büyümesi üzerine mahkeme başkanının duruşmaya ara verdiği ifade edildi.
"Ben geçmişte Rusya'da inşaat işiyle uğraştım. O vesileyle birkaç tane Rus arkadaşım olmuştu. Yaklaşık üç yıl önce onlardan biri beni aradı. Bir Rus'un burada bir arazi aldığını, evini yaptırmak istediğini söyledi. İşim nedeniyle kendileriyle görüştüm. Birileri anladığım kadarıyla herhalde kandırmıştı. Kendilerini işte beş kat yukarı çıkarsın, üç kat aşağıya çıkarsın diye. Bunun Boğaziçi İmar’da olmayacağını belirttim. Ancak basit onarımla evde ufak tefek büyütmeler, değişiklikler yapılabileceğini bildirdim kendilerine. Bu vesileyle elçim Bey'le randevu aldım, o zamanki Boğaziçi İmar müdüründen. Kendisine Ruslarla beraber gittik. İşte böyle böyle bir proje yapmak istediğimizden bahsettik. Kendisi bunun mümkün olmadığını bildirdi ve herhangi bir şey yapılırsa da yıkacağını bildirdi bize. Ayrıldık oradan. Daha sonra sektörü bildiğim için Mimar Fuat Bey, uzun zamandır, 30-40 yıl Boğaziçi İmar'a çalıştığından beri Boğaziçi İmar'da iş yapan bir mimar abimiz. Ona rica ettim. Yakup Bey'le beni tanıştırdı. Yakup Bey'le tanıştıktan sonra da döndü bir para da bir pazarlık edildi.
Bir parada anlaştım basit onarım izni için. Döndü bu parayı verdim kendisine. Daha doğrusu kendisine değil de şahsına vermedim. Verdiği numaradan bir numaranın beni arayacağını, parayı alacağını söyledi. Parayı verdim kendisine. Daha sonra aradan 7-8-10 ay geçtikten sonra yapı bir korunun içerisindeydi aslında. Dışarıdan çok görünen bir yer değildi. Herhalde şikayet oldu diye düşünüyorum. Şikayet olunca da Boğaziçi İmar gelip bütün yapıyı yıktılar. Ondan 15-20 gün sonra akşam herkese tekrar Elçin Bey'le tesadüfen karşılaştım. Kendisine, ya abi hani bu kadar tamam yıktınız da bu kadar yıkmasaydınız, o da işte. Ya ben sana en başta bu işin olmayacağını, niye bu işleri yaptın, karşılıklı böyle bir gönül kırıldı, ne oldu, ayrıldık. Daha sonra savcılık beni davet etti. Yakup Bey'in itirafçı olduğunu, bütün benden ne kadar para aldığını olayı vesaire anlattı. Ben de aynen olanı olduğu gibi kabul ettim. Zaten Boğaziçi istasyonumuz vesaire hepsini gösterdiler savcılıkta. Konu kısaca bundan ibaret. Yurt dışı çıkış yasağımın kaldırılmasını ve beraatimi talep ediyorum başkanım.
Mahkeme başkanı: Yakup Öner'le olan görüşmenizde konuşma aranızda para olarak mı geçti? Yoksa bir kreş teklifi olarak mı geçti? Yakup Öner geçen burada aldığımız savunmasında kreş olarak dedi.
Cüneyt Yakut: Yani çok konuşmanın detayını hatırlamıyorum ama bir kreş lafıyla geçmiş olabilir. Daha çok para üzerine geçti. Zaten her oturmamızda Yakup Öner bütün belediyeyi yöneten bir Yakup Önermiş gibi öyle bir imaj veriyordu kendisi. Sağ olsun geçen de burada kendisi bilmiyorum burada mı? Arkamdan iş takipçisi gibi laflar söylemiş. İş takipçisi kendisidir. Para verip iş takip ettirdiğim bir adamdır kendisi. Dolayısıyla kreşi hatırlamıyorum ama ayrıca 700 bin dolar değil, 1 milyon 200 bin dolar verdim kendisine. Onun ifade ettiği gibi değil.
Mahkeme başkanı: Tek seferde mi verdiniz bu parayı?
Cüneyt Yakut: Birkaç parçada verdim.
Mahkeme başkanı: Nerede teslim ettiğinizi hatırlıyor musunuz bu parayı?
Cüneyt Yakut: Efendim parayı açıkçası sadece bir tanesini ben gelen arkadaşlara teslim ettim. Acil bir durum vardı. O bulunduğum yere gelip verdiler. Diğerlerini muhasebecilerim üzerinden gönderdim. Birebir ben vermedim.
Elçin Karaoğlu ile olan görüşme nasıl gerçekleşti?
Mahkeme başkanı: Cüneyt Yakut: Ben inşaatçıyım. Yıllardır Boğaziçi İmar’da iş yapıyorum. Asistanına şey gönderdim.
Müdürlerimizden birini gönderdim. İşte bir iş yapmak istediğimizi, Boğaziçi İmar’da bir işimiz olduğunu kendisinden randevu talep ettik. Başlarda verme diyor randevuyu. Galiba bir milletvekili ile de aratmış olabilirim. Ama daha sonra asistanı vasıtasıyla bize randevu geldi. Gidip görüştük.
Mahkeme başkanı: Ne gerçekleşti görüşmede?
Cüneyt Yakut: Görüşmemizde biz projemizi götürmüştük. Projeyi açtık.
Mahkeme başkanı: Talebinizi söylediniz.
Cüneyt Yakut: Talebimizi söyledik. Allah razı olsun Elçin Bey zaten yapı itibarıyla hani duvara çivi çaksak çakma, o moddaydı biraz. Biraz da tersledi bizi gönderdi açıkçası.
Mahkeme başkanı: Yapmadı yani.
Cüneyt Yakut: Yok yok tersledi. Çıkma zaten. Yapı merkezindeki daha sonraki görüşmemizde de öyle hoş bir konuşma olmadı aramızda. Çünkü gerçekten hani eski yapının tamamını yıktı neredeyse.
Duruşma savcısı: Cüneyt bey, bu yapının resmi sahibi Boris Borisenko’yu tanıyor musunuz?
Cüneyt Yakut: Şahsen tanımıyorum.
Duruşma savcısı: Bu söz konusu parayı kimden aldınız peki?
Cüneyt Yakut: Genel inşaat işi almıştım ben orada. İnşaatı yaparken onlardan aldım. Ama çoğu bana zaten dövizci vasıtasıyla getirdi insanlar. Yani birileri getirdi ofisime parayı.
Duruşma savcısı: Kaç para verdiniz peki toplam olarak?
Cüneyt Yakut: 1 milyon 200 bin dolar civarı.
Duruşma savcısı: Kaç seferde verildi bu para?
Cüneyt Yakut: Para üç dört seferde verilmiştir.
Duruşma savcısı: Bir ifadeniz daha var. O ifadede tarihini gerçi göremedim de. İlk ifadeniz daha doğrusu. Orada Murat Ongun'la ilgili alıntılarınız var. Murat Ongun'u tanır mısınız?
Cüneyt Yakut: Tanırım.
Duruşma savcısı: Nereden tanıyorsunuz? Sektörel mi yoksa?
Cüneyt Yakut: Yani sektörel.
Duruşma savcısı: Emrah Bağdatlı’yı?
Cüneyt Yakut: Tanırım.
Duruşma savcısı: Emrah Bağdatlı ile Murat Ongun arasında nasıl bir ilişki vardı?
Cüneyt Yakut: Yani nasıl bir ilişki varken derken biraz ast üst ilişkisi gibiydi.
Duruşma savcısı: Tamam. Murat Ongun'a operasyon öncesi gittiğinizde Emrah'ın yaptığı usulsüzlükleri anlatmışsınız
ifadenizde. Bahsetmişsiniz.
Cüneyt Yakut: Orada Emrah'ın yaptığı usulsüzlükler derken gidip orada Emrah'ın şikayette bulunması Emrah'ı. Zaten Emrah o tarihte yoktu yanılmıyorsam.
Duruşma savcısı: Ne ile ilgili şikayette bulundunuz?
Cüneyt Yakut: Genel Emrah'ın iş yapış tarzıyla alakalı. Çok paragözdü. Onunla ilgili.
Duruşma savcısı: Paragözden kastınız hani firmalardan belli talepleri mi vardı yoksa?
Cüneyt Yakut: Vardı tabii. Birkaç tane iş yapmıştık. Onunla ilgili birkaç talebi olmuştu.
Duruşma savcısı: Neye ilişkin talep bunlar?
Cüneyt Yakut: Yani elden bir para olmadı. Fatura gönderiyordu. O faturalar ödeniyordu.
Duruşma savcısı: Bu belediyeden alınan işlere binaen mi yoksa?
Cüneyt Yakut: Bir kısmı belediyeden alınan işlere binaen çoğu.
Duruşma savcısı: Yine Kaan Sürmegöz'den bahsetmişsiniz. Sürekli Kaan Sürmegöz'e yönlendirirdi Murat Ongun'dan bahsederken. Kaan Sürmegöz'e niye yönlendirdiniz süreçlerle ilgili?
Cüneyt Yakut: Ya bir iş takip ediyordu. Yanılmıyorsam İTÜ’de reklam koyma işiydi. Tam hatırlayamıyorum. Gittim ama Kaan Sürmegöz'le herhangi bir ilerleme kaydedemedik.
Duruşma savcısı: Tamam. Yine Murat Gülibrahimoğlu'ndan bahsetmişsiniz. Kendisi hakkında bilginiz var mı?
Cüneyt Yakut: Kendisi arkadaşım, sosyal arkadaşım. İş yapmışlığım yok.
Duruşma savcısı: Döküm sahası olduğunu bilirim şeklinde beyanınız var. Bu döküm sahası Cebeci mi yoksa başka bir yerde mi?
Cüneyt Yakut: Pardon duyamadım.
Duruşma savcısı: Bu Murat Gülibrahimoğlu'nun döküm sahası olduğunu bilirim demişsiniz. Bu döküm sahası neredeydi bilginiz var mı?
Cüneyt Yakut: Bir kere ziyaretine gitmiştim. Uzak bir yerdeydi herhalde Kilyos diyesim geliyor denizin önünde.
Murat Ongun: Anladığım kadarıyla inşaatçısınız, siz?
Cüneyt Yakut: Reklam işi yapıyorum, doğru.
Murat Ongun: İnşaat reklam devam ediyor mu? 2006'da falan?
Cüneyt Yakut: Ufak tefek. 2006'da büyük şirket, havalimanı şirketinde.
Murat Ongun: Tamam. Peki, tüm işlerde bu reklam faaliyetlerinizin gelir portföyünüzdeki oranı, yeri nedir? Değerli bir rakam mıdır?
Cüneyt Yakut: Burada aldığım konuyla ne alakası var?
Murat Ongun: Yanıt vermeyeceksen yanıt vermeyeceksin. Ne alakası var derken, reklamla ilgili beyanlarınız var. Ona müteakip soruyorum.
Cüneyt Yakut: Küçük bir kısmı, yüzde on.
Murat Ongun: Bir şey öğrendiniz, ne alakası var diye. Her gelen onu söylüyor yani. Yüzde on. Peki, Kültür ve Medya AŞ'den kaç ihale kazandınız?
Cüneyt Yakut: Üç dört tane.
Murat Ongun: Hangileridir? Bir de tarihsel olarak da soruyorum. Bizim dönemde soruyorum daha doğrusu.
Cüneyt Yakut: Tarihsel olarak hatırlamıyorum, üç dört tane.
Murat Ongun: Bizim dönemde.
Cüneyt Yakut: Sizin dönemde.
Murat Ongun: Hangisi Kültür?
Cüneyt Yakut: Pardon bir tane Adem Medya'dan aldım. Yaklaşık 50-60 milyonluk bir ihale var. Diğerleri küçük, 2-3 milyonluk.
Murat Ongun: Yani parapet ihalesi gibi ihale mi kastediyorsunuz?
Cüneyt Yakut: İhalesi değil, hayır. Yapım, çekim, medya çekimi vesaire gibi.
Murat Ongun: Şimdi bu Medya AŞ'den aldığınız ihale, 2024 başında kendi firmanızla girmiyorsunuz, Aden firmasıyla
giriyorsunuz. Doğru mu?
Cüneyt Yakut: Doğru.
Murat Ongun: Aden firmasının sahibi de Kerem Dal. O da sanık dosyası bu doğru mu?
Cüneyt Yakut: Hayır.
Murat Ongun: Kimin Aden?
Murat Ongun: Ticaret Sicile baktım da Kerem Dal değil.
Cüneyt Yakut: Eski sahibidir Kerem Dal. Açık devraldı.
Murat Ongun: Polisteki ilk soru tutanaklarına de Sayın Başkanım Aden firmasının Kerem Dal üzerine ait olduğunu görebilirsiniz. Benim kaynağım Türk polisi.
Cüneyt Yakut: Efendim bu konuda polis gözaltına aldı. Aden firmasının tutuklanmak üzere Sulh Ceza Mahkemesine gönderildi ve serbest kaldı.
Murat Ongun: Şunu sormak istiyorum. O zaman şunu öğrenelim. O Aden, siz hayatınızda film çekimi yaptınız mı, prodüksiyon işi? Bilir misiniz bu sektörü?
Cüneyt Yakut: Şimdi konumuzla ne alakası var Murat Bey? Ya da toplu sorun sorularınızı heyete ben heyete cevap vereyim. Buyurun.
Murat Ongun: Sayın Başkanım, senin beyanını okuyorum. Ben diyor Medya AŞ'den arkadaşımın üzerine kayıtlı Aden firmasıyla 30 milyon liralık iş aldım. Ben bu işin ancak yüzde 20'sini yapabildim diyor. Yani 6 milyonluk bir kısmını yapabiliyor. Ben diyor bu işi alınca diyor Emrah Bağdatlı yanıma geldi diyor geldi. Bu işi bizimkiler yapsın dedi diyor. Orada 7-8 tane firma adı söylüyor. Şimdi ben o firmaların, mesela Barakalar orada, Hasan Yalaz burada sanıktı, siz de tanıdınız. O firmaların hepsi film prodüksiyon yapan firmalar. Beyefendi reklam ve inşaat yaptığını söylüyor. Ben de doğal olarak kendisine film çektin mi diyorum. Prodüksiyon işini bilir misiniz diyorum.
Mahkeme başkanı: Evet soruyu anladık mı?
Cüneyt Yakut: Bilirim efendim.
Murat Ongun: Yaptınız mı hiç?
Cüneyt Yakut: Yaptım.
Murat Ongun: Hangi firma
Cüneyt Yakut: 96 yılından bundan beridir bu sektördeyim efendim ben.
Murat Ongun: Sektör çok geniş. Ben sadece film çektiniz mi yaptınız mı diyorum. Yani bu durumda şöyle bir şey olabilir. İhaleye girme yeterliliğiniz vardır, kazanırsınız ama o ihalenin gerekliliğinin hepsini yapamayacaksınızdır. Birilerinden yardım
istemiş olabilirsiniz. Yani Emrah'la da çalışmış olabilirsiniz. O da.
Cüneyt Yakut: Şimdi burada ben bunun için gelmedim. Bütün sorularınızı sorun heyete. Heyet bana sorsun, cevap vereceğim. Toplu cevap vereceğim.
Murat Ongun: Toplu cevap zor olur senin için ya o yüzden.
Cüneyt Yakut: Murat Ongun ben burada konuşsam senin için zor olur.
Murat Ongun: İstediğini konuşabilirsin benim için. İstediğini konuşabilirsin.
Cüneyt Yakut: Gerek yok.
Mahkeme başkanı: Siz soruları sorun biz yöneltelim.
Murat Ongun: Senden çekinecek bir halimiz yok, merak etme yani.
Mahkeme başkanı: Soruyu soralım.
Murat Ongun: Emrah Bağdatlı ile ihaleyi kazanmadan önce mi irtibatın oldu yoksa ihaleyi kazandıktan sonra mı iş birliği yaptınız?
Mahkeme başkanı: Evet. Emrah Bağdatlı ile iş birliğiniz var mıydı?
Cüneyt Yakut: Vardı efendim.
Mahkeme başkanı: İhaleyi kazanmadan önce mi sonra mı?
Cüneyt Yakut: Hatırlayamıyorum efendim.
Mahkeme başkanı: Evet, sıradaki soruyu alalım.
Murat Ongun: Şimdi Emrah Bağdatlı'ya beyanında değerli başkanım belediyede çok güçlü olduğunu gördüğüm için diyor birlikte oldum çalıştım diyor. Sonra ifadesinin devamında da sonra da İsbak'tan bir başka iş aldım diyor. Bu iş de Emrah sayesinde mi alındı?
Cüneyt Yakut: Evet.
Murat Ongun: Hangi işti?
Cüneyt Yakut: İşlerin detaylarını hatırlamıyorum. 3-4 milyonluk bir işti.
Murat Ongun: Yine film prodüksiyon işi miydi?
Cüneyt Yakut: Benzer işler.
Murat Ongun: Ama Emrah sayesinde aldığınız iş için ifadenizde diyorsunuz ki ben bu işi alınca da Emrah yanıma geldi. Bunu da biz yapalım deyince rahatsız oldum bıraktım.
Cüneyt Yakut: Tamam. Emrah avukatımız arkadaşım. Sorunu sor. Seninle alakalı bir soru varsa cevap vereyim.
Murat Ongun: Senin arkadaşın değilim bir. Tamam.
Cüneyt Yakut: İstediğini sor. Emrah'la ilgili sorma. Seninle ilgili bir şey varsa sor burada.
Murat Ongun: Soruyorum. Ben niye Emrah'a adattı? Emrah'a adattı söylemiyor, bana bağlayarak söylüyor.
Mahkeme başkanı: Şimdi soruyu kayda geçmesi açısından soruyorum. Sen cevap vermek istersen verirsin. Bu soruyu niye sordun? Bununla seninle ne ilgisi var? farklı şeylere geçme.
Murat Ongun: Sayın başkanım dediğiniz gibi iddianamede Emrah Bağdatlı bana bağlı özel üye olmakla suçlanıyor. Burada duruşmanın başından beri de Emrah nefes alsa bana bağlanıyor. Bu arkadaş da Emrah'ı anlatırken Murat Ongun, demin de alt üst ilişkisi diyen birisi. Niye çok sıra dışı bir şey soruyormuşum gibi tavır yapılıyor onu anlamadım.
Mahkeme başkanı: Soralım sorumuzu.
Murat Ongun: Yani kabadayılığa da pabuç bırakacak halimiz yok.
Mahkeme başkanı: Murat Ongun bunu burada kimse yapamaz bu işi sorumuzu soralım.
Murat Ongun: Peki. Biraz evvel kardeşinize sordum ama kendisi bilemedi. Size sormamız gerektiğini söyledi. Ben de avukatımdan öğrendim. Cezaevine giriş tarihiniz Mart 2024, çıkış tarihi de Eylül 2024 mü? Sayın Başkanım, öyle miymiş acaba?
Cüneyt Yakut: Hatırlamıyorum efendim.
Murat Ongun: Nasıl anlamadım?
Cüneyt Yakut: Hatırlamıyorum.
Murat Ongun: Peki. Biraz evvel savcım da sordu. Ama önemli yani. Çünkü tek ifadesi bu bu konuda. Emrah'ın yaptığı usulsüzlükleri anladım. Operasyondan 5-6 gün önce Murat Ongun'un yanına gittim. Emrah'ı şikâyet ettim. Kendisi de bana zaten ortalarda yok dedi. Bu Emrah'ın yaptığı usulsüzlükler neydi? Çünkü iki iş almışlar. Birini beraber yapmışlar yüzde yirmisini; öbürünü ya Emrah yapmış ya yapmamış. Bunu bilmiyoruz. Acaba hangi usulsüzlüklere şahit oldu? Bana o gün bir usulsüzlük anlatmadığı için soruyorum bunu.
Cüneyt Yakut: Efendim ben bu soruyu duymadım. Yukarıda Allah şahit yüzüme bakarak sorsun, soruyorsan cevabını vereyim, hadi.
Murat Ongun: Neyi soruyorsun?
Cüneyt Yakut: Sordun ya soruyu.
Murat Ongun: Hangi usulsüzlükleri bana anlatın. Emrah bana hangi usulsüzlükleri anlattı bana?
Cüneyt Yakut: Efendim ben yeni bir ifade vermek istiyorum. Yeminli bir ifade vermek istiyorum burada Murat Ongun'la ilgili.
Mahkeme başkanı: Buyurun.
Cüneyt Yakut: Yemin etmek istiyorum.
Mahkeme başkanı: Buyurun, yeminine gerek yok. Ne söyleyeceksen söyle.
Cüneyt Yakut: Ben en başından konuyu anlatayım efendim isterseniz. Çünkü ben burada Murat Ongun'la ilgili bildiklerimi anlatmak istemiyorum ama maalesef herhalde kibri, megalomanlığı zihnini bulandırmış, zihninin önüne geçmiş, mantıklı düşünemiyor. Madem öyleyse biz de burada anlatalım, her şeyi açıklığa kavuşturalım. Emrah Bağdatlı ile beraber dönüp bir düzen kurdu. Bütün reklam sektörü bugün Medya AŞ'de yargılanan 100 kişinin sebebi onunla avukatı Rahşan Hanımdır. Rahşan hanımla onun verdiği akılla, hukuki akılla bugün burada 100 tane arkadaşım yargılanıyor. Beraber Emrah Bağdatlı ile beraber kurduğu çarkı senesinde biliyoruz. Yönetim...
Murat Ongun: Senin bir bilgisi varsa söylesin. Bu lafları çok dinledik yani.
Cüneyt Yakut: Daha ötesi yok.
Mahkeme başkanı: Bize dönerek anlatsın.
Cüneyt Yakut: Sektörü haraca bağladı. Döndü Emrah Bağdatlı ile beraber ihaleler organize etti. Alt faturalar geldi, indirdiler. Acarkent’te nasıl oturuyor? Murat Ongun ne olduğunu herkes...
Murat Ongun: Sayın Başkanım? Şu anda iftira atıyor.
Cüneyt Yakut: …
Murat Ongun: Getir. Getir. Parası çekiyor.
Mahkeme başkanı: Şöyle Murat Ongun şimdi bak bu karşılıklı şeye dönerse bu soru hakkını alırım.
Murat Ongun: Benim ne... sizin savcı... sizin savcı... Benim için yargılanıyor. Bu taraf...
Mahkeme başkanı: Karşılıklı bir diyalog girmeyin. Bakın biz şu an zaten Murat Ongun... Murat Ongun. Murat Ongun.
Murat Ongun avukatı: Sanık şu an bana ve müvekkilime hakaret ediyor.
Mahkeme başkanı: Avukatım iddianameyle ilgili bir şey anlatmıyorsunuz. Ben yeni beyanda bulunacağım derse ben ne yapacağım yani burada? Yeni beyanda bulunacaksa bulunsun yani. Ne yapayım? E, sanığın sorgusu, sizin sorgunuz mu? Sizin müvekkilinizin sorgusu mu? Sanığın sorgusu. sanığın sorguluyor zaten bizde.
Murat Ongun: Rahşan sıra sana gelecek. Bir dakika, ben bir devam edeyim. Soruma devam edebilir miyim?
Mahkeme başkanı: Siz özgürce soru soruyorsanız o da özgürce cevap veriyor zaten. Neye engel olayım yani? Böyle bir şey var mı yani? Anlatayım derse anlatır yani, ne yapayım. Allah Allah.
Murat Ongun avukatı: …
Mahkeme başkanı: Sizin sorduğunuz sorular da iddianameyle ilgili değil diyoruz. Nasıl iddianameyle ilgili?
Murat Ongun: Efendim ifadesinden soruyorum.
Mahkeme başkanı: Cezaevine hangi tarihte girdi, hangi tarihte çıktı? Bu sorunun ne şimdi? Bu kısmı nedir? Gerçekten anlamaya çalışıyorum. Nedir? Cezaevine hangi tarihte? Şimdi şöyle, bu cezaevi kayıtları zaten sistemlerde yok mu zaten? Mesela bu sanığın sorusu ne amaçlıyoruz? Sanığı tahrik etmeyi mi amaçlıyoruz? Neyi amaçlıyoruz?
Murat Ongun: Sanığı niye tahrik edeyim?
Mahkeme başkanı: Şimdi Murat Ongun cezaevine hangi tarihte girdi, cezaevine hangi tarihte çıktı? Bunun kaydı bizim sistemimizde yok mu zaten? Mesela bu soruyu sana niye soruyorum?
Murat Ongun: Sizde böyle bir şey olup olmadığını bilmiyorum.
Mahkeme başkanı: Devlette vardır bunların hepsinin kaydı. Varsa böyle bir talep.
Murat Ongun: Neden sordunuza yanıt verdim.
Mahkeme başkanı: Sanık ek beyanda bulunmak istiyorum diyor, niye engelliyorsunuz? Ek beyanda bulunmak istiyorum diyorsa niye engelleyeceğim ben bunu? Avukat bey, siz kimin müdafisiniz? Avukat bey, siz kimin müdafisiniz? Tamam, sizinle ne alakası var? Ağaç AŞ ile bu şahsın ne alakası var? Siz niye müdahil oluyorsunuz şu an mesela? Allah Allah. Herkes her şeye karışıyor.
Murat Ongun: Sayın Başkanım, bana biri…
Mahkeme başkanı: Bakın ben şu an sanığın sorgusunu yapıyorum. Sanığın da durumu sizin müvekkilinizden farklı değil dosyada. O da sanık. Sizin müvekkilinizin beyanını aldık, savunmasını aldık. Şu an sanığın bir savunmasını alıyoruz, bir sorgusunu yapıyoruz. Bu kadar müdahale olursa ben bu sanığın bu salonda savunmasını tek başına alırım yani.
Murat Ongun avukatı: Ama efendim…
Murat Ongun: Sayın Başkanım. Bir dakika arkadaşlar.
Mahkeme başkanı: Murat Ongun sorularınıza devam edin.
Murat Ongun: Sizin sorduğunuz soru yanıtı.
Mahkeme başkanı: Karşılıklı diyaloğa girmeyin. Bakın bu şekilde karşılıklı atışmaya, diyaloğa, karşılıklı husumete buna dönüşürse burada o soru hakkını alırım elinden Murat Ongun. Cüneyt Yakut, sen de bu noktada tahrik edici davranışlarda bulunma. Bu şekilde devam edersen sen de salondan çıkarım. Evet, devam edin.
Murat Ongun: Ali Bey'i tanır mısınız?
Cüneyt Yakut: Tanırım.
Murat Ongun: Reklamcı mı Ali Bey?
Cüneyt Yakut: Otuz sene yaklaşık yaptı.
Murat Ongun: Peki. Şimdi kardeşinizin bahsettiği tarihler 2023. Ben sizinle daha evvelden tanışıyorum. Oturmuşluğumuz var, sohbet etmişliğimiz var. Başka da bir şeyler var da ben oraya girmeyeceğim senin gibi. Neden acaba kardeşiniz sizinle ilişkisi iyiyken bir reklam alt ihalesi ya da her neyse bahsettiği, sizin vasıtanızla benimle muhabbetiniz olduğunu bildiği halde kınmalıda(?) merhum birini aracı koyup merhum biri Emrah'ı aradı da Emrah... Neden biz seninle yapmadık, onu soruyorum. Biz seninle çünkü çay içmişliğimiz, yemek yemişliğimiz var. Yanıt vermiyor herhalde.
Cüneyt Yakut: Bilmiyorum efendim. Bilmiyorum.
Murat Ongun: Sayın Başkan, ben sorularım var ama devam etmeyeceğim. Sonuçta benim elimde bir dostluğum vardı. Onun bir nüvesi kalsın diyeydi. Ama şunu söyleyeceğim, aynı avukat hanımefendi olduğu için biraz evvel yanlış anlamadıysam Ali Yakut’un avukatı benim için dedi ki Emrah Bağdatlı ona pahalı saatler alıyor dedi benim için.
Mahkeme başkanı: Avukat hanımefendi buna da müdahale edin mesela bakın. Şu anda sizin müvekkiliniz avukat hanım atıyor şu an. Avukata cevap veriyor. Avukata karşı çıkıyor. Hani bakın, şu an aynı durumunuz yani Murat Bey. Şu an durum aynı.
Murat Ongun: Müsaadenizle dedim size ve cümleyi öyle karşılayalım.
Mahkeme başkanı: Müsaade etmeyelim o zaman. Biraz önce müsaade etmedik.
Murat Ongun: Sizin takdiriniz istiyorsanız sus diyorsanız susarız.
Mahkeme başkanı: Bunu bu şeye çevirmeyelim.
Murat Ongun: Yok, karşılıklı değil efendim. Yanlış bağladım. Çünkü ben... Benim öyle bir saatim yok yani. İftiraya maruz kaldım.
Duruşma savcısı: Başkanım benim bir sorum vardı. Daha demin bahsettiğiniz çek meselesi nedir?
Cüneyt Yakut: Bir işle alakalı kendisine çek gönderdik biz.
Duruşma savcısı: Sektörel bir haraçtan bahsettiniz. Emrah Bağdatlı ve Murat Ongun'la ilgili.
Cüneyt Yakut: Doğrudur, Emrah sektörü haraca kesti.
Duruşma savcısı: Tamam bunu açar mısınız?
Cüneyt Yakut: Açarım tabii. Dönüp Medya AŞ'den bütün açık havacıları çağırdılar. Yanılmıyorsam Serdal Taşkın döneminde başladı bu iş. Faturalar kesildi, edildi. İnsanlar belli paralar, olmayan, bu geçmişte olmayan paraları ödemeye başladı o fatura karşılığı. Tahmin ediyorum onun alt tarafında Emrah fatura kesip dışarıya çıkardı parayı.
Duruşma savcısı: Murat Ongun'un bu işle ilgisi ne?
Cüneyt Yakut: Emrah Murat Ongun'un adamıydı.
Duruşma savcısı: Peki başka ihale süreçlerine ilişkin fatura haricinde yaşanan benzer süreçler oldu mu?
Cüneyt Yakut: Yani büyük açık hava ihalelerden benim bilgim yok. Yani duymuşluğum var ama birebir şahit olduğum bir şey yok.
Duruşma savcısı: Bu bahsettiğiniz daha deminki çeklerden bu çekler açık hava reklam sektörüyle ilişkili mi? Yoksa...
Cüneyt Yakut: Açık hava reklam sektörüyle ilişkili.
Duruşma savcısı: Açın, hangi konu işte? Açar mısınız konuyu?
Cüneyt Yakut: Bir reklam işi almıştım ben İstanbul içerisinde.
Duruşma savcısı: Hangi kurumdan aldınız?
Cüneyt Yakut: Daha doğrusu şöyle, Medya AŞ'den alınmıştı iş. Kültür AŞ'den ya da Medya AŞ'den. Ben onu alt taşeronluk işini yaptım. O vesileyle verdim.
Duruşma savcısı: Kime verdiniz bu çekleri?
Cüneyt Yakut: Götürdüm zarfın içinde Murat Ongun'a teslim ettim.
Duruşma savcısı: Hangi maksatla peki? İş karşılığı mı?
Cüneyt Yakut: Ya öyle bir maksat diye değil yani. Hani istendi verdim.
Duruşma savcısı: Peki çeklerin bedeli ne kadardı?
Cüneyt Yakut: Hatırladığım kadarıyla 10 milyon.
Duruşma savcısı: 10 milyonluk çek. Peki bunların görseli var mı? Daha demin bahsettiğiniz...
Cüneyt Yakut: Bulurum.
Duruşma savcısı: Peki nerede verdiniz bu çekleri?
Cüneyt Yakut: Odasında.
Duruşma savcısı: Medya AŞ'de mi yoksa?
Cüneyt Yakut: Medya AŞ'de odasında verdim.
Duruşma savcısı: Peki Murat Ongun bunu kendi şahsi... Kimi aldı yoksa?
Cüneyt Yakut: Şöyle öyle bir şey konuşma olmadı şahsi ya da şahsi değil. Götürüp teslim ettim ama ondan sonra kim tahsil etti, ne yaptı bilmiyorum.
Duruşma savcısı: Çekler size mi ait yoksa?
Cüneyt Yakut: Çekler benim çalıştığım bir firmaya ait.
Duruşma savcısı: Müşteri çeki mi yani?
Cüneyt Yakut: Müşteri çeki.
Duruşma savcısı: Bu çekin istenmesine ilişkin süreçte teklif sizden mi gitti? Hani böyle bir iş aldım hani buna karşılık bir ödeme şeklinde mi söylendi?
Cüneyt Yakut: Ya öyle bir ilişkimiz yok. Teklif senden benden gibi öyle bir ilişkimiz yoktu. Artık sektörde bu şey olmuştu ya. Hani doğal bir şeydi. Doğallaşmıştı iş.
Duruşma savcısı: Sistem mi yani süreçle ilgili?
Cüneyt Yakut: Ya sistem demeyeyim yani şimdi sistem denince bu sefer bambaşka şeyler geliyor. Onlardan bilgim yok dedim de. Ongun'la alakalı yani doğal bir süreç gibi diyeyim. İşin doğasında olan bir şey gibi.
Murat Ongun: Şimdi Cüneyt Yakut dedi ki bunlar Emrah'la haraca bağladılar. Şimdi ek ifadesinde savcı beyin sorusu üzerine. Bu bir reklam sistemi kuruldu ve Serdal Taşkın dedi. Bahse konu sene 2019 yılı. Emrah memrah yok ortada. Benim de ne iletişimle reklamla hiçbir alakam yok Sayın Başkanım. Açıkça şurada bu beyanı yalandır. İki, ben bugün burada iddia ediyorum. 2019 yılının 1 Temmuz'unda ben İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne geldim. Bu beyefendiyle iki tane adresi vardı İstanbul'da Medya Aş'nin. Biri Saraçhanede, parkın karşısında İBB'sinin, bir tanesi de Şişli'de. Benim Medya Aş binasından bu şahısla bir kere bazımı bulsunlar başkanım. Ben o da şöyle bir şey kabul edeceğim.
Cüneyt Yakut: İletişim Başkanlığı demek istedim özür dilerim.
Murat Ongun: Hangi reklam ihalesiymiş? Alt ihalesini aldın da bana 10 milyon...
Cüneyt Yakut: Hepsini buraya söylediğim zaman görürüsün Murat Ongun.
Murat Ongun: Çekin fotoğrafını sunman bir anlam ifade etmiyor bana. Ben sana elli tane şey sunarım. Ben şunu diyorum sana. Hangi reklamın hangi alt ihalesini aldın ve ben niye senden rüşvet aldım da reklamın ana ihalesini kazanan arkadaştan almadım acaba? Neden sen? Kolay değil böyle rüşvet iddiası kolay değil yani.
Mahkeme başkanı: Tekrar sor soruyu.
Murat Ongun: Hangi reklam ihalesinin alt taşeronusunuz?
Cüneyt Yakut: Bilumum reklam işlerinin, duvar, açık hava, üniversite, bir sürü şey var yaptım.
Murat Ongun: Beyefendi, 2019 yılında bana...
Cüneyt Yakut: 2019'da Serdal Taşkın'la başlayan dedim.
Murat Ongun: Tamam. 2020'de değil.
Cüneyt Yakut: Sizinle çok sonra tanıştık.
Murat Ongun: 2021, 22 ne istiyorsan. Bana 10 milyon lira rüşvet verdiğini söylüyorsun.
Cüneyt Yakut: İki sene önce evet.
Murat Ongun: Tamam mı? 10 milyon lira rüşvet verdiğini söylüyorsun. Diyorsun ki çünkü bu bir reklam Medya Aş'nin aldığı bir reklam ihalesinin alt taşeronuydum ben, o yüzden verdim, dedim. Ben de diyorum ki hangi ihale?
Cüneyt Yakut: Hepsini yazılı olarak sunacağım.
Murat Ongun: Çok ciddi bir iddiada bulunuyorsun. Daha ihale söyleyemiyorsun. Daha ihale söyleyemiyorsun.
Cüneyt Yakut: Gittim avcılıkta üç buçuk saat ifade verdim. Hiçbir şey anlatmadım. Sen ama böğrüme böğrüme gelmişsin burada bana sorularını sıkıştırmaya çalışıyorsun.
Murat Ongun: Benim kimseden bir korkum yok. Benim alnım açık yüzüm pak.
Cüneyt Yakut: Senin alnın açık değil. Ben sana anlatayım efendim. Şimdi mesele şu.
Murat Ongun: Mesele şu değil. Diyor ki şu ihalenin alt ihalesini aldım. Hangi ihale? Ben ihaleyi bilemiyor. Ben de diyorum ki…
Mahkeme başkanı: Bir soruyla cevap alalım Murat Bey. Sorduğun soruyu buyur. Ne anlatacaksa Cüneyt dinleyelim.
Cüneyt Yakut: Efendim ben yazılı çekleri gönderirim hangi ihale olduğuyla alakalı da bilahare ifademde belirtip mahkemenize sunarım.
Mahkeme başkanı: Tamam. Söyleyeceğim bir şey var mı?
Cüneyt Yakut: Yok, muhatap olmak istemiyorum daha fazla.
Elçin Karaoğlu: Merhaba Cüneyt Bey, geçmiş olsun.
Cüneyt Yakut: Sağ olun size de geçmiş olsun.
Elçin Karaoğlu: Başkanım aslında hani benim herkese sorduğum sorularım var. Siz de biliyorsunuz artık. Fakat Cüneyt Bey'in beyanından sonra da çok da gerek de kalmadı gibi.
Mahkeme başkanı: Görüştük yapmadı dedi zaten daha ne soracağız? Görüştük yapmadı dedi zaten.
Elçin Karaoğlu: Evet. O yüzden hani siz deyince ben de...
Mahkeme başkanı: Ne soracağız daha?
Elçin Karaoğlu: Yok yani çok bir şey soracağım bir şey yok yani. Yani şunu söyleyeyim. Yani gıyabımda yapılan bir görüşme olmuş, bilgimin olmadığı. Zaten bizim Cüneyt Bey'le görüşmemizden öncesinde vermişiz biz bu baskı onarımı. Ve dolayısıyla da sonraki süreçte de yıkmışız. Yani diyecek bir şey yok başkanım yani.
Cüneyt Yakut: Yıkılma biraz fazla abartıldı, yıkma yıkıldı ama yıkmak var, yıkmak vardır. Hani doğru.
Fatoş Pınar Türker: Cüneyt Bey merhaba. Beni tanımıyorsunuz diye tanışıyorum. Ben Medya Aş'nin genel müdürüyüm. Ben de 19 aydır tutukluyum.
Cüneyt Yakut: Geçmiş olsun. Sağ olun.
Fatoş Pınar Türker: Az evvel töhmet altında kaldığınızı hissettim.
Cüneyt Yakut: Şöyle hemen düzeltmesini yapayım. Benim asla Medya Ayşe'de Emrah harici bir kere gittim. Emrah harici bir ilişkim, iş yapmıştım. Her şeyi Emrah organize etti. Buradaki diğer arkadaşlara ne konuştum ne bir telefon konuşmam dahi yoktur. Bir para alışverişi vesaire yapıp hiçbir şey olmadı. Faturayla alakalı baştan onu söyleyeyim hiçbir şey olmadı. Buyurun ama sorun.
Fatoş Pınar Türker: Teşekkür ederim. Yalnız bu söylediğiniz reklam alanının işine dair. Şimdi ben kendi deneyimden şöyle bir şey yaşadım. Onu aktarıp ona binaen soracağım. Şimdi ben göreve geldikten sonra 2021 Mayıs, bizim bir önceki dönemde otobüs durağı işi Medya AŞ almış ve Panout'a ihale etmiş. Ve biz Panout firmasıyla da bir alacak verecek davasının içinde buldum kendimi. Ve yapılan sözleşmenin hukuki boyutunda Medya AŞ'ye bu Panout şirketine gidip finansal denetim yapma yetkisi veriyor. Dolayısıyla konu alacak verecek olduğu için biz de avukatlarımızla, işte ilgili iş birimindeki müdür arkadaşlarımızla kendilerine denetime gittik. Yani ben gitmedim, arkadaşlarım gitti. Sonuçta geldiler, dediler ki Pınar Hanım, bir alt yüklenici var burada Panout'un sürekli fatura ilişkisi olduğu. Kim dedim? City Points miydi? City Points diye bir şirket. Ve bu City Points şirketinin sahibinin siz olduğu.
Cüneyt Yakut: Evet, evet. Ben yönettim, doğrudur.
Fatoş Pınar Türker: Biz onu yeni öğrendik. Ve o vakit, birincisi hani sizin az evvel zikrettiğiniz alt taşeronluk ilişkisi dediğiniz City Points firmasıyla Panout.
Cüneyt Yakut: Şöyle, yani 30 seneye yakındır bu sektörde birden fazla reklam işim oldu. Tek başına açık havayla sınırlandıramayız.
Fatoş Pınar Türker: Ve hatta ben o zaman Murat Ongun'a da gittim. Dedim ki böyle böyle bir durum varmış Murat Bey, siz bunu tanıyor musunuz? Ve çok üzgünüm şu an. Hayır tanımıyorum dedi bana kendisi. Halbuki sizi tanıyormuş. Ama Cüneyt Yakut da demiştim ya Murat Bey, neyse. Ve size biz Medya AŞ olarak ihtar da çektik. Belki hatırlarsınız. Dolayısıyla hani ben bunu gündeme getirdim çünkü hakikaten söylediklerinizle bir çok üzüldüm. Biz burada 19 aydır yatıyoruz. Hanımefendi gibi gayet işimizi de hiç gerçekten yani üç arkadaşım için, yani üçümüz için de kefilim. Yatanlarımızı virgülünden sonrası aman bir hata olmasın, bir hiç kimseye hak geçmesin diye. Şimdi burada gerçekten gönül koyuyorum Murat Bey, size de kalkıp... Ben tabii Emrah Bağdatlı'yı soracağım. Arkada siz böyle iş yapıyordunuz diyorsunuz. Bizim bundan haberimiz yok. Ayıp değil mi bu bize?
Mahkeme başkanı: Mikrofonu şey yapayım.
Cüneyt Yakut: Soru için, müsaade buyurursanız. Öncelikle hanımefendiden özür diliyorum. Medya AŞ'de Murat Ongun'la Emrah Bağdatlı hariçinde kimsenin tek bir kuruş aldığını ne duydum ne gördüm. Öyle bir şey asla olmadı. Ben de kendim de vermedim, başkasından da duymadım. Sektörün neredeyse tamamını tanıyorum. Murat Ongun, Emrah Bağdatlı her şeyi organize etti. Verdiğim 10 milyon lira da bahsettiği otobüs işiyle ilgiliydi.
Mahkeme başkanı: Tamam. Tamam Serdal Taşkın.
Cüneyt Yakut: Şimdi laf ebeliği… cevap verebilir miyim başkanım? Başkanım 2018'de başka bir firmaya verildi. Daha sonra üç dört yıl önce ben o işin taşeronluğunu aldım, kendim yaptım. Şimdi lafları çeviriyor. 2018'de verildi, ben yoktum. Çıksın herkes burada delikanlı gibi yaptığını kabul etsin, konu kapansın. Burada gariban kadınlar şoför burada yatıyor, burada. Geçen bir ifadede bir tanesi çıkmış bir muhasebeci Murat Kapki’nin muhasebecisi. Diyor ki çocuğum geldiği zaman hayvanat bahçesindeki hayvan taklidi yapıyorum. Bir baba için bundan daha kötü ne olabilir? Çıksın desin Emrah'la yedim bari üç beş kişi çıkar hiç olmazsa. Ne suçu var Serhat Kapki’nin, Şeyhmus’un, Ahmet Köksal’ın, ne suçu var? Bu kadının ne suçu var Allahsız.
Mahkeme başkanı: Tamam, şey yap, tamam. Şey yap, ara ver. Şey yap, tamam. Tamam. Tamam.
Murat Ongun avukatı: …müdahale eder misiniz?
Cüneyt Yakut: Şekerim var kusura bakmayın…
Mahkeme başkanı: Bir ara verin. Biz de araya giriyoruz zaten. Biz çalışmamış, öğretmeye. Biz araya giriyoruz. Cüneyt Yakut'u kenara alın. Ama öyle şey yapıyorsunuz. Tamam. Cüneyt Yakut'u beklet. Bir ara verelim. Bir ara verelim. Murat Ongun. Murat Ongun, bak şimdi burada şey yapma. Sürekli laf atıyorsun oradan sen de. Yani sen de atıyorsun şimdi, yapma yani. Bak müdahale etmiyorum, tamam. Yapılan doğru olmadığını biz bildiriyoruz ama sen de sürekli tahrik ediyorsun. Sürekli tahrik ediyorsun.
Duruşma savcısı: Cüneyt Bey, Fatoş Pınar Türker mahkeme huzurundaki ifadelerinde Emrah Bağdatlı’yı Murat Ongun’un danışmanı olarak bildiğini ifade etmişti. Sizde böyle bir bilgi var mıdır?
Cüneyt Yakut: Şöyle sıfatı danışman mıdır yardımcı mıdır ortak mıdır bilmiyorum ama yakın olduğunu biliyorum savcım.
Duruşma savcısı: Bu yakınlığı neye göre ifade ediyorsunuz? Hani bir iş birlikteliği mi yoksa bir arkadaşlığı mı? Bunu açar mısınız biraz?
Cüneyt Yakut: Çünkü Murat Ongun’un yanı başındaydı yani ondan habersiz oluşmazdı ki.
Mahkeme başkanı: Savcım onu yorum olarak sormayalım da. Sizi bir kendini nasıl tanıttı Emrah Bağdatlı?
Cüneyt Yakut: Emrah Bağdatlı yanılmıyorsam iletişim daire başkanlığında tanıştım kendisiyle. Murat Ongun tanıştırdı.
Mahkeme başkanı: Tanıştırırken bir sıfat kullandılar mı?
Cüneyt Yakut: Herhangi bir sıfat kullanılmadı efendim.
Duruşma savcısı: Bu herkesin bildiğinden bahsettiğiniz süreçle ilgili nasıl işledi? Hani herkes bilir diye habire söylüyorsunuz ya medya, anlamında. Hani Emrah Bağdatlı'nın burada rolü ne, Murat Ongun’un rolü ne, ihale süreçleri nasıl işlerdi?
Cüneyt Yakut: Şöyle, herkes bilir derken sektörü de ikiye ayıralım. Şimdi bir açık alan reklam sektörü var. İşte gördüğümüz duvarlar, otobüs durakları, billboardlar vesaireler. Emrah buralarla ilgilenmezdi. Burası Emrah'ın işi değildi. Emrah daha çok Medya AŞ’nin dışarıya verdiği işte işte durum budur. O tarz işler de vardı Emrah'ın.
Duruşma savcısı: Nasıl vardı, hangi pozisyonda?
Cüneyt Yakut: Ya vardı, işi organize ederdi. Şu kadar iş var derdi. Baştan konuşurduk onlara yüz lira, bin lira neyse. Onun oranında faturalar gelirdi, ödenirdi. O kadar kalanı da bize kar kalırdı.
Duruşma savcısı: Bu Byzag’a kesilen faturayla ilgili bilginiz var mı? ifadenizde bahsetmişsiniz çünkü.
Cüneyt Yakut: Ya Byzag’a fatura kesildi ama onu bana Emrah söyledi. Şimdi burada kardeşim de az önce konuştu. İşin doğrusunu söylemek gerekirse ben Murat Ongun’un eşinin bu konulardan haberi olduğunu düşünmüyorum. Net konuşayım bu kısmını. Ama Emrah'ın bilgisi dahilinde yapıldı.
Duruşma savcısı: Emrah mı istedi bu?
Cüneyt Yakut: Bunu Emrah istedi. Ama bunun özellikle altını çiziyorum. Hanımefendinin aslında bir şeyi olmamıştır bu konuyla alakalı.