İSTANBUL (İHA) - Türkiye'nin son günlerde tartıştığı "Futbolda Homoseksüellik", 1998 ve 1999 yıllarında futbolun beşiği olarak kabul edilen İngiltere'de gündemi uzun süre meşgul etmiş; homoseksüel olduğunu açıklayan bir futbolcu intihar ederken, dönemin İngiliz spor bakanı Tony Banks, tribünlerdeki homofobi'yi yenmeleri gerektiğini söylemişti. Dünya'ya demokrasi dersi veren İngiltere'de bile pek kabul görmeyen bu tartışma, Türkiye'de "gündem oluşturma çabası" olarak yorumlandı.
Türkiye, ünlü balet Tan Sağtürk'ün, "Homoseksüellikte futbolcular bizi geçer. Benim arkadaşlarım var, oradan biliyorum" şeklindeki sözlerinin ardından, futbolda homoseksüelliği tartışmaya başladı. Tan Sağtürk ile futbolcular arasında sert demeçlere yol açan tartışmaların kökeni, aslında futbolun beşiği olarak kabul edilen İngiltere'ye dayanıyor.
İngiltere Profesyonel Ligi'nde homoseksüelliğin tartışılmasına yol açan ilk oyuncu, 1998 yılı Mayıs ayında Londra'da bir garajda kendini asarak intihar eden siyahi futbolcu Justin Sonny Fashanu oldu. İngiltere'de 16 takımda oynayan, bir maçta 20 dakika içinde 3 gol atarak yıldızlaşan Fashanu, cinsel kimliğini resmen açıklamıştı. Sonrasında "taraftarlardan ve takım arkadaşlarından gelen aşağılamalar ve çevresinin ona yüz çevirmesiyle" bunalan Fashanu, bir erkeğe tecavüze yeltenmekle de suçlanınca intihar etti. Fashanu, intihar öncesi bıraktığı veda mektubunda, eşcinsel olduğu için özür dilerken; homoseksüelliğin "kabul görmesine rağmen" futbolun sertlik isteyen bir futbol olmasından dolayı bu meslekte kolay kabul edilemeyeceğini dile getirdi.
"CİNSEL KİMLİĞİ AŞAĞILAMAYA CEZA" İngiltere, homoseksüelliği 27 Şubat 1999 tarihinde oynanan Liverpool-Chelsea maçı ile daha çok tartışmaya başladı. Liverpool takımının genç oyuncusu Robbie Fowler, Chelsea'nin golcülerinden Greame La Saux'un homoseksüel olduğunu iddia ederek, futbolcuya sataştı. Le Saux'un maçtaki sinirleri, böyle bir hareketle karşılaşınca iyice gerildi ve dikkatlerin üzerinden gittiği bir anda, Fowler'ı kafasına sert bir yumruk vurarak yere düşürdü. İngiltere Futbol Federasyonu, Robbie Fowler'i, 'Bir oyuncunun cinsel kimliğini aşağılayan ve alaya alan tavrı dolayısıyla' 6 maç oynamama ve 32 bin pound para cezasına çarptırdı. 1987 yılından bu yana Chelsea'da oynayan Le Saux ise, 1 maç ve 5 bin pound ceza aldı. Le Saux'un gay barlarda görüldüğü ve erkek arkadaşlarıyla hafta sonları dağda kampa çıktığı dedikoduları sürmeye devam etti.
"ŞEFFAFLIK HAREKETİNİN ÖNCÜSÜ SPOR BAKANI" İngiliz spor bakanı Tony Banks, homofobiyle mücadele edilmesi gerektiğini söyledi ve bunun için de homoseksüel futbolculardan cinsel kimliklerini açıklamalarını istedi. Bu çağrıyla Ada'daki tartışmalar giderek hararetlendi. Bakan, Amatör Lig'lerdeki homoseksüel oyuncuları ziyaret ettiğini ve onların problemlerini çözmeye çalışacaklarını açıklamış, Fashanu'nun kendisini ligdeki tek gay olarak düşünmesi ve bu nedenle intihar etmesinin de saçmalık olduğunu söylemişti. İngiltere'de her 10 erkekten birinin homoseksüel olduğunu istatistiklerle açıklayan Bakan'a; İngiltere'de eşcinsel, lezbiyen ve biseksüellerin hakları için mücadele veren "Outrage" grubundan da destek geldi. Grup, tribünlerdeki homofobiyle mücadele edilmesini isterken, Profesyonel Futbolcular Birliği Başkanı Gordon Taylor ise, "Fanatik taraftarların rencide edici hareket ve alaylarını kontrol edemeyiz ama kendi üyelerimizi kontrol edebiliriz. Tıpkı ırkçılığa direndiğimiz gibi... Cesurca ayağa kalkmalı ve bu duruma direnmeliyiz. İngiltere'nin, gurur duyacağı profesyonel oyunculara ihtiyacı var, bayağılığın dozunu aşanlara değil. Futbolcuların etnik kökenleri ya da cinsel kimlikleri yüzünden maruz kaldıkları bu davranışların hepsini kınamak zorundayız" açıklamasını yaptı. Ancak spor bakanı, 'futbolun beşiği' kabul edilen İngiltere'de, bu açıklamaları dolayısıyla büyük tepki almış; ahlaksızlığı körüklediği ve spora ahlaksızlık bulaştırdığı şeklinde ciddi eleştirilere maruz kalmıştı.
"MARADONA EŞCİNSEL İDDİASI" Arjantin eski Milli Takım Teknik Direktörü Daniel Passarella, eşcinselliği çağrıştırdığı gerekçesiyle, uzun saçlı futbolcuları Milli Takım kadrosuna almayacağını açıklamıştı. Bu açıklama Passarella, en büyük tepkiyi futbol efsanesi Maradona'dan aldı. Maradona, "Oyuncular, saç modellerine ya da cinsel tercihlerine göre değil, yeteneklerine göre seçilmeliler" açıklamasını yapmıştı. Ünlü futbolcu, 1999 yılında kokain kullandığı gerekçesiyle cezası bulunan arkadaşı Claudio Canigga'nın karısı ile de mahkemelik oldu. Bayan Canigga, "Maradona'nın kocası ile eşcinsel ilişkisi olduğu"nu iddia ediyordu.
"AMAÇ GÜNDEM OLUŞTURMAK" İngiltere medyası, futboldaki homoseksüellik üzerine sayfalarca yazı yazarken, televizyonlarda bu konu aylarca tartışıldı. Yazarların büyük bölümü, İngiltere Futbol Federasyonu'nun daha sert önlemler alması ve futbolcuların kendilerine çeki düzen vermesi gerektiği görüşünde birleşirken; kimileri ise, oyuncuların tercihlerini açıkladıkları zaman daha iyi oynayabileceklerini savundu. Yazarlar; tenis, atletizm, basketbol veya yüzme gibi spor dallarında homoseksüelliğin giderek kabul gördüğünü savunurken, futbolun bu tartışmalara 'yaşam boyu sertlik gerektirdiği için' dahil olmaması gerektiğini düşünenler de oldu.
Tan Sağtürk, baletlerin 'homoseksüel' olduğu yönündeki iddialardan bıktığı için tartışmaların odak noktasına yeni bir meslek grubunu dahil etmeye çalıştı. Futbol camiasından büyük tepki alan Sağtürk, açıklamalarından geri adım atarak, "Futbolcuları karalamak amacında değildim. Sadece örnek vermek zorundaydım. Ayrıca benim tanıdığım eşcinsel futbolcular Fransa'da. Onların isimlerini deşifre etmek istemedim. Şurası da bir gerçek ki futbolcular, aralarında eşcinsel olup olmadığını bilemeyebilirler" dedi ve tartışmaların uzamasını engellemeye çalıştı.
Bu tartışma ne kadar gider bilinmez ama demokrasi dersi veren İngiltere'de bile sert atışmalara yol açan bu konunun, yüzde 99'u Müslüman olarak bilinen Türkiye'de irdelenmesi; başta futbolcular olmak üzere futbol çevreleri tarafından 'gündem oluşturmak veya ortalığı karıştırmaya çalışmak' olarak değerlendiriliyor.