Arapça uhuvve kökünden türeyen muahat “biriyle kardeş olmak, birini kardeş edinmek” anlamına gelmektedir. İslam tarihinde önemli olan bu kavram sadece bir dostluk bağı demek de değildir. Muahat ile aynı zamanda dayanışma ve fedakarlık üzerine kurulu bir toplumsal yapı haline gelinmiştir. Bu kardeşlik bağı, Hicret sonrasında ortak bir hayatın paylaşımının ve yardımlaşmanın ifadesi olmuştur. Bu bağla malların, evlerin, hatta hayallerin paylaşılması kan bağına dayalı bir kardeşlikten çok daha ötede görülmüştür. İnanç esasına dayanan bir birliktelik oluşmuştur. Bu anlamda Muahat kavramının detayları merak edilmektedir.
Muahat, İslam tarihinde önemli bir yere sahip olan bir sosyal dayanışma ve kardeşlik anlaşmasıdır. Kelime anlamı olarak "kardeşleşme" anlamına gelen "muahat" Hz. Muhammed'in (s.a.v) Medine'ye hicretinden sonra Müslümanlar arasında birlik ve dayanışmayı sağlamak amacıyla yaptığı kardeşlik uygulamasıdır. Bu uygulama Mekkeli Müslüman göçmenler ve Medineli Müslüman ensar arasında yapılmıştır. Bu anlaşma İslam toplumunun temel sosyal yapı taşlarından biri olarak kabul edilir.
Muahat, Hz. Muhammed (s.a.v) ve ashabının Mekke'deki baskılar nedeniyle Medine'ye hicret etmesinden sonra gerçekleştirilen bir sosyal düzenleme uygulaması olarak ortaya çıkmıştır. O dönem insanlar Mekke'den göç ettiklerinde evlerini, mallarını ve işlerini geride bırakmıştır. Medine'de yeni bir hayat kurmak zorunda kalmışlardır. Ancak Medineli Müslümanlar (Ensar) onlara destek olmuştur, mal varlıklarını ve evlerini paylaşmışlardır. Hz. Muhammed (s.a.v), bu dayanışmayı kurumsal hale getirmek amacıyla muhacirlerle ensarı birbiriyle kardeş ilan ederek bir muahat anlaşması yapmıştır.
Muahat’ın en önemli sebepleri ise şunlardır:
Hz. Muhammed (s.a.v), hicretten kısa bir süre sonra Medine'deki Müslümanları bir araya getirerek her bir muhaciri bir ensarla kardeş ilan etmiştir. Bu dayanışma sembolik değil, hukuki ve ekonomik bir bağ da içermiştir. Bu kardeşlik kapsamında;
Muâhât uygulaması İslam toplumu adına birçok olumlu sonuç getirmiştir. İlk olarak sosyal dayanışma ve kardeşlik anlayışını güçlendirmiştir. Muhacirler ile ensar arasında kurulan bu bağ sayesinde İslam toplumunun temeli sağlamlaşmış ve birlik beraberlik ruhu pekiştirilmiştir. Ekonomik ve ticari hayat canlanmıştır. Muhacirlerin Medine ekonomisine katılmasıyla ticaret gelişmiş, yeni iş kolları oluşmuş ve ekonomik refah artmıştır. Ayrıca Medine’de barış sağlanmıştır. Önceden Evs ve Hazrec kabileleri arasındaki iç savaşlarla bölünmüş olan şehirde muâhât sayesinde barış sağlanmıştır. Ayrıca, Ensar ve Muhacirlerin birlikteliği, İslam toplumunun siyasi ve askeri gücünü artırarak ilerleyen süreçte gerçekleşecek olan savaşlarda birlik ruhunun korunmasına katkı sağlamıştır.