HABER

Kapat

Neden hapşıran birine "Çok yaşa" deriz?

Hapşırma solunum yollarını yabancı maddelerden arındırmayı amaçlayan ve insanın evrimsel geçmişinden günümüze kadar korunmuş bir savunma refleksi olarak açıklanabilir. Bu refleks vücudun dış etkenlere karşı kendini koruma mekanizmalarından biri olarak işlev görmektedir. Sağlıklı bireylerde hapşırma eylemi gün içerisinde birkaç kez ortaya çıkabilen olağan bir durumdur. Hapşıran kişiye ise “çok yaşa” denir. Peki, neden hapşıran birine "Çok yaşa" deriz?

Neden hapşıran birine "Çok yaşa" deriz?

Farklı toplumlarda hapşırmaya verilen tepkiler bu refleksin tarih boyunca nasıl algılandığını yansıtan bir durumdur. İngilizce konuşulan ülkelerde hapşıran kişiye “bless you” denilir. Almanca’da kullanılan “gesundheit” ifadesi doğrudan sağlığa vurgu yapar. İtalyanca’da ise “felicità” sözcüğü mutluluk dileğini öne çıkarır. Bilindiği üzere pek çok toplumda hapşıran kişiye mutlaka bir şeyler denir. Bu noktada hapşıran kişiye neden çok yaşa dendiği merak konusudur.

Neden hapşıran birine "Çok yaşa" deriz?

Günlük hayatta çoğu zaman farkında olmadan kullanılan “Çok yaşa” ifadesi hapşırma gibi sıradan bir refleks sonrasında duyulur. Birçok kültürde hapşıran kişiye çok yaşa benzeri ifadeler söylenir. Bu sözün kökeni ise sadece bir nezaket kuralından ibaret değildir. Hapşıran kişiye iyi temennilerde bulunmak tarihsel, kültürel ve hatta biyolojik temellere dayanır. İnsanlar yüzyıllar boyunca hapşırmayı fizyolojik bir tepkinin ötesinde ölümle bağlantılı bir durum olarak değerlendirmişlerdir.

Hapşırma solunum yollarına giren toz, mikrop ya da yabancı maddelerin güçlü bir refleksle dışarı atılmasını sağlayan bir durumdur. Bu açıdan vücudu koruyan hayati bir savunma mekanizması olarak tanımlanmaktadır. Geçmiş dönemlerde tıp bilgisi sınırlı olduğu için hapşırma refleksi salgın hastalıklarla ilişkilendirilmiş ve ölümün habercisi olarak algılanmıştır. Orta Çağ’da veba gibi ölümcül hastalıkların ilk belirtilerinden biri hapşırma olduğundan insanlar hapşıran kişiye iyi dileklerde bulunmayı bir tür koruyucu davranış olarak görmüştür.

Antik çağlara uzanan bazı inanışlara göre hapşırma sırasında ruhun bedeni kısa süreliğine terk ettiği düşünülmüştür. Bu yüzden hapşıran kişiye iyi temennilerden bulunmak onu kötülüklerden koruyacağı anlamına gelmiştir. Bu bağlamda Batı kültürlerinde “Tanrı seni korusun” anlamına gelen ifadeler yaygınlaşmıştır. Türk kültüründe ise daha dünyevi ama güçlü bir temenni olan “Çok yaşa” sözü yerleşmiştir. Bu ifadeler hapşıran kişinin sağlıklı, uzun ve sorunsuz bir yaşam sürmesi dileğini taşımaktadır.

“Çok yaşa” denilmesine verilen “Sen de gör” ya da “Hep birlikte” gibi karşılıklar da bu sözlü geleneğin bir parçası haline gelmiştir. Bu diyaloğun yerleşmesi bireysel sağlıktan öte toplumsal dayanışmayı ve karşılıklı iyi niyeti de yansıtmaktadır. Bu açıdan bakıldığında insan bedeninde oluşan basit bir refleks insanlar arasında bağ kuran küçük bir ritüele dönüşmüştür.

Günümüzde hapşırmanın tıbbi açıdan doğal ve gerekli bir refleks olduğu bilinmesine rağmen bu gelenek hala canlılığını korumaktadır. Çünkü “Çok yaşa” gibi temenniler toplumsal hafızaya işlenen bir alışkanlıkla beraber nezaket göstergesi haline gelmiştir.

YORUMLARI GÖR ( 0 )

En Çok Aranan Haberler

Kapat