HABER

Kapat

O fotoğrafa Kılıçdaroğlu da yorum yaptı

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, "Bir başbakanın kendi ülkesinde siperlerde ayakta duramaması, benim görmek istemediğim bir fotoğraftır" dedi.

O fotoğrafa Kılıçdaroğlu da yorum yaptı

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, partisinin Antalya İl Başkanlığını ziyaretinin ardından Kemer’in Göynük beldesinde gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Bir gazetecinin, "Başbakan Erdoğan ve Genelkurmay Başkanı’nın siperde çökmesi tartışması var. Sizin bu konudaki görüşlerinizi alabilir miyiz?" sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, "Bir başbakanın kendi ülkesinde siperlerde ayakta duramaması, benim görmek istemediğim bir fotoğraftır. Bu fotoğraf beni üzen bir fotoğraf. Kendi topraklarında siperlerinin gerisinde çömelmiş bir başbakanı ben görmek istemem" yanıtını verdi.

[

](http://aktuel.mynet.com/galeri/haber/erdogan-mevzilerde-erdogan-ve-basbug-o-siperde/6108/157540/sayfa/1/)

Kılıçdaroğlu, "Ufukta bir bir erken seçim görüyor musunuz? Erken seçim bekliyorsanız CHP’nin stratejisi ne olacak?" sorusunu ise şöyle cevapladı: "Anayasa Mahkemesinin vereceği karara bağlı olarak bir seçim gündeme gelebilir. Biz her koşulda seçime hazırız. İster erken seçim olsun, ister zamanında seçim olsun, bu konuda karar yine büyük ölçüde AKP’ye ait. Çünkü parlamentoda çoğunluk AKP’ye ait. AKP arzu ettiği zaman erken seçime gidebilir -ki öyle anlaşılıyor- ama bir toplumsal baskı olur veya toplumsal baskının bir sonucu olarak da iktidar erken seçime gidebilir. Bu da büyük bir ihtimal. Çünkü AKP ülkeyi sağlıklı yönetme konusunda büyük ölçüde iradesini kaybetmiş durumda.

Sorunların yoğunluğu altında boğulan bir AKP görüyoruz. Sorunlar yoğunlaştıkça, Başbakan’ın daha sert söylemler kullandığını, bürokrasiyi daha acımasızca kullandığını, muhalefete gereksiz eleştiriler yaptığını, devletin kurumlarını yerli yersiz eleştirdiğini görüyoruz. O açıdan zeminin kaydığını görüyoruz. O zemin kayması bir erken seçimi gündeme getirebilir." Kılıçdaroğlu, "CHP seçimlerde adaylarını hangi yöntemle belirleyecek?" sorusuna ise "Seçim kararı alınsın hep beraber göreceğiz" karşılığını verdi.

Güneydoğu’da sınırın kaydırılmasına ilişkin tartışmalara ilişkin bir soru üzerine de Kılıçdaroğlu, "Sınırların kaldırılması bir Sayın Bakan’ın düşüncesi olabilir ama bu konuda önce hükümetin düşüncesinin ortaya çıkması lazım. Hükümet bu konuda ne düşünüyor? Eğer Sayın Başbakan bu konudaki düşüncelerini açıklarsa, biz de kendi düşüncelerimizi açıklamış oluruz" dedi.

-BAŞBAKAN İLE GÖRÜŞME-

"Başbakan’la bir araya gelmeniz söz konusu olabilir mi?" sorusuna da Kılıçdaroğlu, "Elbette Sayın Başbakan bu konuda bir ihtiyaç hissederse, bizim düşüncelerimizi öğrenmek isterse düşüncelerimizi bütün açıklığıyla samimi olarak Sayın Başbakan’a aktarırız. Önce hükümetin ihtiyaç duyup duymadığını bilmemiz gerekiyor" yanıtını verdi.

Kılıçdaroğlu, terörle mücadele konusunda birlikte adım atılması konusundaki soru üzerine de şunları söyledi: "İktidar değil CHP... İstihbarat örgütleri CHP’ye bağlı değil.

Demokrasiyi elinde tutan, bu konuda bilgi akışı elinde olan hükümetin, önce bu konuda açık ve net olarak politikaları kamuoyuna açıklaması lazım veya kamuoyuna açıklamak istemiyorsa bu bilgileri sivil toplum örgütleriyle, diğer partilerle hükümetin paylaşması lazım. Paylaştığı zaman bizler de fikirlerimizi açıkça ortaya koyarız. Ben terör konusunda bir ulusal politikanın belirlenmesi gerektiği konusunun altını özellikle çizdim. Nedeni de şu: 30-35 yıldır devam eden teröre sağlıklı çözümler üretilmesi gerektiğini söyledim. Terörle mücadelede toplumsal desteğin çok önemli olduğunu ifade ettim. Bir toplumsal destek olmadan böyle bir mücadelenin sağlıklı yürümeyeceğini söyledim. O açıdan eğer bizim düşüncelerimizi, önerilerimizi hükümet paylaşırsa memnun oluruz ama hükümet ’hayır ben bildiğimi okurum’ derse, zaten ona da bizim söyleyeceğimiz fazla bir şey yok." "Değişen dünyada Türkiye’nin dış stratejisi ve yerinin ne olması gerektiği"ne ilişkin soruyu yanıtlayan de Kılıçdaroğlu, "Dış politikayı statik bir yere oturtamazsınız. Dünyada dengeler değişiyorsa, Türkiye de o dengeler içinde yerini ve konumunu almalıdır. Bu konuda en güzel söz yine İnönü’ye aittir: Dünya değişir, değişen dünyada Türkiye yerini alır" dedi.

-DENİZ BAYKAL’I DAVET-

Kemal Kılıçdaroğlu, Deniz Baykal’ın yakın çevresine "Antalya programına davet edilmedim. Davet edilseydim gidebilirdim" dediğinin aktarılması ve "Siz Deniz Bey’i Antalya programına davet ettiniz mi?" sorusu üzerine, şunları söyledi: "CHP’nin geleneğinde şöyle bir olay var: Eğer bir ile gidiyorsak o ilin milletvekilleri zaten davet edilmiyor. O ilin milletvekili onlar. Önceki genel başkanımız bu süreçte öyle anlıyorum ki belki başka programları vardı. O nedenle burada bulunamadı. Biz diğer illerden milletvekillerini davet ediyoruz, eğer davet ise ama gidilen ilin milletvekillerine herhangi bir davet söz konusu değil.

Antalya milletvekillerinin hiçbirine de özel bir davet yapmadık. Zaten onlar Antalya milletvekili, doğal olarak da buradalar."

-GAZETECİLERİN ÇALIŞMA KOŞULLARI-

Bu arada, Kılıçdaroğlu’nun programını iki gündür takip eden gazeteciler, yaşadıkları sıkıntıları da dile getirdiler.

Kılıçdaroğlu, bir gazetecinin, iki gündür gazetecilerin zor şartlarda çalıştıklarını, dün bir gazetecinin partililerce yumruklandığını, kendisinin de kamerasının kırıldığını belirtmesi üzerine, medyanın özgürce çalışmasına ortam yaratmanın her partilinin görevi olduğunu söyledi.

Kemal Kılıçdaroğlu, "O nedenle eğer size yönelik bir şiddet olmuşsa veya çalışmanız engellenmişse ben CHP Genel Başkanı olarak bu şiddete maruz kalan arkadaşlarımdan özür diliyorum" diye konuştu.

Kamerası kırılan Cihan Haber Ajansı muhabirinin, bazı partililerin "Cihan’ın kamerası kırıldıysa önemli değil" şeklinde yorumlarda bulunduklarını belirtmesi üzerine de Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu: "Onu söyleyen gerçek bir partili değildir, provokatördür. Çünkü bizim hoşumuza gitsin gitmesin, her türlü eleştiriyi kabul etmek zorundayız. Her türlü eleştiriye eğer yanıtınız varsa neden kızacaksınız. Hangi haber ajansı olursa olsun gazeteci kimliği varsa, özgürce çalışma ortamını sağlamak bizim görevimizdir. O nedenle bütün partili arkadaşlarıma buradan açık ve net mesaj veriyorum. Bütün gazetecilere, kimliği ne olursa olsun özgürce çalışma ortamı sağlamak bizim görevimizdir. CHP de bunu yapmayacaksa o zaman demokrasi bakışımızı yeniden gözden geçirmek zorundayız. Demokrasilerde medya özgürdür, sansür edilemez. Medyanın sesi kısılamaz. Medya her ortamda çalışacaktır.

Çalışması için de ona sağlıklı ortamı sağlamak her partilinin görevidir."

En Çok Aranan Haberler

Kapat