HABER

Kapat

Osmanlı'dan günümüze Ermeni gerçeği

SAMSUN (İHA) - Osmanlı döneminde Ermeniler kullanılarak Osmanlı Devleti'ne karşı başlatılan parçalama girişimlerinin bugün yine Ermeni Diasporası aracılığıyla Türkiye için sürdürülmeye çalışıldığını bildiren Türkiye Kamu-Sen Samsun İl Temsilcisi İsmet Çiftci, intikam peşinde koşmayan ve acılarını içine gömen Türk Milleti'ne yapılacak saldırıların cevapsız kalmayacağını söyledi. Çiftci, şanlı ve temiz Türk tarihine leke sürmeye çalışanların öncelikle Ermeniler eliyle yaptırdıkları mezalimin, Kafkaslar'da yapılan katliamların, sürgünlerin, Afrika'da, Amerika'da yaptıkları soykırımların hesabını vermesini istedi.

Ermenilerin katlettiği yaklaşık 550 bin şehidi rahmet ve şükranla anarak, Osmanlı'dan günümüze Ermeni oyununa dikkat çeken İsmet Çiftci, Ermeniler'in, 600 yıl boyunca Osmanlı idaresi altında dillerine, dinlerine, geleneklerine müdahale edilmeden, serbestçe ticaretlerini yaptığını, çocuklarını eğittiklerini hatırlattı. Osmanlı Devleti'ne bağlılıklarından dolayı "millet-i sadıka" yani "sadık millet" adını alan Ermeniler'in Osmanlı Devleti tarafından diğer etnik gruplar gibi ayrılmadığını ve yönetim kadrolarında yer verdiğini, danışmanlık, tercümanlık hatta bakanlık olmak üzere devletin her kademesinde görev verdiğini vurguladı.

Çiftci, 1978'da Osmanlı'yı parçalamak için hain planlar yapanların Ayastefanos Antlaşması ile Ermeniler'e bazı haklar verilmesini talep ederek tıpkı bugün olduğu gibi toplumun içine nifak tohumları ektiğine dikkat çekerek, "Bu sayede Rusya ve batılı devletler, Osmanlı topraklarında nüfuz alanları oluşturabilmek için büyük bir fırsat yakalamış oluyordu. Bu nüfuzu daha da etkili hale getirebilmek için Ermeniler de bir taraftan tahrik ediliyor bir taraftan da maddi-manevi destekleniyordu. Yani Osmanlı'yı içten içe bitirmek için düğmeye basılıyordu. Bunun etkisiyle devlet bir anda Ermeni sorunu diye yapay bir sorunla karşı karşıya kalıyordu. Ne hikmetse ülkemizde 600 yıl boyunca hiçbir baskıya maruz kalmadan, rahatça yaşayan Ermeniler'in İstanbul Patriği Nerses, 1878 yılında İngiltere'ye gönderdiği muhtırada Ermeniler'in Türklerle beraber yaşayamayacağını bildiriyor, İngiltere de gönderdiği talimatla tıpkı bugün olduğu gibi Osmanlı'dan doğuda reformlara başlamasını talep ediyordu" dedi.

"BUGÜN DE KAFALARI BULANDIRIYORLAR" Ermeniler'in bu tarihten sonra Osmanlı'yı yok etmek isteyen devletlerden aldığı güç, cesaret ve işaretle 1890 Erzurum, 1892-93 Merzifon (Amasya), Kayseri ve Yozgat, 1895'te Maraş, 1909'da Adana ve Van'da isyanlar çıkarttıklarını ve 1915 yılına kadar Müslüman Türk halkına katliamlar yaptığını dile getiren Çiftci, "Bunlarla da yetinmeyerek saldırılarını Sultan Abdulhamit Han'a suikast teşebbüsüne kadar götürdüler. Yani "sadık millet" dediğimiz Ermeniler Osmanlı'yı sırtından bıçakladılar. Birinci Dünya Savaşı sırasında Ermeni isyanlarını bastıran idareciler, sanki suç işlemiş gibi tutuklanarak, İstanbul'da kurulmuş bulunan Nemrut Mustafa Paşa Divanı'nda sorgulanmışlardır. Bunlardan bazı vatansever kahramanlarımız idamdan zor kurtulurken, Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey hiçbir suç işlemediği halde asılarak şehit edilmiştir. Bu karanlık günlerde Anadolu'da yaklaşık 550 bin vatandaşımızın Ermeni çeteciler tarafından katledildiği ortaya çıkmıştır. Evet, bölgede bir soykırım yapılmıştır ve bu soykırımı Ermeniler gerçekleştirmiştir. Şimdi ise Avrupa Birliği'ni (AB) yanlarına alan Ermeni Diasporası, mazisi temiz Türk Milleti'ne soykırım gömleğini giydirip, "arsız hırsız ev sahibini bastırır" misali suçlarını gizlemeye çalışmaktadırlar. Ermeniler'in soykırım safsatasını neden 1917 yılından 50 yıl sonra ortaya attığı sorusuna cevap aranmalıdır. Çünkü Ermeniler ve onların destekçisi ülkeler Ermeniler'in yaptığı soykırıma şahitlik eden insanların ölmesini, yaşanan trajedinin izlerinin silinmesini beklemişlerdir. Bugün yaptıkları ise tarihin sisli perdesi altında, kafaları bulandırmaya çalışmaktan başka bir şey değildir. Ancak planladıkları oyun ters tepmekte, arşiv belgeleri ve fotoğraflarla gerçek Ermeniler'in ve işbirlikçilerinin suratına tokat gibi çarpmaktadır" diye konuştu.
AB'nin her olayda olduğu gibi Ermeni konusunda da Türk Milleti'nin karşısına dikilerek sözde Ermeni soykırımının tanınmasını, Ermeniler'den özür dilenmesini ve bu tarihlerde türlü sebeplerle hayatını kaybeden Ermeniler'e tazminat ödenmesini talep ettiğini vurgulayan Çiftci, bununla da yetinmeyen arsızların, bir taraftan da Ermenistan sınırının açılması için girişimlerde bulunduğunu açıkladı. Çiftci, oysa Türkiye'nin o sınır kapısını, tüm dünyanın gözleri önünde Azerbaycan topraklarının yüzde 20'sini haksız bir şekilde işgal ederek, katliamlar yapan Ermeniler'i protesto etmek için kapattığını ifade etti. Çiftci, "Avrupa daha 10 yıl kadar önce yapılan bu işgali ve Karabağ'daki kıyımı görmezden gelirken, öbür tarafta uluslararası anlaşmalardan doğan hakla, yok edilmek üzere olan Türkler'i soykırımdan kurtaran ve Kıbrıs'a barış getiren Türkiye'yi şiddetle kınamakta ve adadan çekilmeye zorlamaktadır. Bu iki olay bile, bu şer odaklarının çifte standardını ve ard niyetini ortaya koymaya yetmektedir. Ne yazık ki içimizde de bazı kendini bilmez yetkisiz, etkisiz ve bilgisiz kimseler, tarihi gerçekleri saptırarak Ermeniler'e soykırım yapıldığını iddia edebilmektedir. Tarihi hiçbir ispatı ve gerçekliği bulunmayan bu iddialar, Türk Milleti'ni derinden yaralarken, bu trajediler esnasında katledilen vatandaşlarımızın de kemiklerini sızlatmaktadır" şeklinde konuştu.

"AZERBAYCAN TOPRAKLARINDAN ÇEKİLSİNLER" 1917-1972 yılları arasında uygulanan bilinçli karartma ile Türk Milleti'nin yaralarının sarılması, Ermeniler'in yaptığı mezalimlerin unutulmasının beklendiğini, bu tarihten sonra da bilinçli Türk aydınının çok iyi hatırladığı eski bir oyunun yeni perdesinin sahnelenmeye başlandığını ve bu kez de bir çok Türk diplomatın hain Ermeni terörüne kurban gittiğini kaydeden Çiftci, "Geçtiğimiz yüzyılda Osmanlı Devleti'nin çöküşünü hazırlayan isyanlar, saldırılar ve Avrupalı devletlerin olur-olmaz taleplerini içeren oyun, bugün de Türkiye Cumhuriyeti için sahnelenmeye çalışılmaktadır. Ne yazık ki Ermeniler yine aynı güçlerin piyonu olarak Türkler'in önüne sürülmektedir. Şu iyi bilinmelidir ki, Türk Milleti, dili, dini, rengi ve ırkı ne olursa olsun herkesle kardeşçe yaşamıştır ve yaşamaya devam edecektir. Bu milletin hiçbir milletle bir sorunu yoktur, ancak, kendisine kaldırılan elleri kıracak kuvvete, onu köşeye sıkıştırıp yok etmeyi amaçlayan oyunları bozacak basirete de sahiptir. Şanlı ve temiz tarihimize leke sürmeye çalışanlar, öncelikle Ermeniler eliyle yaptırdıkları mezalimin, Kafkaslar'da yapılan katliamların, sürgünlerin, Afrika'da, Amerika'da yaptıkları soykırımların hesabını versinler. Ermeniler'in bunca ihanetine rağmen büyük Türk Milleti acılarını yüreğine gömmüş geçmişin intikamını alma peşinde olmamıştır. Ermeni Diasporası dünyaya açılmak istiyorsa medeniyete kavuşmak istiyorsa önce sahte soykırım iddialarından vazgeçecek, işgal ettiği ve 1 milyon Azeri Türkü'nü yurdundan ettiği Azerbaycan topraklarından kayıtsız şartsız çekilecek, daha sonra büyük Türk Milleti'nden özür dileyecek, bizler de onları medeni dünya ile buluşturmak üzere kapılarımızı açacağız. Aksi halde hiçbir hükümetin hiçbir iktidarın bu şartlar yerine gelmeden Ermeniler'e kapı açmaya kalkışmasına milletimiz izin vermeyecektir" açıklamasını yaptı.
Türkler'in, bütün dünyanın uyguladığı karartma, saptırma ve uyutma çabalarına rağmen, katledilen 550 bin şehidini ve bundan 90 yıl önce yaşanan trajediyi unutmadığını ve unutmayacağını da söyleyen Çiftci, şöyle devam etti:
"Anadolu'da 'sadık millet' diye bilerek kucak açtıkları Ermeniler tarafından sırtından hançerlenen Türk Milleti'nin yüreğindeki acı, bugün de aynı tazeliği ile durmaktadır. Hiçbir karartma bu acıyı dindiremeyecektir. Vatanı ve milleti için canını veren, sırtından bıçaklanan, karınları yarılan, beyinleri parçalanan, diri diri yakılan masum şehitlerimizi unutmayacağız. Bizler milli şehidimiz Boğazlıyan Kaymakamı Mehmet Kemal Bey'i, Bayburt Kaymakamı Nusret Bey'i, Berlin'de şehit edilen Talat Paşa'yı, Tiflis'te şehit edilen Cemal Paşa'yı, Roma'da katledilen Sait Halim Paşa'yı, İstanbul Parapalas'ta 1921 yılında suikaste uğrayıp şehit edilen Azerbaycan İçişleri Bakanı Cevanşir Han'ı, Vatikan Büyükelçimiz Taha Carım'ı, Paris Büyükelçimiz İsmail Erez ile polis memuru Talip Yener'i, Atina İdari Ateşemiz Galip Özmen ve kızı Neslihan Özmen'i, Paris'te Çalışma Müşavarimiz ReşatMoral'ı ve din görevlimiz Tecelli Arı'yı, Viyana Büyükelçimiz Danış Tunalıgil ve onlarca şehit elçilik görevlilerini unutmadık, unutmayacak ve unutturmayacağız. Ruhları şad olsun"

YORUMLARI GÖR ( 0 )

En Çok Aranan Haberler

Kapat